Kayıtlar

Temmuz, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İstifalarla Sarsılan CHP'de "Butlancı" Çatlağı: "13 Yıldır Dinlemediniz, Bari Şimdi Kulak Verin!"

Resim
ÖZEL HABER ​Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) içindeki istifa dalgası hız kesmeden devam ederken, partinin kaosa sürüklendiği bir dönemde 20. Dönem Sivas Milletvekili Mahmut Işık tarafından Kemal Kılıçdaroğlu’na gönderilen mektup gündeme bomba gibi düştü. ​Mahkeme kararları ve parti içi çekişmeler üzerinden şekillenen süreçte, "butlancı" ekibin ve Kılıçdaroğlu'nun yakın çevresindeki isimlerin partiyi aşamalı bir kargaşaya ve parçalanmaya götürdüğü yönündeki sert tespitlerin yer aldığı mektup, parti içi mücadelenin ve tasfiye iddialarının boyutunu gözler önüne serdi. ​Mektubun Şifreleri ve "Butlancı" Kadro Eleştirisi Mektubu Kulislerden.blogspot.com ile paylaşan Mahmut Işık, 01.06.2025 tarihli mektubunda, AKP ve iktidar blokunun parti içindeki hukuki süreçler ve mahkeme kararları üzerinden CHP'nin karıştırılmak istendiğini vurguluyor ve bu oyunu ancak Kemal Kılıçdaroğlu'nun bozabileceğini ifade ediyor.  Ancak mektupta, Kılıçdaroğlu’nun etrafını sa...

Liyakatin Yerini "Fişleme" mi Alıyor? Öğretim Elemanlarına İstihbarat Soruşturması Yolda!

Resim
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen  282 Sıra Sayılı Kanun Teklifi’nin 25. maddesi, akademik camiada ve muhalefette tepkilere neden oldu.  Yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanlarına güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması zorunluluğu getiren düzenleme, “kamu güvenliği” gerekçesiyle sunulsa da uzmanlar tarafından üniversiteleri eleştirel düşünceden arındırmaya ve muhalif sesleri tasfiye etmeye yönelik bir “sadakat rejimi” olarak nitelendiriliyor.  Kanun teklifiyle 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nun 3. maddesine “yükseköğretim kurumlarında çalışacak öğretim elemanları” ibaresi ekleniyor. Böylece öğretim elemanı atamalarında istihbarat temelli soruşturma zorunlu hale geliyor. Akademik çevreler; bu uygulamanın liyakat ilkesini tamamen ortadan kaldırarak yerine “siyasi sadakat” kriterini yerleştireceğini vurguluyor. Düzenlemenin Anayasa’nın,  -Düşünce ve kanaat hürriyeti (Madde 25) -Düşünceyi açıklama ve yay...

Engelli Bakım Merkezi Skandalında Bürokratik Çelişki: "Kapattık" Denen Yer İçin İnceleme Sürüyor!

Resim
​İstanbul’daki bir özel bakım merkezinde engelli bireylere yönelik yaşanan ihmal ve istismar iddiaları Meclis gündemine taşınırken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın verdiği resmi yanıt skandal bir çelişkiyi gözler önüne serdi. Bakanlık, merkezin kapatıldığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu savunurken, aynı belgede soruşturmanın hâlâ devam ettiği bildirildi. Türkiye'yi sarsan bakım merkezi ihmal ve istismar iddiaları, meclis denetim mekanizmalarındaki bürokratik tutarsızlıkları da gün yüzüne çıkardı. İstanbul’daki bir engelli bakım merkezinde yaşanan vahim olaylar, farklı partilerden milletvekilleri tarafından hazırlanan yazılı soru önergeleriyle Meclis gündemine taşındı. Ancak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın konuya ilişkin verdiği resmi yanıt, hukuki ve mantıksal açıdan birbirini nakzeden ifadeler barındırması nedeniyle tepki topladı.  ​Konuyu Meclise Taşıyan İsimler ve Önergeler ​Eylül ve Ekim 2025 tarihlerinde TBMM Başkanlığına sunulan soru önergeleri...

Denetimsizliğe Yasal Kılıf: Bir Kişi Birden Fazla Vakıf Üniversitesini Yönetebilecek!

