Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Aşıla’dan İktidara "Kürecik" Yaylım Ateşi: "İsrail'i Korumak Bize mi Kaldı!"

Resim
​TBMM Genel Kurulu’nda söz alan Yeniden Refah Partisi Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla, Kürecik Radar Üssü üzerinden iktidara zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Aşıla, Kürecik’in Anadolu’yu değil İsrail’i koruduğunu savunarak, "İsrail'i korumak bize mi kaldı" dedi. Meclis genel kurulunda yerinden söz alan Yeniden Refah Partisi (YRP) Kocaeli Milletvekili Mehmet Aşıla, Milli Görüş hareketinin merhum lideri Necmettin Erbakan’ın emperyalizme karşı duruşunu hatırlatarak iktidarın dış politikasını hedef aldı.  ​" Bana Ne Amerika’dan!" ​Konuşmasına Erbakan Hoca’nın meşhur "Efendim, Amerika'nın hoşuna gitmezmiş; bana ne Amerika'dan, bana ne Amerika'dan!" sözlerini anımsatarak başlayan Aşıla, bu duruşun bir milletin parya olmayı reddeden kararlılığı ve emperyalizme atılan bir "millî görüş tokadı" olduğunu vurguladı.  Günümüzde bu inanç ve kararlılığa her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu belirten Aşıla, Malatya’d...

Sıradan Hırsız Camdan, Siyasi Hırsız Sandıktan Girer!

Resim
Sürekli hırsızlık ve yolsuzluk gibi haberlere maruz kalmak toplumda bir "duyarsızlaşma" ve "kabullenme" eşiği yaratıyor. Hırsızlığın sıradanlaştığı yerde, soygun bir yaşam biçimi haline geliyor. Konu hırsızlık olunca hırsızların biri kilitleri kırarak mülkünüze el koyar, diğeri ise o kilitlerin anahtarını bizzat sizden alır. Modern çağın en büyük illüzyonu; cüzdanınızın boşalmasına rıza gösterip, bu mülksüzleştirme projesini "istikrar" diye alkışlamanızdır. ​Sıradan bir hırsız amatördür; somut bir nesneyi, örneğin telefonunuzu veya kiranızı çalar. Bu, doğrudan bir kayıptır ve telafisi hukuk düzeni içinde aranır. Ancak iktidar koltuğuna oturan "profesyonel" figürler, çalma işlemini sistemli bir estetik operasyona dönüştürür. Onlar sadece parayı değil; zamanı, liyakati ve bir gencin "Yurt dışına mı gitsem?" ikilemi arasındaki o masum gülümsemesini çalarlar. ​Buradaki en büyük trajedi, mülksüzleştirme sürecinin "kamu hiz...

ABD'de 7 Milyon İnsanın Protestosuna Hoşgörü Gösterirken, Türkiye Gazetecileri Zindana Atıyor!

Resim
Dünya, ABD’de 7 milyon insanın katıldığı devasa protestolarda polisin müdahalesiz tutumunu izlerken; Türkiye’de Yanardağ, Uludağ ve Arı gibi iktidarın maşası olmamış dürüst ve özgür gazetecilerin tutuklanmasına ses çıkaran bir avuç insana uygulanan sert müdahale, demokrasideki 'çifte standartlı' uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi. Basın artık sadece yargı sopasıyla değil, sokaktaki kalkanlarla da susturulmak isteniyor. ​Türkiye’deki basın özgürlüğü tablosu, son iki yılda "hukuki taciz" (judicial harassment) ve "fiziksel engelleme" kıskacında daralmaya devam etti.  Gazeteci meslek örgütlerinin (TGS, ÇGD ve RSF) 2025 sonu verilerine göre: ​ Gazetecilere karşı açılan "Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma" (TCK 217/A) davalarında %40 artış görüldü. ​Tutukluluk Süreleri : Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı gibi isimlerin dosyalarında görüldüğü üzere; "kaçma şüphesi" olmamasına rağmen tutukluluğun bir ön infaz yönt...

Sermayeye Doğayı, Avcıya Yaban Hayvanlarının Canını Emanet Eden AKP’nin Yeni Doğa Ajandası!

