Gülünç Olan Mizah Değil: Sadakatle Korunanlar ve Beka Sorunu Sayılanlar!
Türkiye’de siyaset ve mizah arasındaki ilişki, uzun süredir "demokratik bir denge unsuru" olmaktan çıkıp, otoritenin kendi sınırlarını belirlediği tek taraflı bir çatışma alanına dönüştü. İktidarın mizahtan duyduğu rahatsızlık, artık sadece bir tahammülsüzlük değil, aynı zamanda kimin "güleceğine" ve kimin "ciddiye alınacağına" karar veren bir ayıklama mekanizması haline geldi. Bu çarpık tablonun en somut ve belki de en ironik örneği ise, dini değerlerle alay ettiği iddiasıyla hafızalara kazınan bir ismin, "ödüllendirilircesine" büyükelçi olarak atanmasıdır. Yıllar önce sızdırılan ses kayıtlarında, İslam’ın kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’in Bakara Suresi ile ilgili kurduğu ifadelerle (“Bakara, makara”) gündeme gelen dönemin AB Bakanı Egemen Bağış, o dönem toplumun her kesiminde büyük bir infiale yol açmıştı. Dini değerlerin bir siyasi figür tarafından "hafif" bir dille anılması, muhafazakâr seçmenin "kırmızı çizgisi...