Kayıtlar

Mayıs, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Demokratik Siyasete "Yargı Darbesi" İddiası: CHP'li Eski Vekillerden Acil Kurultay Çağrısı!

Resim
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) geçmiş dönemlerde görev yapmış 223 milletvekili ve senatörü, parti içi süreçlere yönelik yargı müdahalelerine karşı ortak bir bildiri yayımladı. İmzacılar, hukuksuz olarak nitelendirdikleri kararların gölgesinde partide oluşabilecek “temsil boşluğunu” aşmak için “Derhal Olağanüstü Kurultay” çağrısında bulundu. ​CHP’nin önceki dönemlerde görev yapmış 223 ismi, hukuk devleti ilkelerine ve parti iradesine vurgu yapan kapsamlı bir kamuoyu duyurusuna imza attı. Açıklamada, CHP'nin 38. Kurultayı’na yönelik ortaya atılan “mutlak butlan” gerekçesi, demokratik siyasete ve milli iradeye vurulmuş bir darbe olarak değerlendirildi. ​“ Siyaseti Yargı Eliyle Düzenleme Çabası” ​Bildiride, siyasi partilerin demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olduğu hatırlatılarak, parti içi süreçlerin anayasal güvence altında olduğu vurgulandı. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) nihai karar mercii olduğunun altını çizen eski parlamenterler, iktidar yargısının siyase...

Psikolojik Üstünlük Muhalefete Geçti: Bir İktidarın Sessiz Çöküşü mü?

Resim
Türkiye; derinleşen bir ekonomik enkazın, adaleti bir sopa gibi kullanan otoriter bir aklın ve bıçak sırtında ilerleyen toplumsal fay hatlarının tam merkezinde, tarihsel bir kırılma yaşıyor.  CHP lideri Özgür Özel’in, iktidarın hukuku bir "aparat" olarak kullandığına dair sözleri ve CHP’ye yönelik siyasi operasyonların arttığı söylemleri, sadece bir muhalefet eleştirisi değil, aynı zamanda iktidarın seçmen nezdindeki meşruiyet krizinin bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. ​Peki, Erdoğan iktidarının bir daha seçim kazanmasının zorlaştığına dair analizlerin temelinde hangi faktörler yatıyor? ​Bu faktörlerden birincisi, ekonomik çöküş ve "reform" vaadinin inandırıcılığını yitirmiş olması. ​AKP iktidarının uzun yıllar boyunca "sandık zaferlerinin" arkasındaki en büyük güç, ekonomik refah ve istikrar algısıydı. Ancak 2026 itibarıyla bu sacayağı ciddi ölçüde zarar gördü ve zayıflamış durumda. ​Yıllara yayılan enflasyon, orta sınıfın erimesi v...

Ankara'da Özel'den Gövde Gösterisi. "Bu Erdoğan İle Milletin Meselesidir!"

Resim
CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, Ankara Güvenpark’ta yüzbinlerce yurttaşın katılımıyla düzenlenen tarihi buluşmada, partisine yönelik müdahalelere "Biz seçilmiş CHP'yiz" diyerek meydan okudu ve "Bu Erdoğan ile milletin meselesidir. İktidar yürüyüşünden vazgeçmeyeceğiz" mesajıyla rotayı Anıtkabir'e çevirdi. ​Öne Çıkan Başlıklar ise şöyle:​ Özel, CHP’nin iradesine müdahale edilmeye çalışıldığını belirterek, "Türkiye’de iktidara yürüyen değil, iktidarla yürüyen bir CHP istiyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz" dedi. ​Kurultay ve Ön Seçim Çıkışı : Genel Başkanlık için "ön seçim" çağrısını yineleyen Özel, tüm üyelerin katılımıyla yapılacak bir seçimde %85'in altında oy alması durumunda aday olmayacağını taahhüt etti. ​Mansur Yavaş’tan Destek : Güvenpark'a gelerek kitleyi selamlayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'nin bir an önce kurultaya gitmesi gerektiğini vurguladı ve "Birlikte hareket etmezsek ...

