Güçler Bir Ayrılsa, Türkiye Bir Nefes Alsa!
Günlük siyasi akışın hızı, devlet mekanizmasındaki yapısal aşınmayı ve bunun toplumsal bedellerini çoğunlukla gözden kaçırmamıza neden oluyor. Oysa ekonomik istikrarsızlıklardan yargı erkinin işlevsizleşmesine, liyakat esasının zedelenmesinden bürokratik tıkanıklıklara kadar geniş bir yelpazede tecrübe ettiğimiz aksaklıklar, münferit yönetim hatalarından ziyade sistemik bir krizin tezahürleri değil de nedir? 2018 itibarıyla yürürlüğe giren Partili Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kamuoyuna karar alma süreçlerinde "etkinlik ve hız" vaadiyle sunulmuştu. Ancak geçen zaman göstermiştir ki, dengelenme ve denetlenme mekanizmalarından yoksun bir yapıda icrai hız; stratejik ısabetten ziyade, kurumsal hataların ve öngörüsüz kararların hiyerarşik bir ivmeyle katlanarak uygulanmasına yol açtığı ise apaçık ortada. Sistemik tıkanmanın temel parametrelerini üç ana eksende incelersek, bunlardan birincisi kuvvetler ayrılığının ihlali ve kurumsal özerkliğin kaybı ise apa...