Yeşilden Ranta Dönüşüm: AKP Döneminde Ekolojik Yıkım ve Betonlaşma Kıskacı!
Türkiye’de tarım arazileri ve ormanlar rant projeleriyle yok edilirken, son yasal düzenlemelerle milli parkların kapısı sermayeye açıldı; deprem güvenliği ise geri planda kalmaya devam ediyor.
Türkiye, bir yanda bereketli topraklarının ve oksijen kaynağı ormanlarının rant uğruna feda edildiği, diğer yanda ise beklenen büyük depremlere karşı yürütülen çalışmaların yetersiz kaldığı kritik bir süreçten geçiyor. AKP iktidarının "beton odaklı" büyüme stratejisi, artık sadece şehirleri değil, ülkenin en korunaklı doğa miraslarını da tehdit ediyor.
Milli Parklar Sermayeye Teslim
Meclis’ten geçen son yasal düzenlemelerle birlikte, Türkiye’nin en değerli koruma alanları olan milli parklar ve tabiat parkları "işletme" mantığına kurban ediliyor.
Özelleştirme Kıskacı: Yeni düzenleme, milli park alanlarının özel şirketlere 49 yıllığına, "başarılı" bulunmaları halinde ise 99 yıla kadar tahsis edilmesinin önünü açıyor.
Koruma Değil Ticaret: Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün döner sermayeli bir yapıya dönüştürülmesi, uzmanlar tarafından "doğa korumanın bir piyasa faaliyetine dönüştürülmesi" olarak nitelendiriliyor. Artık milli parklar birer doğal miras değil, gelir kapısı olarak görülüyor.
Rantın Gölgesinde Ekolojik Yıkım
Akbelen’den İliç’e kadar uzanan süreçte şahit olduğumuz doğa tahribatı, "kamu yararı" kılıfı altında sermaye birikimine hizmet ediyor. Birinci sınıf tarım arazilerinin imara açılması gıda güvenliğimizi tehdit ederken, anayasal bir hak olan sağlıklı çevrede yaşama hakkı, maden ve inşaat lobilerinin insafına bırakılmış durumda.
"Rantsal" Dönüşüm Sancısı
Doğayı tahrip eden bu kontrolsüz yapılaşma iştahı, şehir merkezlerinde ise yerini "yavaş ve adaletsiz" bir kentsel dönüşüme bırakıyor.
Güvenlik mi, Kâr mı? Kentsel dönüşümün riskli binalardan ziyade rantı yüksek kupon arazi bölgelerine odaklanması, milyonlarca insanı güvensiz konutlarda yaşamaya mahkum ediyor.
Yetersiz Hazırlık: 6 Şubat depremlerinin acısı tazeyken, büyükşehirlerdeki dönüşüm hızı beklenen İstanbul depremi için gereken seviyenin çok uzağında.
Çözüm Önerileri
Milli Parklar Halkındır: Korunan alanların özel şirketlere tahsisi durdurulmalı; bu alanlar mutlak koruma statüsüyle gelecek nesillere devredilmelidir.
Afet Odaklı Dönüşüm: Kentsel dönüşüm bir kâr aracı olmaktan çıkarılmalı, devlet desteğiyle riskli bölgelerde "yerinde ve ücretsiz/düşük maliyetli" barınma hakkı esas alınmalıdır.
Ekolojik Denetim: ÇED süreçleri bağımsızlaştırılmalı, tarım ve orman alanlarını imara açan kararlar yargı denetimine ve yerel halkın rızasına tabi tutulmalıdır.
Özetle; Türkiye’yi betona boğan, doğasını pazarlayan ve insanını deprem riskine terk eden bu anlayış sürdürülebilir değildir. Ülkenin geleceği, yükselen rezidanslarda değil, korunan ormanlarda ve güvenli şehirlerde yatmaktadır.
Yorumlar
Yorum Gönder