FETÖ Vari Operasyonlara Geçit Yok: "Halk, Özel’in Peşinde"

Resim
Siyaset kulisleri, Gazeteci Nuray Başaran’ın gündeme getirdiği CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılarak tutuklanabileceği yönündeki iddialarla çalkalanıyor. İktidar kanadından gelen baskı sinyallerine ve yargı yoluyla siyasi mühendislik yapıldığına dair tartışmalara karşı, CHP cephesinden gelen yanıt oldukça sert ve kararlı oldu. "FETÖ vari operasyonlara geçit yok. Halk, Özel’in peşinde" ​Başaran’ın ortaya attığı bu iddialar, aslında iktidarın geçmişin acı tecrübelerinden hala ders almadığını gözler önüne seriyor. Ankara'nın siyaset çevrelerinde, 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi Özgür Özel’in sergilediği kararlı duruş hatırlatılıyor ve iktidarın bu kritik süreçte dahi Cumhuriyet'ten yana saf tutan bir isme yönelik "FETÖ’cü" operasyon imalarıyla yürüttüğü stratejinin siyasi bir gaflet olacağı şeklinde değerlendiriliyor. ​CHP kurmayları, bu tür iddiaları "elimizi tersiyle iteriz" diyerek karşılarken, "15 T...

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’den Güvenpark İçin Büyük Çağrı: "Sesimiz Olun!"

Resim
​ CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisine yönelik uygulanan kısıtlamalara ve engellemelere karşı, vatandaşları yarın Ankara Güvenpark'ta buluşmaya davet etti. İletişim kanallarının kapatıldığını belirten Özel, "Sesimizi duyurabileceğimiz tek mecra sizlersiniz" diyerek halka güçlü bir dayanışma çağrısında bulundu. ​Engellemelere Karşı Meydanlara Davet ​Özgür Özel, CHP’nin kampanya ve iletişim süreçlerinin ciddi bir kuşatma altında olduğunu vurguladı. Sosyal medya hesaplarına erişimin kesildiğini, SMS bilgilendirme sisteminin kayyum kontrolüne geçtiğini ve ulaşım için kullanılan otobüslerin kullanılamaz hale getirildiğini belirten Özel, bu engellerin demokrasiye vurulmuş bir darbe olduğunu ifade etti. ​Özgür Özel, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: ​"Otobüslerimiz yok, sosyal medya hesaplarımız alındı, SMS sistemi kayyumun kontrolünde. Ancak bizim arkamızda halkımızın gücü var. Güvenebileceğimiz, sesimizi duyurabileceğimiz bir tek sizler varsınız!...

"İftira" Rakibi Değil, Siyaseti Yiyip Bitiren Bir Kara Delik!

Resim
Türk siyaset tarihi, ekonomik krizlerden büyük toplumsal dönüşümlere kadar pek çok evreden geçti. Ancak son yıllarda siyasi literatüre damgasını vuran ve "yeni normal" haline gelen bir olgu var. Siyasi mücadelenin temel eksenini oluşturan, kurumsallaşmış "iftira ve karalama kültürü." ​Siyaset bilimciler, Türkiye'de siyasi rekabetin "fikirlerin çarpışması" zemininden koparak, "karakter suikastı ve algı yönetimi" eksenine kaydığını belirtiyor. Peki, bu gelenek nereye evriliyor ve toplumsal dokuyu nasıl etkiliyor? ​ ​Türk siyasetindeki iftira geleneği, köklerini Tanzimat sonrası ideolojik kamplaşmalara dayandırsa da, günümüzde ulaştığı nokta dijital çağın getirdiği bir "siyasal teknoloji" haline gelmiş durumda. Uzmanlar, bu durumu üç temel aşamada özetliyor: ​Bunlardan birincisi aidiyet üzerinden marjinalleştirme.  Geçmişte daha çok "ideolojik sapma" üzerinden yapılan suçlamalar, bugün yerini "işbirlikçil...

Rantınız Batsın, Zeytinimiz Kalsın!

Resim
​Binlerce yıldır Akdeniz havzasının bereket sembolü, barışın ve ölümsüzlüğün simgesi olan zeytin ağacı, bugün Türkiye’de derin bir tartışmanın merkezinde yer alıyor. Kamuoyunda sıkça "zeytin düşmanlığı" olarak ifade edilen bu durum; aslında doğaya karşı bir nefretten ziyade, zeytinlik arazilerin yüksek ekonomik değerinin tetiklediği karmaşık bir rant ve sanayileşme çatışmasını yansıtıyor. Peki ​zeytinlikler neden hedefte? ​Zeytin ağaçlarına yönelik bu "düşmanca" yaklaşımların temelinde, bu ağaçların bulunduğu arazilerin sahip olduğu stratejik konum ve ekonomik potansiyel yatıyor. Zeytinliklerin çoğu, özellikle Ege Bölgesi'nde denize yakın, ulaşımı kolay ve "değerli" bölgelerde yer alıyor. Bu alanların turizm, konut veya sanayi tesisleri için "kullanılabilir" hale getirilmesi, büyük bir ekonomik kazanç beklentisini beraberinde getiriyor. Yine, zeytinlik alanların altındaki yer altı kaynakları (özellikle kömür madenleri)...