Resim
Sokak hayvanlarından sonra hedefte yaban hayatı mı var? TBMM Komisyonu’ndan geçen yeni düzenleme, yaban hayvanlarının av yasaklarını fiilen delerek sivil avcılar eliyle öldürülmesinin önünü açıyor. Türkiye Vegan Derneği (TVD), hiçbir bilimsel veriye dayanmayan bu 'ölüm fermanına' karşı tüm sivil toplumu ve muhalefeti göreve çağırıyor. Doğal alanlar sermayeye, yaban hayatı namlunun ucuna terk ediliyor. ​Sokakta yaşayan hayvanlara yönelik "katliam yasası" tartışmaları henüz soğumamışken, iktidar bu kez gözünü yaban hayatına dikti. TBMM Tarım Komisyonu’ndan geçen yeni kanun teklifi, koruma statüsü olmayan yaban hayvanlarının av yasaklarını fiilen delerek, sivil avcılar eliyle öldürülmesinin önünü açıyor. Türkiye’de doğa koruma statülerinin sistematik olarak zayıflatıldığı bir dönemde, yaban hayvanlarının kaderini "belirsiz raporlara" ve "avcı inisiyatifine" terk eden yeni bir yasal düzenleme kapıda. AKP milletvekillerinin imzasıyla Komisy...

Hukukta "Truva Atı" Yöntemi mi? İşte Konuşulanlar!

Resim
​Ankara kulislerinde bugünlerde Türkiye’deki hukuk sisteminde yaşanan yapısal sorunlar ve toplumda giderek artan "cezasızlık algısı"; bağımsız hukukçular, muhalif çevreler ve eski yargı mensupları arasında hararetle tartışılıyor. Bu tartışmaların odağında, 1926 yılında kabul edilen laik Medeni Kanun’un; aile, miras ve kadın-erkek eşitliği gibi alanlardaki hükümlerinin fiili uygulamada yeterince korunup korunmadığı sorusu yer alıyor. ​Bazı yorumcular, yaşanan yargı krizlerinin tesadüf olmadığını, yargıdaki siyasallaşma ve yüksek mahkeme kararlarının uygulanmamasının laik hukuk ilkelerini aşındırdığını savunuyor. Kulis bilgilerine göre bu süreç, "hukukun üstünlüğü" ilkesini zayıflatırken vatandaşlarda "devlet hukuku yerine güçlünün hukuku" algısını pekiştiriyor. ​Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararlarının Uygulanmaması ​Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca bağlayıcı olan AYM kararlarının uygulanmaması, hukuk devletinin temel unsurlarına yönelik bir te...

Meclis'ten Saklanan Karanlık Plan!

Resim
CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, hükümetin bir yıldır gizlice yürüttüğü "Çok Uluslu Kolordu Türkiye" projesini deşifre etti. Öztürkmen, NATO’nun dahi bildiği bu hayati planın milli iradenin tecelligahı olan TBMM’den neden saklandığını sorarak, iktidarı sert sözlerle eleştirdi. TBMM Genel Kurulu’nda söz alan CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, Türkiye’nin güvenliğini doğrudan ilgilendiren ancak kamuoyundan ve Meclis’ten gizlenen skandal bir gelişmeyi gündeme taşıdı. Öztürkmen, "Çok Uluslu Kolordu Türkiye" adıyla kurulması planlanan yeni NATO karargâhına dair çalışmaların bir yıldır sürdüğünü ve iktidarın bu süreci bir "sır" gibi sakladığını ifade etti.  ​" NATO Biliyor, TBMM Bilmiyor!" ​Konuşmasında iktidarın şeffaflıktan uzak politikalarını eleştiren Öztürkmen, planın detaylarının dış dünyada bilindiğine dikkat çekerek şunları söyledi: ​ " Dört gün önce Türkiye'de NATO kapsamında 'Çok Uluslu Kolordu T...

Rakamlar Yalan Söylemez. Halk Açlık Sınırında, İktidar Büyüme Masalında!

