Kayıtlar

Analiz Haber: Cengiz Aldemir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

AKP İktidarının Utanç Tablosu: Türkiye’de Artık Zengin Fakir Değil, Tok ve Aç Var!

Resim
Yıllardır süren yüksek enflasyon, alım gücünün erimesi ve zam dalgaları, Türkiye’yi derin bir geçim krizine sürükledi. Asgari ücret açlık sınırının altında kalırken, iktidarın yapısal reformlar yerine günübirlik ve popülist yaklaşımlarla yönettiği ekonomi, sokaktaki vatandaşın belini büküyor. Uzmanların büyük çoğunluğu ve halk, en acil sorunun ekonomik istikrarsızlık ve hayat pahalılığı olduğunda hemfikir. Türkiye’nin kronik sorunları arasında sosyal, siyasal ve hukuksal katmanlar iç içe geçmiş olsa da, bugün sokak ve uzmanlar büyük ölçüde aynı noktada buluşuyor.  Ekonomik istikrarsızlık ve hayat pahalılığı . Bu sorun, diğer bütün sıkıntıların temelini oluşturuyor ve milyonlarca vatandaşın günlük hayatını doğrudan zehirliyor. Mart 2026 itibarıyla yıllık enflasyon %30’lar bandında seyrederken, gıda enflasyonu hâlâ %32-36 civarında. Bağımsız hesaplamalarda bu rakamlar daha da yüksek çıkabiliyor. TÜRK-İŞ’in Şubat 2026 verilerine göre dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlı...

Bilimin Sesi Kısılıyor, Göller Kuruyor: ​Unutmayın ki Petrolün Alternatifi Vardır Ama Suyun Yoktur!

Resim
​Türkiye, "su zengini" olduğu yönündeki eski ve tehlikeli bir mite sığınarak, tarihinin en büyük ekolojik krizlerinden birine doğru sürükleniyor. Bilimsel veriler ve kuruyan göller, AKP iktidarının mevcut çevre politikalarının "günü kurtarma" ötesine geçemediğini, su yönetiminde stratejik bir akıl tutulması yaşandığını açıkça ortaya koyuyor. ​İşte Türkiye’nin su karnesindeki kırıklar ve iktidarın görmezden geldiği çarpıcı gerçekler: ​" Göl Marmara" Örneği ​Uzmanlar, AKP iktidarının su yönetimindeki başarısızlığının en somut ve trajik örneği olarak, Manisa’daki Göl Marmara örneğini veriyor ve bunun bir ekosistemin idam fermanı olarak değerlendiriyor. Bir zamanlar "kuş cenneti" olan ve binlerce balıkçının geçim kaynağı olan göl, yanlış sulama projeleri ve suyun yanlış yönetimi yüzünden tamamen kurudu. ​Ekoloji uzmanları, göl kururken seyirci kalan yönetimin, şimdi o alanı tarıma açma peşinde olduğunu, bu su kaynağını korumak yer...

Anayasa Mahkemesi Kararları Bağlayıcıdır; Peki TBMM Başkanı Bağlı Değil mi?

Resim
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Anayasa’nın 153. maddesiyle açıkça hükme bağlanan Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlayıcılığı konusunda son dönemde yoğun eleştirilerin odağında yer alan isimlerden birisi. Göreve başlarken “Anayasa’ya sadakat” yemini etmiş bir kamu görevlisinin, özellikle seçilmiş milletvekillerinin haklarını teyit eden bağlayıcı kararların gereğinin yerine getirilmemesi sürecinde sorumluluk üstlenen bir pozisyonda bulunması, hukuk devleti ilkesini doğrudan ilgilendiren bir mesele haline gelmiştir.  Anayasa’nın 153. maddesinin son fıkrası nettir: “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır. Yasama, yürütme, yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişiler, bu kararlara uymak zorundadır.” Bu hüküm, AYM’nin bireysel başvuru yoluyla verdiği ihlal kararlarının özellikle seçilme ve siyasi faaliyet hakkını koruyan kararların otomatik olarak uygulanmasını zorunlu kılıyor...

'Tom'bala Diplomasisi: Kendi Ülkesini Ateşe Atan, Türkiye’ye Demokrasi Dersi Veremez!

Resim
Trump’ın özel temsilcisi Tom Barrack, Türkiye’nin demokratik birikimine ve hukukun üstünlüğüne savaş açarken; kendi anavatanı Lübnan’ın İsrail tarafından vurulmasına alkış tutuyor. Ankara ise ‘yerli ve milli’ söylemlerini bir kenara bırakıp, bu sömürgeci dile karşı tarihinin en derin sessizliğine gömülmüş durumda. İşte diplomasi kılıfı altındaki büyük kuşatma! ​Türkiye, diplomaside eşine az rastlanır bir "çelişkiler yumağı" ile karşı karşıya. Trump’ın Ankara’daki sesi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, sadece bir diplomat değil, aynı zamanda kökleri Lübnan’a uzanan bir "ABD'ye göç eden Hristiyan Maruni" asıllı Amerikan vatandaşı. Ancak Barrack’ın son dönemdeki performansı, ne diplomatik nezaketle ne de etik değerlerle bağdaşıyor. ​Kendi Köklerine Sırt Dönen Barack'ın "İsrail Sessizliği" ​Tom Barrack, Lübnan asıllı bir aileden gelmesine rağmen, İsrail’in Lübnan’ın egemenliğini hiçe sayan saldırıları karşısında sergilediği tutumla tar...