​İnsan Olmanın Duruşu ve Eğilmeyen Başların Sessiz Sözleşmesi!

Resim
Dostluk, insanın kendine seçtiği en kutlu kardeşlik bağıdır; tıpkı Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel’in siyasetin tozlu ve yorucu yollarında birbirlerine omuz vererek kurdukları o sarsılmaz bağ gibi.  Kan bağının ötesinde, ortak bir idealin çatısı altında ruhların birbirini tanıması ve aynı hizaya gelmesiyle şekillenen bu kardeşlik, dünyanın sırtını döndüğü zor zamanlarda birbirine sarsılmadan destek olmanın en somut örneğidir. ​İnsan onuru, bir başkasının önünde eğilmeyecek kadar kıymetli, hayatın fırtınalarına karşı dik durmayı gerektiren bir pusuladır. Bugün İmamoğlu’nun toplumsal beklentilerin ve büyük sorumlulukların ağırlığı altında sergilediği vakur tavır, Özgür Özel’in ise omuzlarındaki yükle siyasi arenada gösterdiği kararlılık; tam da bu onurlu duruşun yansımasıdır.  Onurlu bir lider için dik duruş, sadece bir tavır değil, bir varoluş biçimidir; ne haksızlığa boyun eğer ne de menfaat karşısında ruhunu satar. Eğilmeden, bükülmeden, toplumun adalet arayışına sa...

Kulislerde Dip Dalga Tartışması: "Hukuksuz Saldırılar Sandıkta Ters Tepecek"

Resim
​Siyaset kulisleri, CHP ve muhalefet hattında yaşanan son gelişmeleri ve dikkat çeken isimlerin stratejilerini bayram sürecinde de konuşmaya devam ediyor. Kayıtlara ve kulislerden sızan bilgilere göre, özellikle son bir yıl içerisinde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in elde ettiği başarı ve kazandığı ivme, iktidar kanadında "kesintisiz iktidar" hedefini tehdit ettiği için Özgür Özel'in liderliğindeki CHP'lilere üstü örtülü operasyonların devam edeceği ifade ediliyor. ​Siyasi arenadaki iddialar bunlarla sınırlı değil. Dikkat çeken çarpıcı bir iddia ise  Özgür Özel için, "adam kaba sığmıyor" yorumlarıyla iktidar için yeni bir "engel" teşkil ettiği ve bu nedenle siyasi yasak, hapis veya dokunulmazlığının kaldırılması gibi senaryoların masada olduğu konuşuluyor. Öte yandan Kılıçdaroğlu’nun planlı bir ajanda ve güzergahla CHP’yi "karaya oturtmak" için dümenin başına geçirildiği konuşuluyor. Saray iktidarının ömrünü uza...

Arka Oda Siyasetinin Sonu ve Kayıtsı Şartsız Sokak!

Resim
Türkiye siyaseti belki tarihinin en kritik kırılma noktalarından birini yaşıyor. CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in son çıkışları, sadece iktidara karşı bir başkaldırı değil; aynı zamanda partinin içindeki statükocu "gölge odaklara" karşı başlatılan bir tasfiye sürecinin ilanıdır. ​Siyaset sahnesinde uzun zamandır alışık olduğumuz "kulis siyaseti" artık CHP’nin kapısından içeri giremiyor. Özel’in net mesajı ortada: "Toplum, sarayın icazetiyle dizayn edilen bir CHP’yi asla benimsemez". ​İktidarın, yargı ve kolluk gücüyle partiyi köşeye sıkıştırmaya çalıştığı bu dönemde, CHP içinden yükselen "ılımlı" veya "uyumlu" sesler, artık birer siyasi muhalefet değil, doğrudan bir ihanet olarak kodlanıyor.  Özel, "atanmış siyaset mühendislerinin" partinin omurgasını bozmasına izin vermeyeceğini, sert ama kararlı bir dille ortaya koydu. ​Bundan sonra sokak CHP'nin yeni karargahı oldu diyebiliriz....