Resim
​Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan 282 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne eklenen bir önerge, vakıf yükseköğretim kurumlarındaki denetim mekanizmalarını zayıflatacak tartışmalı bir düzenlemeyi gündeme getirdi. İktidarın çıkardığı veya önünü açtığı bu tür yasal düzenlemeler, kamuoyunda ve muhalefet çevrelerinde "adrese teslim ayrıcalık" olarak tepki çekiyor. ​Yaptırımlar Kaldırılıyor ​Kanun teklifinin 9 uncu maddesinde yapılması istenen değişiklik, 2547 sayılı Kanun’un ek 11 inci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin metinden tamamen çıkarılmasını öngörüyor. Bu hamleyle birlikte; bir vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyetinde veya kurucu vakfında yer alan isimlerin, başka bir vakıf yükseköğretim kurumunda da aynı unvanlarla görev yapabilmesinin önündeki engeller temizleniyor. Normal şartlarda yaptırım uygulanmasını gerektiren bu durumun kapsam dışına çıkarılması, "akademik alanda tekelleşme ve kadrolaşma" kaygılarını artırıyor.   Eği...

Ekranlarda "Sendikalı Olun", Gerçekte Yüzde 6 Barajı: İki Yüzlü Çalışma Düzeni!

Resim
Çalışma hayatının dumanı tüten tezgahlarında, metal fabrikalarında, inşaat iskelelerinde ya da kargo depolarında çalışan milyonlar için "sendikalı olmak" artık anayasal bir haktan ziyade, adeta bir hukuk mücadelesi ve göze alma meselesi durumuna geldi. ​Bakanlık kürsülerinden, televizyon ekranlarından yayımlanan şık kamu spotlarında işçilere sesleniliyor: “ Sendikalı olun, güvenceye kavuşun.” Reklam filmleri modern, mesajlar cana yakın, niyet ise kağıt üstünde çok “demokratik”. ​Peki, gerçeğin mutfağında rüzgar nasıl esiyor? ​Emek Partisi milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca’nın Meclis gündemine taşıdığı veriler, bu süslü cümlelerin altındaki acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarpıyor. Türkiye’de kayıtlı 17,4 milyon işçiden yalnızca 2,4 milyonunun sendika üyesi olduğu açıklandı. Resmî oran yüzde 13,96 gibi cılız bir seviyede kalırken, kamu işçileri dışarıda bırakıldığında özel sektördeki sendikalaşma oranının yüzde 6-7 bandına sıkıştığı görülüyor. ​...

Tek Bir Bağımsız Kalem Bile Karanlığı Aydınlatmaya Yeter!

Resim
Demokrasi denilen kadim yapı, süslü kürsülerde yapılan ihtişamlı konuşmalarla değil, halkın haber alma hakkının ne kadar korunduğuyla ölçülür. Bir ülkede demokrasinin nefes boruları tıkandığında, ilk önce gerçeğin sesini topluma ulaştıran bağımsız kalemler hedef alınır.   ​Ne var ki, bu topraklarda hakikati savunmanın tarihi, aynı zamanda ağır bedellerin, mahkeme salonlarının ve göğüslenen haksızlıkların tarihidir. Cumhuriyetin ilanından hemen sonra, henüz yeni rejimin inkılap ve yapılanma sürecinde bile basın üzerindeki baskılar gecikmemiş; Ahmed Emin Yalman, Velid Ebüzziya, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Şükrü Esmer ve Eşref Edip gibi dönemin önde gelen gazeteci ve yazarları, yazdıkları yazılar ve muhalif duruşları nedeniyle İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanarak ya da mahkeme kapılarında sabahlayarak Cumhuriyet tarihinin ilk basın mahkûmiyetlerine ve tutuklamalarına maruz kalmışlardır. ​Bugün dönüp baktığımızda, bağımsız ve omurgalı gazeteciliği hazmedemeyen, kalemi...

CHP'nin Önceki Dönem 264 Milletvekillinden Toplu İstifa ve Yeni Oluşum Açıklaması!