Resim
Türkiye ekonomisi Mart 2026 itibarıyla tarihi bir çöküşün eşiğinde. Açıklanan son veriler, iktidarın "büyüme" ve "refah" söylemlerinin halkın mutfağına uğramadığını, aksine toplumun büyük bir kesiminin bilinçli bir yoksullaştırma politikasıyla karşı karşıya olduğunu kanıtlıyor. Paranın Parayı Çektiği Düzen Gelir eşitsizliğini ölçen  Gini katsayısı 0,410  seviyesinde kronikleşmiş durumda. Toplumun en zengin %20'lik kesimi toplam gelirin %48'ini alırken, en yoksul kesim pastadan sadece %6,4 pay alabiliyor. Bu tablo, ekonomik büyümenin tabana yayılmadığını; aksine iktidar eliyle tahkim edilen bir sermaye birikim modelinin halkı dışladığını gösteriyor. Gıda enflasyonunda dünyada şampiyonuyuz Yıllık  %36,44 gıda enflasyonu  ile 175 ülke arasında dünya 3’üncüsü olan Türkiye, Avrupa ve G20’de açık ara lider. Dünyada gıda fiyatları stabilize olurken bizde mutfak yangını sönmüyor. Tarımdaki yanlış planlama ve ithalat bağımlılığı, beslenme hakkını bir ...

Diplomasi Rafta, Siyaset Masada "Parti Elçileri" Türkiye'yi Temsil Ediyor!

Resim
Türk diplomasisinin asırlık "kariyer" geleneği, yerini siyasi ikbal arayışlarına bıraktı. Diplomasi çevrelerinde, kritik başkentlere atanan ve diplomasi eğitimi bulunmayan "partili" isimlerin, Türkiye’nin uluslararası itibarını ve devlet hafızasını riske attığı eleştirileri yapılıyor. ​Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası, son yıllarda eşine az rastlanır bir siyasi kadrolaşma operasyonuyla karşı karşıya. Hariciye mutfağında yetişmeyen, ancak iktidara yakınlığıyla bilinen pek çok isim, Türkiye'nin dünyadaki "vitrini" konumundaki büyükelçilik makamlarına getirildi.  İşte o isimlerden bazıları ve tartışmalı özgeçmişleri: ​Egemen Bağış (Prag Büyükelçisi): Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci. 22, 23 ve 24. dönem AKP İstanbul Milletvekilliği yaptı. Hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve kamuoyuna yansıyan tartışmalı ses kayıtlarına rağmen Prag'a büyükelçi olarak atanması, Türk hariciyesinde büyük bir kırılma noktası olarak kabul edili...

Yalnızlık Pandemisi ve Dijital Beyin Çürümesi: Genç Türkiye Sessizce Çöküyor!

Resim
Türkiye’de genç kuşaklar arasında hızla yayılan yalnızlık hissi ve kısa formatlı dijital içeriklerin (Reels, TikTok, Shorts) tetiklediği ‘bilişsel çöküş’, kalp hastalıklarından ağır depresyona kadar geniş bir yelpazede sağlık tehdidi oluşturuyor. TÜİK verilerine göre son 10 yılda tek kişilik hane halkı sayısı %66,5 artarak 5,5 milyonu aşarken, uzmanlar bu tabloyu "sosyal bir erozyon" olarak tanımlıyor. ​Bilimsel Veriler Alarm Veriyor ​Washington Üniversitesi’nin Türkiye dahil sekiz ülkede yürüttüğü araştırma, çarpıcı bir gerçeği ortaya koyuyor: 18-24 yaş arası gençlerin neredeyse yarısı kronik yalnızlık çektiğini belirtirken, bu oran 55 yaş üstünde %30 civarında kalıyor. Ekonomik baskılar, işsizlik ve gelecek kaygısıyla birleşen bu izolasyon; bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve anksiyete bozukluklarına davetiye çıkarıyor. ​Kısa formatlı videoların yarattığı "beyin çürümesi" (brain rot) ise dikkat süresini kalıcı olarak kısaltıyor. 100 bin katılımcıyla yap...

Toplanan Milyarlar Yola Gitti Tabut Evler Ayakta Kaldı!