Muhalefetin Bayram 'Düğümü

Resim
Bayramlaşma ziyaretlerinin yaklaşmasıyla birlikte DEM Parti’nin hangi "CHP" ile masaya oturacağı, partinin bu krizdeki gerçek tutumunun turnusol kağıdı olacak. Sessizliğin devam etmesi halinde, bu durumun siyasi meşruiyet tartışmalarında "taraf tutmamak" olarak değil, "pasif bir gözlemci olmak" şeklinde yorumlanacağı belirtiliyor. ​DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu, mahkeme kararının ardından yaptığı açıklamada "siyasetin yargı eliyle dizayn edilmesine" karşı çıkarak demokratik ilkeleri savunan bir pozisyon aldı. Eş Genel Başkan Tülay Hatimoğulları da yaptığı açıklamalarda, halk iradesinin yargı kararlarıyla askıya alınamayacağını vurgulayarak süreci sert bir dille eleştirdi. ​Ancak siyasi gözlemciler ve muhalefet çevreleri, bu genel söylemin "somut adım" noktasında yetersiz kaldığını savunuyor. Özellikle yaklaşan bayram süreci ve CHP Genel Merkezi'nde yaşanan polis müdahalesi gibi "fiili durumlar" karşısında DEM...

Büyük Bir Oyun Var!" Eski CHP'li Vekil Kılıçdaroğlu'na Gönderdiği Mektubu İlk Kez Paylaştı!

Resim
Özel Haber ​20. Dönem Sivas Milletvekili Mahmut Işık, CHP Eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na hitaben bir yıl önce kaleme aldığı mektupta, parti içi gelişmelere ve olası bir mahkeme kararı senaryosuna ilişkin çarpıcı uyarılarda bulundu. Işık, Kılıçdaroğlu’na hitaben "13 yıl boyunca ben ve benim gibi partiye emek veren, bedel ödeyen insanları hiç dinlemediniz, yok ettiniz. Şimdi ise lütfen dinleyiniz" çağrısında bulundu. ​Siyaset kulislerini hareketlendirecek bir mektup gün yüzüne çıktı. Mahmut Işık'ın kulislerden.blogspot.com ile paylaştığı ve "Kişiye Özeldir" ibaresiyle Kemal Kılıçdaroğlu’na gönderilen mektupta; CHP’nin mevcut durumu, olası hukuki süreçler ve parti yönetiminin geleceğine dair kritik strateji önerileri yer alıyor. " CHP’yi Kaosa Sürükleme Planı Var" ​Mektubunda Türkiye ve CHP ile ilgili "vahim gelişmeler" olduğunu savunan Mahmut Işık, Kılıçdaroğlu ile mevcut parti yönetiminin karşı karşıya getiril...

​Lorca’nın Ay Işığı Saray’ın Karanlığına Karşı Ve Meydanlar Yeniden 'Özgür'!

Resim
​İspanya’nın faşist baskı günlerinde Federico García Lorca’nın dizeleriyle yankılanan o kadim "özgürlük arayışı", bugün Ankara’nın meydanlarında, İstanbul’un arka sokaklarında ve Türkiye’nin dört bir yanındaki milyonların yüreğinde yeniden filizleniyor. Lorca, o meşhur "İspanyol Jandarma Türküsü"nde karanlık üniformalıların toplumu nasıl bir korku cenderesine aldığını anlatırken; bugün o dizeler, Özgür Özel’in liderliğinde yükselen itiraz sesleriyle ve AKP iktidarının otoriterleşmesine karşı "Yeter artık!" diyen milyonların öfkesiyle yeniden harmanlanıyor.  " Sokakların Türküsü" ​Lorca’nın dizeleri sanki bugün Türkiye’nin sokaklarında yankılanıyor... ​"Gece vakti, meydanlar tutulmuş, Zırhlı araçlar, yasaklar, mühürler... Oysa halkın öfkesi, bir nehir gibi akıyor, Barikatları yıkarak, karanlığı boğarak! ​Hey, mühürlü dudaklar, korku tacirleri! Biz ki rüzgârın sesini hapsedenler değil, Zincirleri kıran, göky...

Kalıpları Kıran Lider: Sokakta Direniş, Sandıkta Restorasyon!