Resim
​Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) farklı dönemlerinde görev yapmış çok sayıda eski milletvekili, ortak bir kamuoyu açıklaması yayınlayarak partilerinden istifa ettiklerini ve yeni bir siyasi oluşuma destek vereceklerini duyurdular. ​İmzacılar, son dönemde yaşanan gelişmelerin ve "yasalara aykırı olarak alındığı" öne sürülen butlan kararının partinin kurucu değerleri ve demokratik süreçleriyle bağdaşmadığını belirterek, bu sürecin bir parçası olmayacaklarını ifade ettiler. ​İstifa Gerekçeleri ve Açıklamadan Öne Çıkan Başlıklar ​Tüzel Kişilik Vurgusu: Açıklamada, CHP'nin tüzel kişiliğini yeniden geri alana kadar partiden geçici olarak ayrılma kararı alındığı belirtildi. ​Meşruiyet Krizi: Alınan kararların partiyi kişisel iktidar aracı haline getirdiği savunularak, ortaya çıkan meşruiyet krizinde yer alınmayacağı vurgulandı. ​Yeni Siyasi Anlayış : Atatürk’ün ilke ve devrimlerine, laik ve demokratik Cumhuriyetin temel değerlerine bağlı kalınacağı; parti içi demo...

Can Boğazdan Gelir Derken, Boğazımızdan Gidenler Canımızı Alıyor!

Resim
Sabah kahvaltı yaparken ​şöyle bir düşündüm. Soframıza koyduğumuz bir dilim peynirden, akşam tenceremizde kaynayan yemeğe kadar her şey artık bir soru işareti. Eskiden "Can boğazdan gelir" derdik, şimdi korkarım ki boğazımızdan gidenler canımızı alıyor. ​Gıda meselesi öyle geçiştirilecek, üç beş denetimle halledilecek bir şey değil; bildiğiniz millî güvenlik meselesi bu. Ama maalesef tarladan sofraya uzanan o güzelim zincir, ne yazık ki ekonomik krizin, denetimsizliğin, başı boşluğun ve biraz daha fazla kâr hırsının kurbanı olmuş durumda. ​İşin en acı ve bir o kadar da insanın kanını donduran hikayesi ise tarlada başlıyor. Çiftçi zaten borç içinde, girdi maliyetleri boyunu aşmış. Gübreymiş, zirai ilaçmış derken adamcağız az maliyetle yüksek verim alayım derken eli kolu bağlanıyor. Sonuç mu?  Pestisit yani o zehirli ilaç kalıntıları doğrudan ürünlerimize geçiyor. Hani şu Avrupa Birliği var ya; "Bu üründe kalıntı var, sağlığa zararlı" deyip sınır kapıların...

Pusulayı Kaybettirenler Kulübü'ne Hoş Geldiniz

Resim
Ey ahali, siyaset dediğimiz mekanizma bazen öyle trajikomik hallere bürünür ki, insan gülmekle ağlamak arasında gidip gelir. Hani eskiler "Kılavuzu karga olanın burnu b...ktan kurtulmaz" derler ya, bizim siyaset sahnesindeki bazı eski tüfekler ve mümtaz ekipleri de kılavuz araya araya sonunda öyle bir noktaya geldiler ki, artık kargaya bile rahmet okutuyorlar. ​Ekranlarda dönen tartışmaları, "figüran" haberlerine gösterilen fevri tepkileri, Çağdaş Gazeteciler Derneği ( ÇGD)'nin "Habere tehditle değil belgeyle cevap verilir" uyarısını ve CHP yetkililerinin gazetecilere yönelik tavırlarını izlerken insan ister istemez düşünüyor: Bu nasıl bir ferasetsizliktir? diye sorar. Türkiye'de ve Avrupa nezdinde önemli bir gazetecilik misyonu üstlenen, üyesi olduğum Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), yaşanan olayların ardından meslektaşlarımızı tehdit etmeye kalkan butlan yönetimine, '' Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, meslektaşlarımızı tehd...

Türkiye'de Kentler Neden Gettolaşıyor?

Resim
​Bugün büyükşehirlerin en şaşaalı bulvarlarından içeriye, sokak aralarına doğru şöyle bir adım attığınızda karşınıza çıkan tablo, ekranlarda izlediğimiz pembe tablolardan fersah fersah uzakta olduğunu görürsünüz.  Yoksulluk artık köylerin, kırsalın sessiz bir kaderi olmaktan çıkıp beton yığınlarının arasında, metropollerin çeperlerinde patlamaya hazır bir saatli bombaya dönüştü. Aynı şehrin içinde yaşayan insanlar birbirinin lüksünü ya da sefaletini anlamakla kalmıyor; artık birbirine yabancılaşan, hatta korkan iki ayrı dünyaya hapsolmuş durumda. ​Peki, bu devasa sosyal yara neden ana akım siyasetin ve ekranların gündemine tam anlamıyla girmiyor? Çünkü iktidar ve medya için yoksulluk, kalıcı bir kalkınma politikasıyla çözülmesi gereken yapısal bir sorun değil; seçim dönemlerinde dağıtılan üç beş yardım kolisinden, geçici erzak yardımlarından ibaret bir "lütuf" mekanizması. Mekânsal ve sosyal ayrışmanın yarattığı o derin uçurum, göz önünden kaldırıldığı sürece yok ...