Resim
Türkiye’nin her sarsıntıda yaşadığı büyük acılar, "Hazırlık yapılıyor mu?" sorusunu yeniden gündeme taşıyor.  1999’dan bu yana geçen 26 yıla rağmen Türkiye depreme hâlâ hazır değil. Bilim insanlarının "her an olabilir" dediği büyük depremler kapıdayken, uzmanlar ve muhalefet iktidarı "kaynakları yanlış kullanmak" ve "süreçleri yönetememekle" suçluyor. Türkiye, dünyanın en aktif fay hatları üzerinde yer alan bir "deprem ülkesi" gerçeğiyle yaşamaya devam ediyor. Ancak 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin üzerinden geçen 26 yıla rağmen, şehirlerin güvenli hale getirilememesi toplumsal bir öfkeye dönüşmüş durumda. İktidara yönelik eleştirilerin odağında ise "deprem vergileri", yavaş ilerleyen "kentsel dönüşüm" ve liyakat sorunları yer alıyor. Deprem Vergileri Nerede? Hazırlıkların yapılamamasının önündeki en büyük sorulardan biri finansman. 1999 sonrası "geçici" olarak getirilen ancak sonra kalıcı hale...

Doğa Savunucularının Başucu Kitabı Geldi. İbrahim Gündüz Siyanürün Gölgesindeki Gerçekleri Yazdı!

Resim
​Türkiye’nin çevre haberciliği konusundaki önemli kalemlerinden Gazeteci İbrahim Gündüz, madencilik sektörünün karanlık yüzüne ışık tutan yeni kitabı "Çöpler Faciası: Sömürge Madenciliğinde Bir Dönüm Noktası" ile okurlarının karşısına çıkıyor. Kitap, özellikle Erzincan İliç’te yaşanan ve hafızalardan silinmeyen maden felaketini merkeze alarak, sömürge madenciliğinin doğa ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini analiz ediyor. ​Sömürge Madenciliğine Dair Bir Hafıza Kaydı ​Kitabın alt başlığında vurgulanan "Sömürge Madenciliğinde Bir Dönüm Noktası" ifadesi, eserin sadece bir olay incelemesi değil, aynı zamanda Türkiye’deki maden politikalarına yönelik sert bir eleştiri niteliği taşıdığının ipuçlarını veriyor. Gündüz, titiz bir gazetecilik çalışmasıyla hazırladığı bu eserde; ihmalleri, ekolojik tahribatı ve bu süreçlerin arka planındaki ekonomik-politik ilişkileri gün yüzüne çıkarıyor. Bu kitap, sadece geçmişte yaşanan bir felaketin dökümü değil; gelecektek...

​Basın Özgürlüğü Kuşatma Altında: Gazeteci İsmail Arı’nın Gözaltına Alınmasına Gazetecilerden Tepki!

Resim
BirGün muhabiri İsmail Arı’nın bayram ziyaretinde gözaltına alınarak Ankara’ya getirilmesi, basın dünyasını ayağa kaldırdı. Siyasi parti temsilcilerinden meslek örgütlerine kadar uzanan geniş bir kesim, İnsan Hakları Anıtı önünde tek ses oldu: ''İsmail Arı yalnız değildir, Gazetecilik suç değildir" Türkiye’de basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı, bir kez daha yargı kıskacına alındı. BirGün gazetesinin yolsuzluk ve usulsüzlük haberleriyle tanınan ödüllü muhabiri İsmail Arı, aile ziyareti için bulunduğu Tokat’ta, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Kamuoyunda "Sansür Yasası" olarak bilinen "Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamasıyla karşı karşıya kalan Arı’nın gözaltı süreci, Ankara’da yükselen kitlesel bir dayanışma dalgasına dönüştü. ​"Gazetecilik Suç Değildir" ​Yüksel Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya gelen basın mesl...

İktidarın Plansızlığı Mühendisi Kurye Yaptı!

