Kayıtlar

Haber: Cengiz Aldemir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Başarır'dan Kılıçdaroğlu'na Sert Çıkış: "Harcanan Çabayı AKP'ye Gösterseydiniz..."

Resim
​ CHP Meclis Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Meclis bahçesinde düzenlediği basın toplantısında, butlan kararı ile CHP Genel Başkanlığına gelen Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik sert açıklamalarda bulundu. ​Başarır, konuşmasında özetle şu ifadelere yer verdi: ​" Millet Bizi İstiyor " Milletin mevcut yönetimi o koltukta görmek istemediğini belirten Başarır, "Biz milletin ferasetini, isteğini yerine getiriyoruz. Halk seni o koltukta görmek istemiyor, millet istemiyor, kurultay delegeleri istemiyor." dedi. ​" Darbe Girişimi" Benzetmesi  80 darbesinden sonra CHP Grup Başkanvekillerine yönelik gerçekleştirilen bazı hamlelerin, sözde bir yönetim tarafından yapıldığını ifade eden Başarır, bunları 80 darbecileriyle kıyasladı. ​" Kumpas" İddiası  29 aydır devlet içerisindeki bir yapının kendilerine karşı planlı bir şekilde kumpas yürüttüğünü savunan Başarır, bu süreçte sosyal medya trollerinin, bazı havuz medyasının ve yar...

Kılıçdaroğlu'nun "MYK'sı Parti Tüzüğünü Çiğnedi! "Alınan Karar Tüzüğe Aykırı!"

Resim
Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki Merkez Yönetim Kurulu (MYK), yapılan toplantı sonrası, CHP lideri Özgür Özel'e yakın isimlerden 9 CHP milletvekilinin partiden ihracının istendiğini duyurdu. Bu karar, parti içerisinde disiplin süreçlerinin tüzüğe aykırı işletildiği yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi.  CHP Aydın Milletvekili ve Hukukçu Süleyman Bülbül, MYK'nın milletvekilleri hakkında aldığı kararların parti tüzüğünü ihlal ettiğini belirterek, söz konusu kararın hukuksuz olduğunu vurguladı. ​Katıldığı bir televizyon programında disiplin süreçlerinin işleyişine dikkat çeken Süleyman Bülbül, milletvekillerinin disiplin süreçlerinde tek yetkili organın Parti Meclisi (PM) olduğunu hatırlatarak, MYK'nın milletvekillerini doğrudan disipline sevk etme veya Yüksek Disiplin Kurulu'na (YDK) gönderme yetkisinin bulunmadığını ifade etti.  Bülbül, parti tüzüğünün 63. maddesinin birinci fıkrasına göre; milletvekillerinin parti suçu oluşturduğu iddia edilen eylem...

Gerekçesiz Cezaya Yargıdan Fren: 3469 TL’lik Ceza 860 TL’ye İndi!

Resim
​İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği, idari para cezalarının gerekçesiz bir şekilde "en üst sınırdan" kesilmesini hukuka aykırı bularak iptal etti. Karar, idari işlemlerde keyfi uygulamalara karşı vatandaşlar için önemli bir emsal oluşturuyor. ​İstanbul’da bir vatandaşın, kendisine uygulanan idari para cezasına karşı yaptığı itiraz, mahkeme tarafından kısmen haklı bulundu. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği, 05/07/2021 tarihli ve 3469 TL tutarındaki idari para cezasının, usul ve yasaya uygun gerekçelendirilmediğini tespit ederek cezayı alt sınıra indirdi. ​" Kanun Önünde Eşitlik İlkesine Aykırı" ​Mahkeme kararında, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesine atıfta bulunarak, idari para cezası belirlenirken failin kusuru ve ekonomik durumunun göz önüne alınması gerektiği vurgulandı. Ancak, söz konusu tutanağın incelenmesinde; ​Ceza miktarının neden en üst sınırdan (3469 TL) belirlendiğine dair somut bir gerekçe sunulmadığı, aynı kabahat için farklı başv...