Gençlerin Ruh Sağlığı Siyasetin Bütçesinde Neden Yok?

Resim
​Gençlerin Ruh Sağlığı Siyasetin Bütçesinde Neden Yok? ​Bir ülkenin en büyük sermayesi, sokaklarında koşan çocukları ya da fabrikalarında ter döken işçileri değil; o ülkenin yarınına inanan, sabah uyandığında "Bugün güzel bir şeyler olabilir" umudunu taşıyan gençliğidir. ​Ancak bugün Türkiye’de milyonlarca genç; gözleri cam gibi parlayan bireyler olmaktan çıkmış, sabahları tünelin ucundaki ışığı değil sadece önlerindeki mesaiyi veya aşılması imkânsız duvarları gören sessiz mahkûmlara dönüşmüştür. Listelerin arka sıralarına itilen, "oy" hesaplarının arasında kaybolup giden en büyük gizli krizimiz tam da budur: Gençlerin ruhsal çöküşü ve toplumsal bağlarının sessizce kopuşu. ​Bugün kuşağımızın dili değişti. Eskiden gençler gelecekten, hayallerinden, kuracakları yuvadan veya yapacakları buluşlardan bahsederdi. Şimdi lügatımızda tek bir kelime var: 'Tükenmişlik'. ​Asgari ücretin ya da hemen biraz üzerindeki rakamların bir kâbus gibi gençlerin üzerine...

​"Böldüler, Bittiler" Diyorlardı; Halkın Partisi Küllerinden Yeni Parti'de Doğdu!

Resim
Türkiye siyaseti uzun zamandır benzeri görülmemiş bir çalkantının içinden geçiyor. Bir yanda ülkeyi yıllardır tek başına yöneten ve her türlü köşeye sıkıştırma taktiğini deneyen bir iktidar var; diğer yanda ise halkın değişim umudunu omuzlayan ana muhalefet cephesi. Ancak son günlerde yaşananlar, siyasette taşları yerinden oynatan tarihi bir kırılmaya sahne oldu. Özgür Özel’in attığı cesur adım, sadece bir ayrılık ya da parti kuruluşu değil; iktidarın ve hesap uzmanlarının tüm planlarını altüst eden stratejik bir ateş yaktı.  ​Gelin, bu noktaya nasıl geldik ve bu yeni hareket neden bu kadar hayati, biraz daha yakından ve samimi bir dille bakalım. ​Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin kurucu değerlerinin, demokrasisinin ve laiklik mücadelesinin omurgasıdır. Bu tarihsel misyon öyle kolay kolay silinemez, kağıt üstündeki oyunlarla yok edilemez. Ancak iktidar bloku, karşısındaki bu en büyük engeli zayıflatmak, hantallaştırmak ve kendi iç meseleleriyle boğuşur hale g...

Tecrit Değil, Adalet! Sanat ve İnsan Onuru İçin Evrensel Hukuk Hemen Şimdi!

Resim
​İçimiz acıyor, kelimeler boğazımızda düğümleniyor. Adalet, bir toplumun en temel taşıdır; o sarsıldığında hepimiz ortak bir sorumluluk ve endişe duyarız. Bugün Marmara Hapishanesi’ndeki infaz koşulları, bu konudaki kaygıları bir kez daha gözler önüne seriyor. Yıllardır sanatla, ezgilerle uğraşan isimler ve çeşitli gerekçelerle tutuklu bulunanlar, ağır tecrit koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor. Seslerini duyurabilmek amacıyla açlık grevine başvuran mahpuslar bulunuyor. ​Grup Yorum üyeleri Can Kaba ve Cem Dursun'un yanı sıra, tecrit koşullarına karşı açlık grevini sürdüren Hasan Basri Yıldız ve parasız, bilimsel ve demokratik eğitim hakkı savunuculuğu nedeniyle tutuklanan Tacettin Erol Şahin bu süreçte yer alıyor. İnsanların hak arayışlarını ifade edebilmek için bedenlerini açlığa yatırmak gibi en yıpratıcı çarelere başvurması derin bir üzüntü kaynağıdır.  Açlık grevindeki mahpusların bu çığlığı, toplumsal vicdanın ortak sorumluluğudur. Yetkili makamların bu sesl...