Resim
Diploma çok, iş yok. Sanayi stratejisinden kopuk kontenjan artışlarıyla mühendislik onurunu yerle bir eden iktidar, yüksek teknoloji yerine düşük ücretli ve güvencesiz bir 'diplomalı işsizler ordusu' yaratarak Türkiye’nin geleceğini beyin göçüne teslim ediyor. Ülkede iş bulamayan mühendis ise kuryelik yapıyor. Türkiye ekonomisinin kronikleşen işsizlik sorunu, iktidarın günü kurtarmaya yönelik pansuman tedbirleri ve plansız eğitim politikaları nedeniyle bir "toplumsal cinnete" dönüşmek üzere. TÜİK’in %10 bandında tutmaya çalıştığı resmi rakamlar, sokaktaki gerçeği maskelemeye yetmiyor. Genç işsizliğinin %20’leri aştığı, atıl iş gücü oranının ise %25’e dayandığı Türkiye’de, iktidarın "her ile bir üniversite" projesi artık nitelikli işsiz üretme merkezine dönüştü. ​Mühendisler Kuryeliğe Mahkûm Edildi ​Bu yıkımın en ağır bilançosu, ülkenin kalkınma lokomotifi olması gereken mühendislerde görülüyor. Sosyal medyada; bir dönem "altın bilezik...

Trafik Kaosu mu, Deprem Toplanma Alanı mı, İdeolojik Cami Meydanı mı? Kadıköylülerden Rıhtım'a 'Halk Meydanı' Çağrısı!

Resim
İstanbul Kadıköy’ün en işlek noktalarından biri olan Rıhtım otoparkının "Cami Alanı" olarak tescil edilip boşaltılması, bölge sakinleri ve sivil toplum kuruluşları arasında büyük bir tartışma başlattı. Kadıköylüler, kentin siluetini ve trafiğini kökten değiştirecek bu kararın yerine, toplumun öncelikli ihtiyaçlarını gözeten "katılımcı bir proje" talep ediyor. Kadıköy’ün ulaşım düğüm noktası olan Rıhtım bölgesindeki 1.060 araç kapasiteli İSPARK otoparkı, İstanbul Valiliği'nin kararıyla tahliye edildi. Tapu kaydı "Cami Alanı" olarak değiştirilen bu stratejik noktanın geleceği hakkında mahalle sakinleri, esnaf ve kent savunucuları tek bir noktada birleşiyor: "Bizim ihtiyacımız olan, yaşam kalitemizi artıracak bir kamusal alandır." " Trafik Kaosu Değil, Otopark ve Nefes Alacak Alan İstiyoruz" Bölge sakinleri, otoparkın kaldırılmasıyla birlikte Moda ve Caferağa sokaklarının araç istilasına uğradığını belirterek günlük hayatın...

Ekonomi Modeli Çöktü, Faturayı Vatandaş Ödedi: Sofra Küçülüyor, Sabır Tükeniyor!

Resim
Hükümetin "iyileşme" vaatleri ve tek haneli enflasyon hedefleri, market raflarındaki etiket gerçeğine çarpıp dağılıyor. Alım gücü eriyen, vergiler altında ezilen dar gelirli vatandaş için ekonomi artık bir rakam oyunu değil, bir hayatta kalma mücadelesine dönüştü. Uzmanlar uyarıyor: Yapısal reformlar ve adalet tesis edilmeden, mutfaktaki yangının sönmesi imkânsız! Türkiye’nin bir numaralı gündem maddesi olan hayat pahalılığı, iktidarın uyguladığı ekonomi politikalarının merkezinde yer almaya devam ediyor. Hükümet kanadından gelen "sabır" ve "iyileşme" mesajları, her geçen gün artan kira fiyatları, temel gıda maddelerindeki durdurulamaz yükseliş ve eriyen alım gücü karşısında toplumda artık karşılık bulmuyor. Rakamlar İniyor, Etiketler Çıkıyor Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan veriler ile vatandaşın "hissettiği enflasyon" arasındaki uçurum, ekonomi yönetiminin en çok eleştirildiği noktaların başında geliyor. İktidar...

Yeşilden Ranta Dönüşüm: AKP Döneminde Ekolojik Yıkım ve Betonlaşma Kıskacı!