Hafızamızdaki Kara Lekeler: Emek Düşmanlığının Kronolojisi!

Resim
Sekiz aydır alın teri kurumuş, sofrası boş kalmış madenciye uzanan el yardım değil, kelepçe oldu. İktidar, "yerli ve milli" söyleminin cilasını kazıdığında altından çıkan çıplak gerçeği bir kez daha kanıtladı. Devletin tüm aygıtları sermayeyi korumak için tahkim edilmiş, işçi ise bu düzenin sadece harcanabilir dişlisi olmuştur. ​Son sekiz aydır maaşlarını alamayan, çocuklarının rızkı için yollara düşen maden işçilerinin maruz kaldığı operasyonel gözaltılar, münferit bir "asayiş" olayı değil; siyasi iktidarın ekonomi-politik karakterinin en yalın özetidir. İktidar, emeğin hakkını aradığı her noktada yasayı bir adalet aracı olarak değil, sermayenin konforunu koruyan bir "baskı sopası" olarak kullanıyor. ​Bu tavır, iktidarın "istikrar" dediği şeyin aslında "ucuz ve uysal işgücü" düzeninin devamlılığı olduğunu tescillemiştir. Emek düşmanlığının kronolojisi ​Bu son olay, iktidarın işçi karşıtı sicilindeki ne ilk ne de son halk...

Bakanlık Değil Geçiş Güzergahı. Hafıza Silindi Liyakat Can verdi!

Resim
MEB koltuğundaki her değişim, beraberinde getirdiği 'sistem sıfırlama' pratiğiyle öğrenci ve velileri öngörülemez bir belirsizliğe mahkûm edildi. Akademik özgürlüklerin ve liyakatin gerilediği bu süreçte, eğitim sistemi bir kalkınma kaldıracı olmaktan çıkmış; siyasi iradenin toplumsal mühendislik deneyleri için kullandığı bir laboratuvar haline geldi. Türkiye’nin geleceğini şekillendiren en kritik kurum olan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), son 22 yılda adeta bir "geçiş güzergâhına" dönüştü. AKP iktidarları boyunca tam 9 farklı ismin yönettiği bakanlık, her dönem değişen müfredat ve sınav sistemleriyle milyonlarca öğrenciyi ve veliyi belirsizliğe sürükledi. İstatistikler, eğitim politikalarının uzun vadeli bir devlet planlamasından ziyade, kişisel tercihlere ve kısa vadeli denemelere dayalı yürütüldüğünü ortaya koyuyor. Sistemsizliğin Sistemi Erkan Mumcu ile başlayan ve günümüzde Yusuf Tekin ile devam eden süreçte; Hüseyin Çelik’ten Ziya Selçuk’a kadar her is...

Adliye Koridorlarından Sandığa: Baskı Arttıkça Muhalefet Devleşiyor!

Resim
Son yıllarda CHP ve özellikle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere partinin önde gelen isimlerine yönelik “hukuk üzerinden” yürütülen süreçler, Türkiye’de siyasetin en tartışmalı başlıklarından biri haline geldi. Yargı kararlarının siyasi motivasyonla alındığı eleştirileri, kamuoyunda geniş yankı buluyor. Ancak iktidar, bu baskıların sandıkta kendisine yarayacağını sanıyor. Oysa hem Türkiye’nin yakın tarihi hem de dünyadan çarpıcı örnekler, tam tersini gösteriyor. Hukukun siyasallaştırılması, muhalefeti mağdur göstererek seçmen nezdinde sempati yaratıyor ve 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde görüldüğü gibi iktidara ağır bedel ödetiyor.  Türkiye’de en net ve yakın örnek, 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimidir. 31 Mart 2019’da Ekrem İmamoğlu’nun CHP adayı olarak az farkla kazandığı seçim, Yüksek Seçim Kurulu’nun “hukuki” gerekçelerle iptal edilmesiyle yeniden yapıldı. İktidar, bu iptali “usulsüzlük” olarak savundu. Ancak 23 Ha...

Küresel Dalgada Kırılma: Trump’ın Desteklediği Liderlerin Sonu Göründü!