DOGÜNKAD'dan Rahmi Koç'a "Özenli Dil" Çağrısı: "Kadınların Onuru Mizahın Konusu Olamaz"

Resim
​ DOGÜNKAD Başkanı Özlem Külahçı Tanaman, iş dünyasının duayen ismi Rahmi Koç’un bir etkinlikte anlattığı ve kamuoyuna yansıyan fıkranın Kürt kadınlarında yarattığı rahatsızlığı dile getirerek, toplumsal sorumluluk ve saygı vurgusu yaptı. ​Rahmi Koç'un 5 Haziran 2026 tarihinde İzmir Amerikan Hastanesi'nin açılış töreninde anlattığı ve kamuoyunda tepkilere yol açan, "Doktor Kürt kadının derdini dinlemiş. 'Hanımefendi perdenin arkasına gidin, soyunun' deyince kadın demiş ki, 'Doktor Bey, ilk sen soyun'" şeklinde bir fıkra anlatmıştı.  Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kadın Derneği (DOGÜNKAD) Başkanı Özlem Külahçı Tanaman, yaptığı yazılı açıklamada Rahmi Koç’un tepki çeken ifadelerine ilişkin sert ama yapıcı bir duruş sergiledi. Kürt kadınlarının Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal gelişimindeki kritik rolüne dikkat çeken Tanaman, etnik kimlik üzerinden yapılan genellemelerin ve mizah adı altında yürütülen ötekileştirmenin kabul edilemez olduğunu belir...

Konservatuvar Öğrencisinden Meclis'e Tarihi Çağrı!

Resim
Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı öğrencisi Mert Can Işık’ın, müzik ve sahne sanatları alanındaki istihdam krizine karşı TBMM’ye sunduğu kapsamlı kanun teklifi, 50 bin sanatçıya istihdam kapısı açmayı ve kültürel üretimi kurumsal bir zemine oturtmayı hedefliyor. Dilekçe Komisyonu'nun usul yönünden incelediği ve Meclis gündemine taşıdığı bu vizyoner teklif, genç sanatçılar için mezuniyet sonrası devlet destekli güvence ve yerel yönetimlerde zorunlu sanat kadroları gibi devrim niteliğinde adımlar öngörüyor. ​5 Yılda 50 Bin Sanatçıya İstihdam Hedefi ​Mert Can Işık'ın TBMM'ye sunduğu teklifin merkezinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulması öngörülen "Ulusal Sanat İstihdam Programı" yer alıyor. Bu programın temel hedefleri ise şu şekilde özetleniyor:   ​Sürdürülebilir İstihdam: 5 yıllık uygulama döneminde toplam en az 50.000 sanatçının istihdam edilmesi planlanıyor.   ​Mesleki Güvence  Program kapsamındaki sanatçılara ödenece...

Akbaşoğlu "Arınma" Dedi, Kulisler Karıştı: Şaibeli İsimler AKP'ye, Sorular Yanıtsız!

Resim
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bugünkü oturumu, siyasi etik, şeffaflık ve "arınma" kavramları üzerinden oldukça sert bir polemiğe sahne oldu. AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu’nun kürsüden yaptığı "arınma ve temizlenme" çağrısı, aynı gün kulislerde ve muhalefet kanadında "siyasi çelişki" olarak nitelendirildi. ​" Arınma" Çağrısına "Hodri Meydan" Yanıtı ​Meclis genel kurulunda gerçekleşen tartışmada, Akbaşoğlu muhalefete yönelik "kendi içinizde arınmaya, temizlenmeye, hırsızlardan hesap sormaya çağırıyorum" ifadelerini kullandı.  Bu sert çıkışa yanıt veren CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise tartışmayı kişisel bir şeffaflık zeminine taşıdı. Günaydın, "Ben kendisini bir düelloya davet ediyorum; ikimiz beraber mal varlıklarımızı açıklayalım, örnek olalım. Var mısın?" ifadeleriyle Akbaşoğlu’nu somut bir sınava davet etti. ​Ancak Akbaşoğlu, bu somut teklife karşı "İftir...

​CHP’de "Olağanüstü Kurultay" Ateşi: 111 Milletvekilinden Tarihi Çağrı!

Resim
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 28. Dönem milletvekillerinden oluşan 111 isim, partide yaşanan krizin çözümü için "Olağanüstü Kurultay" talebiyle ortak bir deklarasyon yayımladı. Milletvekilleri, seçime girme yeterliliğini kaybetme riskine karşı 12 Temmuz 2026 tarihini işaret etti. ​" Kaderimize Delegelerimiz Karar Vermeli " ​CHP milletvekilleri, partinin anayasa ve hukuk devleti ilkelerine aykırı mahkeme kararlarıyla şekillendirilmesi girişimlerini kesin bir dille reddettiklerini açıkladı. Ortak metinde, partinin yönetimine ve rotasına karar verecek yegâne gücün, üyelerin arasından seçimlerle süzülerek gelen delegeler olduğu vurgulandı.   ​Seçimlere Girememe Riski Masada ​Milletvekilleri, mevcut krizin partiye ve ülkeye daha fazla zarar vermemesi adına bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini belirtti. Özellikle kritik bir yasal takvime dikkat çeken vekiller, 25 Temmuz 2026 tarihine kadar kurultay yapılmaması halinde partinin seçimlere girememe riskiyle k...