Resim
Bugün CHP genel merkezinde yükselen gaz bulutu ve polisin müdahale fotoğrafı, Özgür Özel kanadında mücadele kararlılığını da artırmış görünüyor. Özgür Özel’in bu zorlu süreçte ki duruşu ve kitleleri nasıl konsolide etmesi ise önümüzdeki günlerin en önemli siyasi gelişmesi olacak gibi görünüyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bir TOMA’nın ve kalabalıkların önünde, sol yumruğunu göğe kaldırarak verdiği bu poz, sadece bir muhalefet liderinin duruşunu değil; aynı zamanda ilk genel seçimlerde iktidarı hedefleyen güçlü bir iddiayı simgeliyor. CHP Lideri ​Özgür Özel, siyasetin fildişi kulelerinde değil, mücadelenin tam merkezinde, barikatların yanı başında konumlanıyor. Beyaz gömleği ve havaya kalkan yumruğuyla, adaletsizliğe karşı kararlı bir direnişi temsil ediyor. Arkasındaki binlerce yurttaş ile bu polis barikatlarını aşıp, toma üzerine çıkarak meclise yürüyen Özel, toplumun geniş ve kozmopolit kesimlerini ortak bir "adalet ve değişim" paydasında birleştireb...

​Yüzde 35 Paniği: Özgür Özel’in Yükselişi ve Muhalefeti İçeriden Çökertme Stratejisi!

Resim
Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan son dakika gelişmelerinin ardından siyasette ki gelişmeler adeta alev almış durumda. Kemal Kılıçdaroğlu dönemi sonrasında Özgür Özel liderliğindeki CHP’nin kongrelerden başarıyla çıkması ve anketlerde ilk kez %35 bandını yakalayarak birinci parti konumuna yükselmesi, Ankara’daki tüm dengeleri değiştirdi. Ancak bu yükseliş, beraberinde daha önce eşi benzeri görülmemiş bir siyasi fırtınayı da getirdi. Başkent koridorlarında fısıldanan senaryolar, sadece bir parti içi güç mücadelesini değil, Türkiye’nin geleceğini ve ekonomik istikrarını hedef alan geniş çaplı bir "operasyon" iddiasını gündeme taşıyor. ​Genel Merkez’e Polisli Müdahale Girişimi: Tepkiler Çığ Gibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun polis müdahalesi desteğiyle CHP Genel Merkezi’ni yeniden kontrol altına alma girişimine bütün muhalefet partilerinden tepki yağıyor. Parti tabanında ve kamuoyunda infial yaratan bu görüntüler, "İktidar eliyle CHP’ye operasyon mu...

Hukuk Tarihinde Görülmemiş İntihar: YSK Kendi Mührünü Yok Saydı!

Resim
​Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı için verdiği "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) kararı siyaseti derinden sarstı. Ancak asıl büyük kırılma, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) bu karara karşı CHP’nin yaptığı itirazı sadece iki saat içinde reddetmesiyle yaşandı. ​Bu ret kararı, sadece CHP’yi büyük bir belirsizliğe sürüklemekle kalmadı; seçimlerin nihai hakemi olan YSK’nın kendi kurumsal ağırlığını ve meşruiyetini de tartışmaya açtı. İşte YSK'nın kendi varlık zeminini zedeleyen ve başta hukukçular, barolar ve birçok sivil toplum örgütü, o kararın temel nedenlerinden birincisinin, " Kendi Verdiği Mazbatayı Boşa Düşürdü" şeklinde . Bu kesimlerin ortak açıklaması ise ​,"Siyasi partilerin tüm kongreleri YSK’nın ve il/ilçe seçim kurullarının denetiminde yapılır. Seçilen her yönetici, bu resmi kurulların verdiği mühürlü mazbatalarla görevine başlar. ​CHP’nin bugüne kadar yaptığı tüm kongreler ve aldığı mazbatalar bizzat YSK den...

Sandık Yetmeyince Yargı: Siyasal Mühendisliğin Yeni Adresi!

Resim
Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde 143 ülke arasında 118. sıraya gerileyen Türkiye’de, yargının siyasallaşması tartışması derinleşiyor. Bağımsız bir hakem olmaktan uzaklaşan yargı, toplumsal ve siyasal mühendislik aracı olarak mı kullanılıyor?  Modern demokrasilerin temel taşı olan güçler ayrılığı ilkesi, Türkiye’de son yıllarda ciddi bir yapısal sınavdan geçiyor. Siyasi kurumların, yargıyı toplumsal ve siyasal alanı kendi hedefleri doğrultusunda şekillendirecek bir araç olarak görmesi, hem iç siyasette hem de uluslararası arenada yeni bir yönetim krizi tartışmasını beraberinde getiriyor. Siyasetin yargıya “Bizim istediğimiz gibi siyaseti ve toplumu dizayn et” mesajı vermesi, pratikte ne anlama geliyor? Bu yaklaşımın arkasında, sandıkta veya siyasi rekabetle alt edilemeyen rakipleri hukuki süreçler yoluyla saf dışı bırakma, toplumsal tepkiden kaçınılan dönüşümleri yüksek mahkeme kararlarıyla topluma dikte etme ve tartışmalı kararlara “Bu hukukun kararı” diyerek yapay meşruiy...