Resim
Küresel siyasette taşlar yerinden oynuyor; Macaristan’da Viktor Orban iktidarı Peter Magyar liderliğindeki halk dalgasıyla sarsılırken, "Trumpizm" rüzgarı dünyanın her yerinde tersine esiyor. Okyanus ötesinde Donald Trump’ın tabanında yaşanan tarihi erime ve anketlerdeki sert düşüş, Kasım seçimleri öncesi sağ popülist ittifakın iflasını müjdeliyor. Demokrasiyi hedef alan, kutuplaştırıcı siyasetin mimarları için tarihin kara sayfaları aralanırken; otoriter liderlerin sandıkta tasfiye edildiği yeni bir dönem başlıyor. Macaristan'da yapılan anketlerde, "Tisza" rüzgarı ​ve tarihi farkı gözler önüne seriyor. 21 Research Center ve Median tarafından yapılan son araştırmalar, muhalif lider Peter Magyar önderliğindeki Tisza Partisi'nin, Orban’ın Fidesz’ine karşı %15’e varan bir fark açtığını ortaya koyuyor. ​Orban’ın Rusya yanlısı tutumu ve AB ile yaşadığı kronik gerilimler, özellikle genç seçmenler nezdinde karşılığını "ekonomik durgunluk" ola...

İmamoğlu Dosyası: Casusluk Suçlaması Siyaset ve Adalet Dengesi Üzerine Gölge Düşürdü!!

Resim
Türkiye, siyaset ve yargı arasındaki hassas denge tartışma konusu olmaya devam ediyor. Son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında başlatılan “casusluk” soruşturması, bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. Soruşturmanın kapsamı ve dayanakları hakkındaki belirsizlikler, yargı süreçlerinin tarafsızlığı ve hukukun siyasetten bağımsızlığı konuları kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açtı. Soruşturmanın Arka Planı İddialara göre, soruşturma “İstanbul Senin” adlı dijital uygulamadaki verilerin güvenliğiyle ilgili başlatıldı. Ancak bazı hukukçular, bu tür verilerin Türk Ceza Kanunu’nun 328. maddesinde tanımlanan casusluk suçu kapsamına girip girmediği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Uzmanlara göre casusluk suçunun oluşması için bilgilerin “devletin güvenliğiyle doğrudan ilgili ve gizli nitelikte” olması gerekiyor. Soruşturmada adı geçen bazı isimlerin ifadeleri ve medyaya yansıyan iddialar, kamuoyunda “delil yeterliliği” ve “siyasi saikler” tartı...

Anayasa Açık, Görev Belli. Bekleyen Adalet. Numan Kurtulmuş Neyi Bekliyor?

Resim
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) yaşanan Can Atalay süreci, artık bir milletvekilliği meselesinin ötesine geçmiş durumda. Bu süreç, hukukun üstünlüğü ilkesinin pratikte ne kadar işletildiğini sorgulatan bir tabloya dönüştü. Anayasa Mahkemesi (AYM), Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesini “yok hükmünde” sayarak, bu kararın uygulanması gerektiğini açıkça belirtti. Ancak aradan geçen zamana rağmen Meclis kayıtları hâlâ güncellenmedi. Gözler, bu süreci tamamlamakla görevli olan Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un masasındaki imzada. Bu gecikme, yalnızca idari bir aksama değil; hukuk devleti refleksinin gecikmesi olarak da yorumlanıyor. Anayasa açık: AYM kararları bağlayıcı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 153. maddesi, AYM kararlarının “yasama, yürütme ve yargı organlarını bağladığını” açıkça ifade eder. Bu maddeye göre Meclis, AYM kararını uygulamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, kişisel veya siyasal tercihle ertelenemez. Ancak gelinen noktada, bu anayasal zorunlulu...

Siyasette Söylem Var, Hükümette Eylem Yok!

Resim
Silah satan barıştan, ilaç satan sağlıktan, din satan bilimden, hırsız olan hukuktan söz edebilir mi? Bugünkü iktidarın söylemleri ile icraatları arasındaki derin uçurum, halkın sosyal medya üzerinden sorduğu sorularla bir kez daha görünür hale geldi. İktidarın Barış Söylemi ve Silah Gerçeği Türkiye, son yıllarda “barış” ve “istikrar” vurgularını sıkça dile getiriyor. Ancak aynı süreçte, savunma sanayiine yapılan yatırımların ve silah satışlarının rekor kırması dikkat çekiyor. Savaş bölgelerine silah ve silah malzemesi ihraç eden bir düzenin barıştan söz etmesi, “Silah satan barış ister mi?” sorusunu akıllara getiriyor. Sağlık Politikaları ve İlaç Kartelleri “Sağlıkta devrim” söylemleri sürerken, milyonlarca yurttaş temel ilaçlara erişimde sorun yaşıyor. İlaç fiyatları döviz üzerinden artarken, yerli üretim teşvik edilmek yerine çokuluslu firmaların çıkarı korunuyor. Bu durumda “İlaç satan sağlık ister mi?” sorusu, iktidarın sağlık vizyonunu sorgulatıyor. Din Söylem...