Ankara'da Özel'den Gövde Gösterisi. "Bu Erdoğan İle Milletin Meselesidir!"

Resim
CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, Ankara Güvenpark’ta yüzbinlerce yurttaşın katılımıyla düzenlenen tarihi buluşmada, partisine yönelik müdahalelere "Biz seçilmiş CHP'yiz" diyerek meydan okudu ve "Bu Erdoğan ile milletin meselesidir. İktidar yürüyüşünden vazgeçmeyeceğiz" mesajıyla rotayı Anıtkabir'e çevirdi. ​Öne Çıkan Başlıklar ise şöyle:​ Özel, CHP’nin iradesine müdahale edilmeye çalışıldığını belirterek, "Türkiye’de iktidara yürüyen değil, iktidarla yürüyen bir CHP istiyorlar. Buna asla izin vermeyeceğiz" dedi. ​Kurultay ve Ön Seçim Çıkışı : Genel Başkanlık için "ön seçim" çağrısını yineleyen Özel, tüm üyelerin katılımıyla yapılacak bir seçimde %85'in altında oy alması durumunda aday olmayacağını taahhüt etti. ​Mansur Yavaş’tan Destek : Güvenpark'a gelerek kitleyi selamlayan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, CHP'nin bir an önce kurultaya gitmesi gerektiğini vurguladı ve "Birlikte hareket etmezsek ...

Hukuk Tarihinde Görülmemiş İntihar: YSK Kendi Mührünü Yok Saydı!

Resim
​Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı için verdiği "mutlak butlan" (kesin hükümsüzlük) kararı siyaseti derinden sarstı. Ancak asıl büyük kırılma, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) bu karara karşı CHP’nin yaptığı itirazı sadece iki saat içinde reddetmesiyle yaşandı. ​Bu ret kararı, sadece CHP’yi büyük bir belirsizliğe sürüklemekle kalmadı; seçimlerin nihai hakemi olan YSK’nın kendi kurumsal ağırlığını ve meşruiyetini de tartışmaya açtı. İşte YSK'nın kendi varlık zeminini zedeleyen ve başta hukukçular, barolar ve birçok sivil toplum örgütü, o kararın temel nedenlerinden birincisinin, " Kendi Verdiği Mazbatayı Boşa Düşürdü" şeklinde . Bu kesimlerin ortak açıklaması ise ​,"Siyasi partilerin tüm kongreleri YSK’nın ve il/ilçe seçim kurullarının denetiminde yapılır. Seçilen her yönetici, bu resmi kurulların verdiği mühürlü mazbatalarla görevine başlar. ​CHP’nin bugüne kadar yaptığı tüm kongreler ve aldığı mazbatalar bizzat YSK den...

Gazetecilerden Silivri’den Ankara’ya Adalet Çığlığı: "Alican Uludağ Hakimin Karşısına Çıkarılsın!"

Resim
Basın meslek örgütleri, tutuklu gazeteci Alican Uludağ’ın yarın görülecek ilk duruşması öncesinde Ankara Adliyesi önünde bir araya geldi. Polisin engelleme girişimlerine rağmen gerçekleştirilen eylemde, Uludağ’ın derhal serbest bırakılması ve duruşmada yüz yüze savunma yapabilmesi için Ankara’ya getirilmesi talep edildi. Polis Engeli ​Saat 11.00’de Ankara Adliyesi önünde toplanan gazeteciler ve basın örgütü temsilcileri, emniyet güçlerinin engelleme çabalarına rağmen geri adım atmayarak basın açıklamasını gerçekleştirdi. ​Eylemde ilk sözü alan DW Türkçe muhabiri ve Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Kıvanç El, Alican Uludağ’ın Silivri Cezaevi’nden Ankara’ya getirilerek mahkemede yüz yüze savunma yapmasının en temel hakkı olduğunu vurguladı. Kıvanç El, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: ​"Temel talebimiz hiçbir gazetecinin haber nedeniyle tutuklu yargılanmaması. Alican, İsmail, Merdan, birçok gazeteci arkadaşımız şu an cezaevinde. Hepsinin tahliye...

​Genç Diş Hekimi Çiftinden Örnek Davranış: Ticari Kaygı Değil, Toplumsal Fayda!