Çöpten Geçinenlerin Umuduna Darbe!

Resim
​Sabah erkenden büyük şehirlerin sokaklarında, parklarında ya da çöp konteynerlerinin başında gözünüze çarpan o sessiz kalabalığı fark ettiniz mi hiç? ​Ellerinde büyük çöp torbalarıyla bir atık matikten diğerine koşan, her bir boş şişeden çıkacak üç beş kuruşun hesabını yapan insanlar... Kimi yaşlı bir amca, kimi geçim derdine düşmüş bir genç, kimi de evine ekmek götürmeye çalışan bir anne. ​Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın büyük bir gururla "döngüsel ekonomi" ve "çevreci politika" makyajıyla hayata geçirdiği Depozito Yönetim Sistemi (DYS), bugün sahada bambaşka bir gerçeğin aynası haline geldi. ​Normal şartlarda bu tür sistemlerin amacı bellidir. Doğayı korumak, ambalaj atıklarını kaynağında ayrıştırmak ve gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmak. Ancak Türkiye’de artan enflasyon, dayanılmaz hayat pahalılığı ve derinleşen ekonomik kriz, bu masum çevreci adımı bile milyonlarca insan için "hayatta kalma mücadelesi" alanına çevirdi. ​Halk...

Sultandağı’nda Kırmızı Alarm: Emeğimiz Dalda Çürüyor, Devlet Seyrediyor!

Resim
ÖZEL HABER  ​Türkiye’nin meyve sepeti Afyonkarahisar’ın Sultandağı ilçesinde, toprak ana bu yıl yine cömertliğini konuşturdu. Kilometrelerce uzanan bahçelerde, coğrafi işaretli o eşsiz kirazlar dalları yerlere eğecek kadar gür ve iştah kabartıcı bir şekilde olgunlaştı. Ancak bu yıl o dallarda sallanan şey yalnızca bir meyve değil; binlerce ailenin bir yıllık emeği, umudu ve sessizce tükenen hayat hikâyesi. ​Bugün Sultandağı’nda mağduriyet yaşayan yaklaşık 2.500 kiraz üreticisi, 22 bin hektarlık alanda kiraz üretimi gerçekleştiriyor. Yaşananlara bakınca karşımızda duran tablo, planlı bir çöküşün ve göz göre göre gelen bir vicdan tutulmasının resmidir. ​Matematiğin İflas Ettiği Yer: Toplamak Zarar, Toplamamak Felaket ​Bir üretici düşünün; sabaha karşı ayazda uyandığı, gözü gibi baktığı, damla damla suladığı ağacı meyveye durduğunda sevinmek yerine karalar bağlıyor. Sultandağı’nda bugün tam olarak bu yaşanıyor. ​İhracatlık birinci sınıf kirazın ta...

Liyakatsizlikten Beyin Göçüne Türkiye’nin Altını Oyan Sessiz Erozyon!

Resim
Ülke gündemi operasyonlar, döviz kurları, enflasyon rakamları ve günlük siyasi tartışmalarla meşgulken, uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri asıl tehlikenin arka planda sessizce ilerleyen yapısal sorunlar olduğuna dikkat çekiyor. Kamu yönetiminden eğitime, tarımdan beyin göçüne kadar uzanan alanlardaki erozyonun, Türkiye’nin gelecekteki krizlerle mücadele kapasitesini zayıflattığı uyarısında bulunuyor.  AKP iktidarının ​son yıllardaki politik tercihleri ve yönetim anlayışı nedeniyle, liyakat krizi, kurumsal hafızanın tasfiyesi, beyin göçü, tarım ve gıda güvenliğinde yapısal çöküş, eğitimde kayıp kuşak gibi sorunların derinleşmesi gibi temel kriz başlıkları, ülkenin orta ve uzun vadeli vizyonunu tehdit ediyor. Liyakat Krizi ve Kurumsal Hafızanın Tasfiyesi ​Uzmanlara göre devletin en büyük gücü olan kurumsal kültür ve uzmanlık hafızası, son yıllarda kamuda yapılan kadrolaşma hamleleriyle ağır bir yara aldı. ​Merkez Bankası, TÜİK, BDDK ve kritik bakanlıklarda sıkça yaşana...

