Hafızamızdaki Kara Lekeler: Emek Düşmanlığının Kronolojisi!
Sekiz aydır alın teri kurumuş, sofrası boş kalmış madenciye uzanan el yardım değil, kelepçe oldu. İktidar, "yerli ve milli" söyleminin cilasını kazıdığında altından çıkan çıplak gerçeği bir kez daha kanıtladı. Devletin tüm aygıtları sermayeyi korumak için tahkim edilmiş, işçi ise bu düzenin sadece harcanabilir dişlisi olmuştur. Son sekiz aydır maaşlarını alamayan, çocuklarının rızkı için yollara düşen maden işçilerinin maruz kaldığı operasyonel gözaltılar, münferit bir "asayiş" olayı değil; siyasi iktidarın ekonomi-politik karakterinin en yalın özetidir. İktidar, emeğin hakkını aradığı her noktada yasayı bir adalet aracı olarak değil, sermayenin konforunu koruyan bir "baskı sopası" olarak kullanıyor. Bu tavır, iktidarın "istikrar" dediği şeyin aslında "ucuz ve uysal işgücü" düzeninin devamlılığı olduğunu tescillemiştir. Emek düşmanlığının kronolojisi Bu son olay, iktidarın işçi karşıtı sicilindeki ne ilk ne de son halk...