Resim
Ankara’da yeni muayenehanesini açan Dt. Gamze Bektaş Abaoğlu, aynı katta hizmet veren eşiyle el ele vererek ezber bozdu. Ticari kaygıları bir kenara bırakıp toplumsal faydayı ön plana koyan genç diş hekimi çifti; çocuklardan dezavantajlı kadınlara, özel gereksinimli bireylerden dijital bilgi kirliliğine kadar geniş bir alanda hayata geçirecekleri vizyoner sosyal sorumluluk projelerini paylaştı. Başkent Ankara’da son teknolojik altyapısı ve yenilikçi vizyonuyla dikkat çeken yeni muayenehanesinin açılışını gerçekleştiren Diş Hekimi Gamze Bektaş Abaoğlu, ağız ve diş sağlığı hizmetlerini klinik duvarlarının dışına taşıyor. ​İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın ve Trabzon’un tanınmış simalarından Avukat Güngör Kılıç gibi önemli isimlerin katılımıyla gerçekleşen açılış töreninde başarılı hekim; aynı katta, yan dairede muayenehanesi bulunan meslektaşı ve eşiyle el ele vererek hayata geçirecekleri sosyal sorumluluk projelerini müjdeledi. " Eşimle ...

Piyasa Bitti, Halk Geliyor: CHP’den Devrim Niteliğinde Sosyal Devlet Programı!

Resim
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) nin iktidara geldiğinde yapacağı devrim niteliğindeki program, toplumun bir çok kesiminde heyecan yarattı. Sağlık ve eğitimin tamamen devlet güvencesine alındığı, barınmanın ilk kez anayasal bir 'hak' olarak tanımlandığı ve vergi yükünün ranttan değil gelirden alındığı 'Kamucu Dönüşüm' programı, Türkiye’de sosyal devletin yeniden doğuşu olarak değerlendiriliyor. ​CHP, Türkiye’nin kronikleşen ekonomik ve sosyal sorunlarına karşı hazırladığı yeni vizyon belgesiyle, piyasa ekonomisinin sert köşelerini törpüleyen ve "Kamucu" kimliği ön plana çıkaran devrim niteliğinde bir program açıkladı. ​Parti kurmayları tarafından "Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında Toplumsal Sözleşme" olarak adlandırılan bu program; sağlıktan eğitime, barınmadan vergi adaletine kadar her alanda devletin rolünü yeniden tanımlıyor. ​Sağlık ve Eğitim de Piyasadan Devlete Dönüş ​CHP’nin programındaki en keskin viraj, temel hizmetlerin...

​Üç Çocuk Tavsiyesi Market Raflarına Çarptı: Nüfus mu Artıyor, Yoksulluk mu?

Resim
Siyasi iktidarın yıllardır her fırsatta yinelediği "en az 3 çocuk" tavsiyesi, son yıllarda tırmanan enflasyon, barınma krizi ve artan yaşam maliyetleri karşısında zorlu bir sınav veriyor. Ekonomi çevreleri ve aileler, mevcut ekonomik tabloda "ideallerin" değil, "ihtiyaçların" belirleyici olduğunu vurguluyor. ​TÜİK verilerinin ötesinde, halkın hissettiği mutfak enflasyonu, çocuk sahibi olma kararını doğrudan etkiliyor. Birkaç yıl öncesine kadar asgari ücretin küçük bir dilimiyle karşılanabilen temel bebek ihtiyaçları (bez, mama, ek gıda), günümüzde aile bütçesinde devasa bir delik açıyor. Söylemde teşvik edilen nüfus artışı, market raflarındaki "fiyat etiketi" engeline takılıyor. ​Barınma krizi, iktidarın nüfus projeksiyonlarını fiziksel olarak imkansız hale getiriyor. Büyükşehirlerdeki fahiş kira artışları, aileleri daha küçük metrekarelerde yaşamaya zorlarken; 3 çocuklu bir ailenin ihtiyaç duyduğu 3+1 dairelerin kiraları, hane halk...

Tefecilik, Uyuşturucu, Fuhuş… Din Görevlileri Operasyonların Hedefinde!

