Kayıtlar

Yazı: Cengiz Aldemir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Emeğin Manifestosu: Birlik Olmadan Mücadele, Mücadele Olmadan Zafer Olmaz!

Resim
1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı (Emek ve Dayanışma Günü), insanlık tarihinin en köklü mücadelelerinden birinin simgesi olarak emeğin onuru, birlik, dayanışma ve adalet arayışının evrensel manifestosudur. Aynı zamanda endüstri devriminin karanlık gölgesinde ezilen işçilerin, “Biz insanız, makine değiliz” diye haykırışının yankılandığı bir gündür. Kan ve Barutla Yazılan Bir Hak Mücadelesi Her şey 1886 yılının baharında, Amerika Birleşik Devletleri’nde başladı. Sanayi Devrimi’nin zirvesinde işçiler, günde 12-16 saatlik insanlık dışı çalışma sürelerine, düşük ücretlere ve tehlikeli koşullara mahkûm edilmişti. Chicago merkezli olmak üzere ülke çapında yaklaşık 300.000 ila 500.000 işçi, 1 Mayıs 1886’da “Sekiz saat çalışma, sekiz saat dinlenme, sekiz saat de canımız ne isterse” sloganıyla genel greve çıktı. Bu, sıradan bir grev değildi; insan onurunun sınırıydı. Louisville’de siyah ve beyaz işçilerin omuz omuza yürümesi, ırk ayrımcılığının duvarlarını bile geçici olarak yıkan ta...

Egemenliğin ve Geleceğin Bayramı 23 Nisan: Karanlık Zihniyetlere Karşı Aydınlık Bir Manifestodur!

Resim
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Ankara’da Birinci Meclis’in kapıları açıldığında sadece bir bina inşa edilmedi; bir halkın kaderi sarayların karanlık dehlizlerinden çıkarılıp milletin avuçlarına bırakıldı. kulislerden.blogspot.com olarak bugün, 23 Nisan’ın sadece bandolar ve törenlerden ibaret olmadığını, aksine tebaadan millete geçişin en sert ve en net hamlesi olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. ​Egemenliğin Tapusu Millete Tescillendi ​1920’de İstanbul’da irade felç olmuş, saltanat işgalcilerle pazarlık masasına oturmuşken; Anadolu’nun kalbinde "Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir" sesleri yükseliyordu. Bu, Türk tarihinin gördüğü en büyük siyasi operasyondu. Egemenlik, asırlardır süregelen "tek adam" ve "hilafet" pençesinden sökülüp alındı. Atatürk’ün bu günü çocuklara emanet etmesi ise rastgele bir tercih değil; kurulan bu modern yapının bekasını, henüz zihinleri kirletilmemiş nesillere sigortalamaktı. ​Perde Arkasında...

Sıradan Hırsız Camdan, Siyasi Hırsız Sandıktan Girer!

Resim
Sürekli hırsızlık ve yolsuzluk gibi haberlere maruz kalmak toplumda bir "duyarsızlaşma" ve "kabullenme" eşiği yaratıyor. Hırsızlığın sıradanlaştığı yerde, soygun bir yaşam biçimi haline geliyor. Konu hırsızlık olunca hırsızların biri kilitleri kırarak mülkünüze el koyar, diğeri ise o kilitlerin anahtarını bizzat sizden alır. Modern çağın en büyük illüzyonu; cüzdanınızın boşalmasına rıza gösterip, bu mülksüzleştirme projesini "istikrar" diye alkışlamanızdır. ​Sıradan bir hırsız amatördür; somut bir nesneyi, örneğin telefonunuzu veya kiranızı çalar. Bu, doğrudan bir kayıptır ve telafisi hukuk düzeni içinde aranır. Ancak iktidar koltuğuna oturan "profesyonel" figürler, çalma işlemini sistemli bir estetik operasyona dönüştürür. Onlar sadece parayı değil; zamanı, liyakati ve bir gencin "Yurt dışına mı gitsem?" ikilemi arasındaki o masum gülümsemesini çalarlar. ​Buradaki en büyük trajedi, mülksüzleştirme sürecinin "kamu hiz...

Petrol İçin Her Şeyi Yakan Emperyalizm ve Yerli Satılıkları!