Özel Yeni Parti İle İlgili Noktayı Koydu: "Türkiye İttifakı ile İktidara Yürüyoruz"

Resim
Seçilmiş Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada partisinden ayrıldıklarını ve yeni bir parti kuracaklarını duyurdu. ​Özel'in konuşmasından öne çıkan başlıklar ve haberin detayları şöyle: ​Yeni Parti ve Meclis'teki Durum Özgür Özel, yeni partinin milletin vekilleriyle ilk adım atılarak kurulacağını ve açık ara farkla ana muhalefet partisi olacaklarını belirtti. Özel, "Bugün bu kürsüye, Cumhuriyet Halk Partisi’nin grup kürsüsüne veda ederken, ana muhalefet partisi grup kürsüsünü asla bırakmıyoruz" dedi. ​Ateşten Gömlek Vurgusu : Siyasette gömlek çıkarmadıklarını belirten Özel, "Biz siyasette gömlek çıkarmıyoruz; bu ülkenin yarınları için ateşten bir gömleği giyiyoruz" ifadelerini kullandı. ​Atatürk ve Türkiye İttifakı Yollarının Atatürk’ün gösterdiği yol olduğunu, sosyal demokrat olduklarını ve Altı Ok’a sonuna kadar bağlı bulunduklarını vurgulayan Özel, aynı zamanda Türkiye İttifakı davetinin de s...

Yüzde 40'lık Dev Dalga: Özel İktidara Yürüyor, Ankara'da Yeni Dönemin Planları Masada!

Resim
Ankara'da siyasetin nabzı, CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel'in yönetimindeki Cumhuriyet Halk Partisi'nin son dönemde yakaladığı yükseliş ivmesiyle atıyor. Yapılan kamuoyu araştırmalarında Özel'in yeni kuracağı partinin yüzde 40'ları da aşacağı ifade ediliyor. İktidara en yakın parti konumuna yerleşen CHP, Özgür Özel liderliğinde ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile güçlü kadrolarla olası bir iktidar değişimine hazırlanıyor. Özgür Özel ve ekibi, uzun süredir üzerinde çalıştıkları yeni parti programı ve "Gölge Kabine" mekanizmasıyla, iktidara geldiklerinde ülkeyi yönetecekleri projeleri ise şimdiden hazır. ​ Özel’in liderliğinde ve Ekrem İmamoğlu'nun yerel yönetimlerdeki tecrübesiyle şekillenen bu yeni dönem stratejisi, sadece bir muhalefet söylemi değil; hukuktan ekonomiye, yerel yönetim reformlarından dış politikaya kadar her alanda radikal bir dönüşüm vaat eden detaylı bir yol haritası niteliği taşıyor. ​...

Sandıktan Korkmanın Bedeli Ve Bir İktidarın Çöküşünü İzlemek!

Resim
​Her sabah olduğu gibi güne yine bir "son dakika" gelişmesiyle başladık. Televizyonlarda, "CHP’li İzmit İlçe Belediyesi’ne yönelik operasyonda belediye başkanı, CHP ilçe başkanı ve çok sayıda çalışan gözaltına alındı..."  Ancak bu operasyon, toplumun genelinde artık bir "denetim" faaliyetinden ziyade, siyasi bir dizayn çabası olarak okunuyor. ​Siyaset, özünde bir rekabet işidir; ancak bu rekabetin yürütülme biçimi, bir yönetimin demokratlık seviyesinin aynasıdır.  Son dönemde Özgür Özel ve CHP’li belediyeler üzerinde yoğunlaşan idari soruşturmaları izliyoruz. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu durum, siyasi iklimi germekten öteye gitmiyor. İktidarın "oyun kurma" çabası, aslında kendi ayaklarının altındaki zemini hızla eritiyor. ​Sürekli yapılan bu baskınlar, artık vatandaşın vicdanında bir "denetim" mekanizması olarak değil, siyaseti masa başında dizayn etme girişimi olarak görülüyor. Oysa siyaseti sandık dışı yollarla şek...