Resim
TBMM Genel Kurulu’nda konuşan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, Türkiye’nin içine sürüklendiği toplumsal yozlaşmaya dikkat çekti. Alp, kamu görevlilerinin ve din görevlilerinin isimlerinin tefecilik, uyuşturucu ve fuhuş gibi ağır suçlarla anılmasının iktidarın denetimsiz ve liyakatsiz politikalarının bir sonucu olduğunu vurgulayarak, ''Toplumun manevi sütunları çöküyor, iktidar sadece seyrediyor'' dedi. Konuşmasında, toplumun manevi rehberi olması gereken din görevlilerinin adının karıştığı adli vakalara vurgu yapan Alp, son dönemde düzenlenen tefecilik, uyuşturucu ve fuhuş operasyonlarında kamu görevlilerinin yer almasını "dehşet verici" olarak nitelendirdi. Alp, bu tablonun münferit olaylar değil, iktidarın yarattığı denetimsizliğin ve liyakatsizliğin bir sonucu olduğunu savundu. ​" Sokaklar Güvensiz, Kurumlar Çürümüş " Hükümetin toplumu muhafazakârlaştırma iddiasıyla yola çıkmasına rağmen, gelinen noktada ahlaki değerlerin en bü...

İnşaat Mühendislerinden Su Kanunu Uyarısı: Dar Gelirli Vatandaş Faturasını Ödeyemez Hale Gelebilir!

Resim
​TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), hazırlıkları süren yeni Su Kanunu taslağına karşı sert bir açıklama yaparak, suyun anayasal bir hak olduğunu hatırlattı ve taslağın "suyu ticarileştirme" riski taşıdığına dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Su Kanunu taslağının mevcut haliyle yasalaşması durumunda toplumsal ve ekolojik krizlere yol açabileceği uyarısında bulunan İMO Yönetim Kurulu’nun açıklamasında şu kritik noktalar vurgulandı: ​Su Bir Ticari Mal Değildir: Taslakta yer alan düzenlemelerin suyun ticarileşmesine ve "özel su" kavramının ortaya çıkmasına neden olabileceği belirtildi. Suyun bir "pazar ürünü" gibi görülmesinden vazgeçilmesi gerektiği ifade edilerek, kontörlü sayaç gibi uygulamaların su hakkını ihlal ettiği savunuldu. ​Faturalar Yükselebilir : Su hizmetlerinin maliyet odaklı fiyatlandırılmasının, özellikle dar gelirli vatandaşlar için su erişimini imkansız hale getirebileceği uyarısı yapıldı. Yerel yöne...

Yüksek Teknoloji, Düşük Takip: Gıda Güvenliğinde "Liyakat ve Denetim" Çatlağı!

Resim
İklim krizine karşı geliştirilen yeni nesil tarım teknikleri ve laboratuvar gıdaları dünya vitrinine çıkarken; Türkiye’de yetersiz denetim ve güncellenmeyen mevzuat, inovasyonu (yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün), fırsattan ziyade bir güvenlik riskine dönüştürüyor. Küresel ısınmanın tarım alanlarını daraltması ve su kaynaklarını tüketmesi, dünyayı İklim Dirençli Tarım ve hücresel tarım gibi inovatif çözümlere yöneltti. Ancak Türkiye’de bu dönüşüm, kamu otoritesinin denetim kapasitesindeki yetersizlikler nedeniyle endişeyle takip ediliyor. ​Sektör temsilcileri ve bilim insanları, laboratuvar ortamında üretilen proteinler ve dikey tarım uygulamalarının hızla piyasaya girmeye hazırlandığını belirtirken; mevcut idari yapının bu kompleks süreci yönetecek teknik donanımdan ve şeffaf denetim ağından yoksun olduğu vurgulanıyor. Stratejik Planlama mı, Günübirlik Müdahale mi? Gıda güvenliği, yalnızca ürünün rafa çıkması değil, tarladan (veya laboratuvardan) çat...

Muhalif Belediyelere Yeni Kelepçe: Her Şirket İçin Saray Onayı!

Resim
Yerel yönetimlerin ekonomik özerkliğine darbe vuracağı gerekçesiyle tartışılan, belediye şirketlerinin kuruluşunu Cumhurbaşkanı onayına bağlayan yeni yasal düzenleme; muhalefet ve uzmanlar tarafından "yerel iradenin merkeze hapsolması" ve "demokratik vesayetin derinleşmesi" olarak nitelendiriliyor. Son dönemde TBMM gündemine gelen “Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin 17. maddesi, tartışmalı bir düzenlemeyi içeriyor. Teklife göre, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurduğu şirketler, yeni şirket kurma, dolaylı veya bedelsiz şekilde şirket edinme, hisse alma ya da kooperatiflere ortak olma işlemlerini Cumhurbaşkanı onayı olmadan gerçekleştiremeyecek.  CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, düzenlemeyi “açıkça bir izin rejimi” olarak nitelendirerek, “Belediyelerin ekonomik iradesi merkeze bağlanıyor. Bu, sandıktan çıkan yerel iradenin Saray’a teslim edilmesi anlamına geliyor” diyerek tepki göster...