Resim
"Kan kokusu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir" diyen  İrlandalı Yazar George Bernard Shaw ' ın bu cümlesi, farklı bir açıdan bakıldığında bir teşhis değil, resmi bir ölüm ilanıdır aslında.  Yüz yıldır dünyanın dört bir yanına aynı vahşi açlıkla saldıran, fakat bu defa utanma duygusunu tamamen terk etmiş bir sistemin itirafnamesidir. Washington’ın Oval Ofis’inde oturan adam, artık ne demokrasi maskesi takıyor ne de “özgürlük getiriyoruz” yalanını mırıldanıyor. Artık açıkça konuşuyorlar: “Bizim ulusal çıkarlarımız”, “enerji güvenliği”, “stratejik kaynakların korunması”. Hepsinin ortak tercümesi tek kelime, PETROL. Ya da daha geniş çerçevede KAYNAK. Kimin toprağında, kimin denizinde, kimin dağının altında ne varsa, “bizim” olmalı. Nokta. Ve bu iğrenç açgözlülüğün peşine takılan kukla liderler ordusu…  Ah o zavallı, o midyeli, o satılık yüzler. Bir kısmı Londra’da, Paris’te, Brüksel’de yetişmiş, kravatları ipe...

"Türkiye Yüzyılı" Tabelasının Ardındaki Gerçek: Kurumsal İflas ve Sistemik Çöküş!

Resim
​İktidarın ekonomi ajandası, son yıllarda rasyonel bir kalkınma planından ziyade, belirli bir sermaye grubunu ayakta tutmaya yönelik bir "kaynak transferi" mekanizmasına dönüştüğü görülüyor. ​Şimdi sormak lazım, enflasyon bir tercih midir? Ekonomi uzmanlarına göre; bilimsel gerçeklerle inatlaşan faiz politikaları sonucu patlayan enflasyon, aslında halkın cebindeki paranın sessizce el değiştirmesi olarak ifade ediliyor. Dar gelirli "sabretmeye" davet edilirken, diğer taraftan kur korumalı mevduat ve düşük faizli kredilerle sermaye sınıfı ihya ediliyor.  TOKİ ve inşaat odaklı büyüme masalı, bugün milyonlarca insanı kendi ülkesinde "kiracı" bile olamayacak noktaya getirdi. İktidarın rant odaklı şehirleşme politikası, temel bir insan hakkı olan barınmayı, bir avuç yatırımcının kar kapısına kurban etti. ​Modern bir devletin ayakta kalmasını sağlayan "denetim ve denge" mekanizmaları, mevcut yönetim anlayışıyla birlikte neredeyse tamamen t...

Rakamların Ötesindeki Kriz: Vicdan ve Adalet

Resim
Bugünlerde Türkiye’nin ana gündemi, mutfaktaki yangın ve çarşı pazardaki etiketler. Ancak toplumun derinliklerinde, sadece rakamlarla açıklanamayacak kadar ağır bir erozyon yaşanıyor. Bizler enflasyon canavarıyla boğuşurken; uyuşturucu, çocuk hakları ihlalleri, eğitimdeki nitelik kaybı ve liyakat sorunu gibi "sosyal kanser" hücreleri sessizce yayılmaya devam ediyor. "​Ekonomik krizler gelir geçer" diyebilirsiniz. Ancak toplumsal ahlak ve vicdan zedelenirse, o enkazı kaldırmak nesiller sürer. Bugün uyuşturucu kullanım yaşının korkutucu boyutlara ulaştığı, okulların etrafındaki güvenliğin tartışılır hale geldiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Gençlerimizi sadece ekonomik darboğazdan değil, bu karanlık bağımlılık sarmalından da korumak zorundayız. ​Öte yandan, her gün bir yenisi eklenen çocuk istismarı ve kadına yönelik şiddet vakaları, "cezasızlık algısı" ile birleştiğinde toplumdaki adalet duygusunu kökünden sarsıyor. Bir ülkede adalet ...

İktidarın "İç Cephe" Çelişkisi. Barış Çığlığı Altında Demokrasi Budaması!

Resim
Türkiye siyaseti, son dönemde iktidar kanadından yükselen "iç cepheyi güçlendirme" söylemleri ile ana muhalefet partisi (CHP) belediyelerine yönelik başlatılan hukuki süreçlerin yarattığı derin çelişkiyi tartışıyor. Toplumsal bütünleşme mesajlarının verildiği bir iklimde, seçilmiş belediye başkanlarının görevden uzaklaştırılması ve yargı kıskacına alınması, kamuoyunda "demokratik samimiyet sorgulamasına" neden oluyor. ​"Birlik" Söylemi Operasyonlara Çarpıyor ​Cumhur İttifakı’nın dış tehditlere karşı birleşme çağrısı yaptığı bir dönemde, Türkiye’nin en büyük yerel yönetim güçlerinden biri olan CHP’li belediyelere yönelik "şafak operasyonları" ve kayyum atamaları, siyasi analistler tarafından büyük bir tezat olarak değerlendiriliyor. Eleştirel kesimler, iktidarın tutumunu şu üç temel noktada hedef alıyor: ​Seçmen İradesi ve Milli İrade Çelişkisi : 31 Mart seçimlerinde halkın sandıkta ortaya koyduğu tercihin, idari ve adli kararlarla ...