Demokrasinin "Yok Hükmünde" Sayıldığı Gün: Siyasetin Hukuk Eliyle Tasarımı!

Resim
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP'nin Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı hakkında verdiği "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) kararı, Türk siyasi tarihine benzersiz bir yargı müdahalesi olarak geçti. Mahkemenin, delege iradesinin fesada uğratıldığı gerekçesiyle Özgür Özel yönetimini tedbiren görevden uzaklaştırıp, Kemal Kılıçdaroğlu dönemine dönülmesi yönündeki hükmü, yalnızca ana muhalefet partisini değil, ülkedeki demokratik meşruiyet zeminini ve ekonomik istikrarı da derinden sarstı. ​Kararın hemen ardından Borsa İstanbul’da devre kesicilerin çalışması ve uluslararası basında yükselen "yargı eliyle siyasi dizayn" eleştirileri, konunun hukuki bir uyuşmazlığın çok ötesinde, yapısal bir sistem krizine işaret ettiğini gösteriyor. ​Bu kararın en kritik boyutu ise, Türkiye'deki yerleşik seçim yargısı teamüllerinin dışına çıkılmış olmasıdır. Hukukçuların ve eski yüksek mahkeme başkanlarının da dikkat çektiği üz...

Hesaba Katılmayan Sosyoloji: CHP'ye Açılan Dava Seçmende 'Artık Yeter' Barikatı Kuruyor!

Resim
Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultayı’nın iptali talebiyle açılan "mutlak butlan" davası, teknik bir hukuki prosedür olmanın ötesine geçerek Türk siyasi mimarisini yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyan makro-siyasi bir krize dönüştü.  Ankara koridorlarında bu hamle, yalnızca ana muhalefet partisinin iç işleyişine bir müdahale değil; yerel seçimlerin ardından yakalanan "2028 momentumunu" kesmeye yönelik geniş ölçekli bir siyaset mühendisliği olarak okunuyor. ​Ancak Türkiye'nin yakın siyasi tarihi, yargısal araçlarla toplumsal iradeyi dizayn etme girişimlerinin çoğunlukla ters teptiğini ve birer "siyasi bumeranga" dönüştüğünü gösteren hafıza kayıtlarıyla dolu. ​Analistler, davanın zamanlamasına dikkat çekiyor. 31 Mart yerel seçimlerinin ardından CHP'nin kamuoyu yoklamalarında birinci parti konumunu tahkim etmesi ve Özgür Özel liderliğindeki yeni yönetimin "iktidar alternatifi" ...

Gazetecilerden Silivri’den Ankara’ya Adalet Çığlığı: "Alican Uludağ Hakimin Karşısına Çıkarılsın!"

Resim
Basın meslek örgütleri, tutuklu gazeteci Alican Uludağ’ın yarın görülecek ilk duruşması öncesinde Ankara Adliyesi önünde bir araya geldi. Polisin engelleme girişimlerine rağmen gerçekleştirilen eylemde, Uludağ’ın derhal serbest bırakılması ve duruşmada yüz yüze savunma yapabilmesi için Ankara’ya getirilmesi talep edildi. Polis Engeli ​Saat 11.00’de Ankara Adliyesi önünde toplanan gazeteciler ve basın örgütü temsilcileri, emniyet güçlerinin engelleme çabalarına rağmen geri adım atmayarak basın açıklamasını gerçekleştirdi. ​Eylemde ilk sözü alan DW Türkçe muhabiri ve Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Kıvanç El, Alican Uludağ’ın Silivri Cezaevi’nden Ankara’ya getirilerek mahkemede yüz yüze savunma yapmasının en temel hakkı olduğunu vurguladı. Kıvanç El, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"Temel talebimiz hiçbir gazetecinin haber nedeniyle tutuklu yargılanmaması. Alican, İsmail, Merdan, birçok gazeteci arkadaşımız şu an cezaevinde. Hepsinin tahliye...