​"Böldüler, Bittiler" Diyorlardı; Halkın Partisi Küllerinden Yeni Parti'de Doğdu!

Türkiye siyaseti uzun zamandır benzeri görülmemiş bir çalkantının içinden geçiyor. Bir yanda ülkeyi yıllardır tek başına yöneten ve her türlü köşeye sıkıştırma taktiğini deneyen bir iktidar var; diğer yanda ise halkın değişim umudunu omuzlayan ana muhalefet cephesi. Ancak son günlerde yaşananlar, siyasette taşları yerinden oynatan tarihi bir kırılmaya sahne oldu. Özgür Özel’in attığı cesur adım, sadece bir ayrılık ya da parti kuruluşu değil; iktidarın ve hesap uzmanlarının tüm planlarını altüst eden stratejik bir ateş yaktı. 
​Gelin, bu noktaya nasıl geldik ve bu yeni hareket neden bu kadar hayati, biraz daha yakından ve samimi bir dille bakalım.

​Cumhuriyet Halk Partisi, bu ülkenin kurucu değerlerinin, demokrasisinin ve laiklik mücadelesinin omurgasıdır. Bu tarihsel misyon öyle kolay kolay silinemez, kağıt üstündeki oyunlarla yok edilemez. Ancak iktidar bloku, karşısındaki bu en büyük engeli zayıflatmak, hantallaştırmak ve kendi iç meseleleriyle boğuşur hale getirmek için elinden geleni yaptı. Özgür Özel'in her konuşmasında vurgu yaptığı, "Yargı sopasıyla, arka kapı siyasetleriyle ve kurultay tartışmalarıyla CHP’yi adeta hareket edemez bir duruma getirmek istediler." Sözleri ve yaşananlar toplumda karşılık buldu.
İktidar cephesi'nde, muhalefeti kendi içinde kavgalı, yorgun ve umutsuz göstermek; böylece halkın iktidar inancını kırmak amaçlanmış bu girişimler ise halkın nezdinde ters tepmeye başladı.

​İşte tam bu karanlık tablonun ortasında, Özgür Özel ve yol arkadaşları "Durun bakalım" dediler. İktidarın bu kumpaslarına boyun eğmek yerine, CHP’nin o asırlık ruhunu ve iktidar yürüyüşünü modern, dinamik ve engelsiz bir çatı altında yeniden, en baştan kurdular.
​Bugün ne mi oluyor? 

İktidarın "bunlar dağıldı, bittiler" dediği an, tabandan müthiş bir dalga yükseldi. CHP’nin asıl sahibi olan halk, fedakâr üyeler, seçilmiş milletvekilleri ve yerel yöneticiler kitleler halinde bu Yeni Parti'ye akın etmeye başladı. Bu geçişler sadece bir "tabela değişimi" değil; halkın "Biz buradayız, kumpaslarınıza teslim olmuyoruz" haykırışıydı.

​İktidar ve birlikte hareket ettiği unsurlar neden panikte?

​Çünkü bu yeni hareket, iktidarın tüm ezberlerini bozdu.
​İktidar, karşısında eli kolu bağlanmış bir muhalefet görmek istiyordu; oysa şimdi karşısında sahaya inmeye, halkın bütün kesimleriyle doğrudan kucaklaşmaya hazır, dinamik bir ana muhalefet hareketi oluştu.
​İktidarın "böl, parça pinçik et, yönet" taktiği, bu birleştirici ve kararlı hamle sayesinde duvara çarptı.
​Mutfaktaki yangından, adaletsizlikten ve yorgunluktan kurtulmak için beklemeye başlayan halk, Özer'in peşine takılarak, o yepyeni alternatifi destekleyerek, Yeni Parti'nin ekseninde bir araya gelmeye başladı.

​Özgür Özel’in öncülüğünde kurulan bu yeni siyasi hareket, toplumun birçok kesiminde sadece siyasi bir alternatif değil; bu ülkenin nefes alma çabası olarak kabul gördü. İktidarın planları, oyunları ve masabaşı hesapları, sokaktan yükselen bu büyük irade karşısında yerle bir olmaya başladı. Yapılan anketlerde de bu değişimin desteklendiği ve oy oranının yükselme eğiliminin sürdüğünü gösteriyor.

Öte yandan, değişime direnerek eski hesaplarında yanılanların yaşadığı panik açıkça görülüyor. Çünkü halk bu kez tabelalara değil; yüreğine, umuduna ve yarınlarına oy vereceğini net bir şekilde göstermektedir. Ve o yepyeni gelecek, hiç olmadığı kadar yakın diyebiliriz!



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!