Resim
​Türkiye’de tarım arazileri ve ormanlar rant projeleriyle yok edilirken, son yasal düzenlemelerle milli parkların kapısı sermayeye açıldı; deprem güvenliği ise geri planda kalmaya devam ediyor. ​Türkiye, bir yanda bereketli topraklarının ve oksijen kaynağı ormanlarının rant uğruna feda edildiği, diğer yanda ise beklenen büyük depremlere karşı yürütülen çalışmaların yetersiz kaldığı kritik bir süreçten geçiyor. AKP iktidarının "beton odaklı" büyüme stratejisi, artık sadece şehirleri değil, ülkenin en korunaklı doğa miraslarını da tehdit ediyor. ​Milli Parklar Sermayeye Teslim ​Meclis’ten geçen son yasal düzenlemelerle birlikte, Türkiye’nin en değerli koruma alanları olan milli parklar ve tabiat parkları "işletme" mantığına kurban ediliyor. ​Özelleştirme Kıskacı : Yeni düzenleme, milli park alanlarının özel şirketlere 49 yıllığına, "başarılı" bulunmaları halinde ise 99 yıla kadar tahsis edilmesinin önünü açıyor. ​Koruma Değil Ticaret ...

Petrol İçin Her Şeyi Yakan Emperyalizm ve Yerli Satılıkları!

Resim
"Kan kokusu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir" diyen  İrlandalı Yazar George Bernard Shaw ' ın bu cümlesi, farklı bir açıdan bakıldığında bir teşhis değil, resmi bir ölüm ilanıdır aslında.  Yüz yıldır dünyanın dört bir yanına aynı vahşi açlıkla saldıran, fakat bu defa utanma duygusunu tamamen terk etmiş bir sistemin itirafnamesidir. Washington’ın Oval Ofis’inde oturan adam, artık ne demokrasi maskesi takıyor ne de “özgürlük getiriyoruz” yalanını mırıldanıyor. Artık açıkça konuşuyorlar: “Bizim ulusal çıkarlarımız”, “enerji güvenliği”, “stratejik kaynakların korunması”. Hepsinin ortak tercümesi tek kelime, PETROL. Ya da daha geniş çerçevede KAYNAK. Kimin toprağında, kimin denizinde, kimin dağının altında ne varsa, “bizim” olmalı. Nokta. Ve bu iğrenç açgözlülüğün peşine takılan kukla liderler ordusu…  Ah o zavallı, o midyeli, o satılık yüzler. Bir kısmı Londra’da, Paris’te, Brüksel’de yetişmiş, kravatları ipe...

Eğitimde Reform Değil İnfaz: Bir Eğitim Yılında 72 Çocuk Çalışırken Can Verdi!

Resim
Türkiye, son yıllarda derinleşen ekonomik kriz ve "eğitimde reform" adı altında hayata geçirilen tartışmalı uygulamalarla birlikte, çocuk işçiliğinin "normalleştiği" karanlık bir döneme sürükleniyor. İktidarın ekonomi politikaları aileleri yoksulluk kıskacına iterken, çocuklar okul sıralarından koparılarak ağır iş kollarında ucuz iş gücü haline getiriliyor. İstatistikler Felaketin Boyutunu Ortaya Koyuyor Resmî ve sivil toplum verileri, çocuk işçiliğinin artık saklanamaz bir boyuta ulaştığını kanıtlıyor: İş Cinayetleri: İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, yalnızca 2025 yılında en az 94 çocuk işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. İşgücüne Katılım: TÜİK’in 2024 yılı çocuk istatistiklerine göre, 15-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 22,1’i işgücüne katılmış durumda. Bazı bölgelerde ve kayıt dışı verilerle birlikte bu oranın çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor. Eğitim-Öğretim Yılı Bilançosu: 2024-2025 eğitim-öğretim döneminde, b...

"Türkiye Yüzyılı" Tabelasının Ardındaki Gerçek: Kurumsal İflas ve Sistemik Çöküş!

Resim
​İktidarın ekonomi ajandası, son yıllarda rasyonel bir kalkınma planından ziyade, belirli bir sermaye grubunu ayakta tutmaya yönelik bir "kaynak transferi" mekanizmasına dönüştüğü görülüyor. ​Şimdi sormak lazım, enflasyon bir tercih midir? Ekonomi uzmanlarına göre; bilimsel gerçeklerle inatlaşan faiz politikaları sonucu patlayan enflasyon, aslında halkın cebindeki paranın sessizce el değiştirmesi olarak ifade ediliyor. Dar gelirli "sabretmeye" davet edilirken, diğer taraftan kur korumalı mevduat ve düşük faizli kredilerle sermaye sınıfı ihya ediliyor.  TOKİ ve inşaat odaklı büyüme masalı, bugün milyonlarca insanı kendi ülkesinde "kiracı" bile olamayacak noktaya getirdi. İktidarın rant odaklı şehirleşme politikası, temel bir insan hakkı olan barınmayı, bir avuç yatırımcının kar kapısına kurban etti. ​Modern bir devletin ayakta kalmasını sağlayan "denetim ve denge" mekanizmaları, mevcut yönetim anlayışıyla birlikte neredeyse tamamen t...