​Sivas’ın Sarp Yamaçlarında Hüzünlü Bir Tanıklık: Bir Anne Keçinin Sessiz Çığlığı!

Resim
ÖZEL HABER Sivas'ın Divriği ilçesinin sarp yamaçlarında, doğanın kendi kurallarıyla yazdığı duygu yüklü sessiz hikayelerden biri yaşandı. CHP eski Sivas Milletvekili Mahmut Işık, memleketi Divriği’de yeni yaptırdığı evinin yakınlarında, yaban hayatının hüzünlü ve çarpıcı yüzüne tanıklık etti. Işık, dağ keçisinin yaşadığı bu dramın görüntü ve fotoğrafları kulislerden.blogspot.com ile paylaştı. ​Evinin hemen yanı başındaki kayalıklarda, iki yavrusunu bir kartala kaptıran anne dağ keçisinin çaresiz bekleyişini görüntüleyen Işık, gördüğü manzara karşısında derinden sarsıldı. Acılı annenin, yavrularını yitirdiği o kayalıkta, sanki bir mucize beklercesine iki saat boyunca kımıldamadan durduğunu söyleyen Işık,o bakışlarda, insanın kelimelerle tarif edemeyeceği, sadece doğanın kendi dilinde karşılığı olan derin bir kederin olduğunu belirtti. ​Yaşadığı bu hüzünlü anı paylaşan Mahmut Işık, doğanın sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda en saf...

Yasakların Gölgesinde ki Başkentte Adalet Çığlıkları​ Sürüyor!

Resim
Uzun zamandır Ankara’nın gri asfaltlarında yankılanan ayak sesleri, aslında ülkeyi sarsacak sessiz bir çığlığın da habercisidir. KESK üyelerinden hak arayan maden işçilerine, KHK süreçlerinin gölgesinde bir umut ışığı arayanlardan acısını dindirememiş ailelere kadar; bu insanlar sadece birer eylemci değil, adalet terazisinin yeniden dengelenmesini bekleyen bir toplum vicdanıdır. ​Uzun yıllardır başkentin sokaklarında, Bakanlıklar önünde, Meclis kapılarında... her eylemin kendine has ritmini, o çaresiz ama kararlı bekleyişlerini kamerayla çekmiş ve yazmış bir gazeteci olarak söylüyorum: Bu iktidar döneminde gördüğümüz, duyduğumuz ve hissettiğimiz bu yoğunlukta, bu çeşitlilikte bir "hak arama çabasına" daha önce hiç tanık olmadım. ​"Hak" kavramının bir lütuf değil, toplumsal sözleşmemizin en temel borcu olduğunu hatırlatan bu sesler, aslında ülkemizin demokratik olgunluk sınavının da bir yansımasıdır.  Vatandaşın derdini anlatmak için sokağı tercih etmesi,...

Sessiz Tehlike Kapıda. Su ve Deprem, Rantın Değil Bilimin Konusu Olmalı!

Resim
​Bazen kahvemi alıp balkona çıktığımda etraftaki binalara, çevreye bakıyor ve düşünüyorum: Biz gerçekten "yarın"ı planlıyor muyuz, yoksa sadece bugünü kurtarmanın telaşıyla mı savruluyoruz? Şöyle bir geçmişe baktığımızda 23 yıldır bu ülkenin yönetiminde olan bir anlayışın yaptıkları, maalesef çevresel sürdürülebilirlik ve afet yönetimi konusunda "sınıfta kalmanın" ötesine geçen bir ihmal zinciri olduğunu görüyoruz.  Bu yazıyı sadece bir siyasi eleştiri olarak değil, bir yurttaş olarak, gelecek nesillere karşı borçlu hissettiğim için yazdım. ​Hafızalarımızı tazeleyelim. Özellikle son yirmi yılda Türkiye’nin dört bir yanının, sürdürülebilirlik ilkelerinden uzak, rant odaklı bir şehirleşme anlayışıyla "betonlaştırıldığını" hepimiz gördük. Doğal yaşam alanlarının imara açılması, dere yataklarının daraltılması...  Sonuç?  Eskiden nadir gördüğümüz ani sel felaketlerinin artık her yağmurda bir "yeni normal" haline gelmesi gibi, ​sadece çevre...