Semt Hastanesi Kültürünün Son Kalesi: Andiçen Neden Bu Kadar Seviliyor?

Resim
Şehir hastanelerinin devasa koridorlarında kaybolan 'mahalle sıcaklığı', Ankara’nın kalbinde hayat bulmaya devam ediyor. Dr. Abdurrahman Yurtaslan Onkoloji Hastanesi Kolej Semt Polikliniği; hekiminden personeline kadar sergilediği üstün özveriyle, sadece bir sağlık merkezi değil, kapatılan semt hastanelerinin ardından halkın sığındığı bir 'şifa limanı' olduğunu kanıtlıyor. ​Ankara’nın en köklü yerleşim yerlerinden biri olan Kolej semtinde, Onkoloji Hastanesi’ne bağlı olarak hizmet veren Andiçen Semt Polikliniği, bugünlerde sadece bir sağlık merkezi değil, aynı zamanda mahalle kültürünün ve güvenli sağlık hizmetinin son kalelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Günün her saati dolup taşan poliklinik, sunduğu nitelikli hizmetle semt sakinlerinin "göz bebeği" haline gelmiş durumda. ​Bir Fedakârlık Öyküsü: Poliklinik Personeli ​Andiçen Semt Polikliniği’ni benzerlerinden ayıran en büyük özellik, koridorlarında yankılanan o eşsiz özveri. Kapıdan girdiğini...

"Kullanmadığınız Elektriğin Faturasını Ödüyorsunuz!" Ozan Bingöl Milyarlık Vurgunu Tek Tek Anlattı

Resim
Vergi Uzmanı Ozan Bingöl, "Kapasite Mekanizması" adı altında özel enerji şirketlerine milyarlarca liralık kaynak aktarıldığını ileri sürerek; "Vatandaş hem kullandığı elektriğin hem de şirketin 'hazır beklettiği' ama üretmediği elektriğin bedelini ödüyor" dedi. " Hatalı Yatırımın Bedeli 35 Milyar TL" ​Katıldığı bir televizyon programında konuşan Ozan Bingöl, enerji sektöründeki planlama hatalarının faturasının vergi mükelleflerine çıkarıldığını savundu. Bingöl, "Kapasite Mekanizması" kapsamında bugüne kadar yaklaşık 35 milyar TL'lik bir kaynağın şirketlere aktarıldığını ifade etti. Bu ödemelerin gerekçesini ise şu sözlerle eleştirdi: ​"Siz yanlış yere, yanlış kapasitede yatırım yapıyorsunuz; %97 yanılma payı ile iş yapıyorsunuz, sonra 'ben kapasite kurdum ama çalıştıramıyorum' diyerek halktan para alıyorsunuz. Bu kabul edilemez." ​ "2.1 Milyar TL Eski Bürokratın Yönettiği Şirkete" ​Konuşmasında ...

Günü Kurtaran Nakit, Geleceği İpotek Eden Akit: Milli Servet 'Yollar ve Köprüler' Seçim Masasında!

Resim
​Türkiye’nin ulaşım ağının omurgasını oluşturan otoyollar, çevre yolları ve tarihi köprülerin özelleştirme kapsamına alınması tartışmaları da beraberinde getirdi. Uzmanlar ve kamuoyu, bu stratejik varlıkların devrinin sosyal devlet ilkesiyle çeliştiğini ve uzun vadeli ekonomik kayıplara yol açabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor. İktidarın ekonomi politikaları kapsamında gündeme gelen otoyol ve köprü özelleştirmeleri, Türkiye’nin ulaşım vizyonunda köklü bir değişikliğe işaret ediyor. Aralarında eski Boğaz Köprüsü (15 Temmuz Şehitler) ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin de bulunduğu, maliyetini çoktan amorti etmiş kamu varlıklarının özel sektöre devri, "kamu yararı" ve "erişilebilirlik" ekseninde ciddi soru işaretleri doğuruyor. ​Sosyal Devlet ve Ulaşım Hakkı ​Ulaşım, modern dünyada anayasal bir hak olan seyahat özgürlüğünün temel bileşeni olarak kabul ediliyor. Kamu eliyle işletilen yolların özelleştirilmesi, bu hizmetin bir "kamu hizmeti...