Savcıdan Polise, Validen Askere... Kamu Görevlileri Suç Dosyalarıyla Gündemde!

Resim
​CHP Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı sert konuşmayla iktidarın kamu yönetimindeki zafiyetini ve kurumlarda ayyuka çıkan yozlaşmayı gözler önüne serdi. Son yıllarda kamu görevlilerinin adının karıştığı skandalların münferit olaylar olmadığını vurgulayan CHP'li Kanko, toplumun kamuya olan güveninin yerle bir olduğunu ifade etti.    ​" İktidar Döneminde Kamu Yönetimi Yozlaştı" ​Kanko, mevcut siyasi iktidar döneminde devlet mekanizmasının ciddi bir "ahlaki çöküş" ve "çürüme" süreciyle karşı karşıya kaldığını savundu. Kamu kurumlarındaki liyakatsizliğin ve denetimsizliğin faturasının topluma ağır bir tablo olarak döndüğünü belirten Kanko, "Bugün yapılması gereken tek şey bu çürümeyle yüzleşmektir," diyerek iktidara sorumluluk çağrısında bulundu.   ​Skandallar Zinciri: Savcıdan Polise, Validen Askere... ​Kanko, konuşmasında Türkiye’nin dört bir yanından gelen ve kan donduran iddiaları tek tek sıralayarak,...

Hukukçular Ayakta: Barış mı, Kaos mu? Yargı Kararları Toplumu Bölüyor!

Resim
Türkiye'de ​31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik başlatılan hukuki incelemeler ve operasyonlar, 2026 yılı itibarıyla ülkenin ana gündem maddesi olmaya devam ediyor. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile bürokratlarının gözaltına alınmasıyla tırmanan süreç, Silivri’de görülen kapsamlı bir yargılama evresine dönüştü. ​Yargılama Süreci ve İddianamenin Detayları ​19 Mart 2025 tarihinde başlatılan operasyonlar kapsamında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil olmak üzere çok sayıda belediye yetkilisi tutuklanmış; hazırlanan 402 sanıklı iddianame Kasım 2025’te mahkeme tarafından kabul edilmişti. 9 Mart 2026’da duruşmaları başlayan davada sanıklar hakkında; ​"Çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme", ​"Yolsuzluk ve ihale usulsüzlükleri" gibi suçlamalarla 849 yıldan 2 bin 430 yıla kadar hapis cezaları talep ediliyor. ​Soruşturma dalgası İs...

Gökhan Günaydın Sustu Sustu, Kürsüden Patladı: Vatandaş Ev Beklerken, AKP’li Başkan Kripto Peşinde miydi?

Resim
​TBMM Genel Kurulu’nda söz alan CHP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, iktidarın ekonomi ve yerel yönetim politikalarına karşı adeta yaylım ateşi açtı. Emeklilerin açlığa mahkûm edildiğini vurgulayan Günaydın, Gümüşhane’de AKP’li eski belediye başkanınında olduğu konut yolsuzluğu iddiasıyla meclis kürsüsünden iktidara sert bir dille eleştirdi. ​ CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, meclis genel kurulunda yaptığı konuşmada Türkiye’nin kanayan yaralarına parmak bastı. Günaydın, milyonlarca emeklinin açlık sınırının çok altında kalan maaşlarla yaşam mücadelesi verdiğini belirterek, iktidarı halkın gerçeklerinden kopmakla suçladı.   ​" Emekliyi Açlığa, Yandaşı Ranta Boğdunuz!" ​Günaydın, emeklilerin bayram ikramiyelerine ve maaşlarına yapılması beklenen iyileştirmelerin "bütçe yok" bahanesiyle reddedilmesine ateş püskürdü. Emeklilerin kirasını ödeyemediği, torununa harçlık veremediği bir Türkiye tablosu çizen Günaydın, "Bü...

