Arka Oda Siyasetinin Sonu ve Kayıtsı Şartsız Sokak!

Türkiye siyaseti belki tarihinin en kritik kırılma noktalarından birini yaşıyor. CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel’in son çıkışları, sadece iktidara karşı bir başkaldırı değil; aynı zamanda partinin içindeki statükocu "gölge odaklara" karşı başlatılan bir tasfiye sürecinin ilanıdır.

​Siyaset sahnesinde uzun zamandır alışık olduğumuz "kulis siyaseti" artık CHP’nin kapısından içeri giremiyor. Özel’in net mesajı ortada: "Toplum, sarayın icazetiyle dizayn edilen bir CHP’yi asla benimsemez".
​İktidarın, yargı ve kolluk gücüyle partiyi köşeye sıkıştırmaya çalıştığı bu dönemde, CHP içinden yükselen "ılımlı" veya "uyumlu" sesler, artık birer siyasi muhalefet değil, doğrudan bir ihanet olarak kodlanıyor. 

Özel, "atanmış siyaset mühendislerinin" partinin omurgasını bozmasına izin vermeyeceğini, sert ama kararlı bir dille ortaya koydu.

​Bundan sonra sokak CHP'nin yeni karargahı oldu diyebiliriz.
​Özel’in yürüyüşü, sadece fiziksel bir eylem değil; partinin "Genel Merkez" duvarları arasına hapsedilen siyaset anlayışına karşı bir başkaldırı.
​Sokak mı, Koltuk mu? sorusuna yine  Özel'in duruşu yanıt veriyor. Meşruiyetini Ankara’nın lüks odalarından değil, yağmurun ve güneşin altında kendisiyle yürüyen vatandaştan aldığını tescilledi.

Özel'in, "Kemal Bey uzlaşmaya gelseydi, onu asla zora sokmazdık" ifadesi, aslında bir dönemin bitişinin resmi duyurusudur. Artık CHP'de"eski defterler" ile yürünecek bir yol kalmamıştır.

​Özel’in "Hiçbir arkadaşımı satmadım, ama yanıma aldıklarımın kimliğinden şüphe duymadım" demesi, CHP içinde uzun süredir beklenen bir hesaplaşmanın başladığını gösteriyor.
​Bu bir "ayrışma" olarak nitelense de, aslında CHP’nin 47 yıl sonra ulaştığı birinci parti konumunu korumak için attığı en hayati adımdır. İktidarın, partiyi içeriden çökertme planlarını bozan şey, Özel’in sokağa inme kararı ve bu "saf" duruşudur.
"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" diyen CHP Lideri Özgür Özel, "20 yıl boyunca aynı koltukta yatarım" diyen statükocu anlayışı, "yürüyenlerin" iradesiyle devirmiştir. Özgür Özel'in liderliğindeki CHP, artık iktidarın gölgesinde değil, meydanların ışığında yoluna devam edeceğini ortaya koydu.

Parti içindeki "hesap sorulacaklar" listesi kabardıkça, CHP’nin gerçek bir ana muhalefet kimliğine bürüneceği günler yaklaşıyor. Özel'in de belirttiği gibi; bu yürüyüş, sadece bir binayı koruma yürüyüşü değil, bir siyasi kimliği yeniden inşa etme mücadelesidir. 

​Zira Friedrich Nietzsche’nin ifadesiyle, "Beni öldürmeyen şey beni güçlendirir"; bu zorlu süreç ve karşılaşılan engeller, Özgür Özel’in liderliğindeki yeni CHP’nin dirilişini ve zaferini müjdeleyen birer sınavdan başka bir şey değildir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!