Rakamların Ötesindeki Kriz: Vicdan ve Adalet

Resim
Bugünlerde Türkiye’nin ana gündemi, mutfaktaki yangın ve çarşı pazardaki etiketler. Ancak toplumun derinliklerinde, sadece rakamlarla açıklanamayacak kadar ağır bir erozyon yaşanıyor. Bizler enflasyon canavarıyla boğuşurken; uyuşturucu, çocuk hakları ihlalleri, eğitimdeki nitelik kaybı ve liyakat sorunu gibi "sosyal kanser" hücreleri sessizce yayılmaya devam ediyor. "​Ekonomik krizler gelir geçer" diyebilirsiniz. Ancak toplumsal ahlak ve vicdan zedelenirse, o enkazı kaldırmak nesiller sürer. Bugün uyuşturucu kullanım yaşının korkutucu boyutlara ulaştığı, okulların etrafındaki güvenliğin tartışılır hale geldiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Gençlerimizi sadece ekonomik darboğazdan değil, bu karanlık bağımlılık sarmalından da korumak zorundayız. ​Öte yandan, her gün bir yenisi eklenen çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddet vakaları, "cezasızlık algısı" ile birleştiğinde toplumdaki adalet duygusunu kökünden sarsıyor. Bir ülkede adalet ...

Tapuda "Avukat" Vergisi: Ev Alana Bir Masraf da Hükümetten. Tepki Büyük!

Resim
​ Adalet Bakanı Akın Gürlek tarafından müjdelenen ancak içeriğiyle mülkiyet hakkına "müdahale" olarak yorumlanan 12. Yargı Paketi, kamuoyunda infial yaratıyor. Belirli bir tutarın üzerindeki tapu işlemlerinde avukat temsil zorunluluğu getiren düzenleme, "hukuki güvenlik" maskesi altında vatandaşa ek mali yük ve "zorunlu aracılık" dayatması olarak nitelendiriliyor.  ​Hukuki Güvenlik mi, "Avukat Lobisi"ne Hizmet mi? ​Bakan Gürlek’in, İstanbul 2 No'lu Barosu'nun iftarında yaptığı açıklamalar, düzenlemenin asıl amacının yargı reformu değil, belirli bir meslek grubuna ekonomik alan açmak olduğunu ortaya koydu. "Avukatlarımıza ekonomik katkı sağlayacak" ifadesi, mülk alım satımı yapacak vatandaşların sırtına binlerce liralık yeni bir "zorunlu danışmanlık" yükü yükleneceğinin itirafı olarak değerlendiriliyor. ​Sektör Temsilcileri Ayakta: "Mevcut Sistem Zaten Güvenli" ​Düzenlemeye en sert tepki, sahad...

İktidarın "İç Cephe" Çelişkisi. Barış Çığlığı Altında Demokrasi Budaması!

Resim
Türkiye siyaseti, son dönemde iktidar kanadından yükselen "iç cepheyi güçlendirme" söylemleri ile ana muhalefet partisi (CHP) belediyelerine yönelik başlatılan hukuki süreçlerin yarattığı derin çelişkiyi tartışıyor. Toplumsal bütünleşme mesajlarının verildiği bir iklimde, seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve yargı kıskacına alınması, kamuoyunda "demokratik samimiyet sorgulamasına" neden oluyor. ​"Birlik" Söylemi Operasyonlara Çarpıyor ​Cumhur İttifakı’nın dış tehditlere karşı birleşme çağrısı yaptığı bir dönemde, Türkiye’nin en büyük yerel yönetim güçlerinden biri olan CHP’li belediyelere yönelik "şafak operasyonları" ve kayyum atamaları, siyasi analistler tarafından büyük bir tezat olarak değerlendiriliyor. Eleştirel kesimler, iktidarın tutumunu şu üç temel noktada hedef alıyor: ​Seçmen İradesi ve Milli İrade Çelişkisi : 31 Mart seçimlerinde halkın sandıkta ortaya koyduğu tercihin, idari ve adli kararlarla ...