Petrol İçin Her Şeyi Yakan Emperyalizm ve Yerli Satılıkları!
"Kan kokusu almış bir köpekbalığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmidir" diyen İrlandalı Yazar George Bernard Shaw'ın bu cümlesi, farklı bir açıdan bakıldığında bir teşhis değil, resmi bir ölüm ilanıdır aslında.
Yüz yıldır dünyanın dört bir yanına aynı vahşi açlıkla saldıran, fakat bu defa utanma duygusunu tamamen terk etmiş bir sistemin itirafnamesidir.
Washington’ın Oval Ofis’inde oturan adam, artık ne demokrasi maskesi takıyor ne de “özgürlük getiriyoruz” yalanını mırıldanıyor. Artık açıkça konuşuyorlar: “Bizim ulusal çıkarlarımız”, “enerji güvenliği”, “stratejik kaynakların korunması”. Hepsinin ortak tercümesi tek kelime, PETROL. Ya da daha geniş çerçevede KAYNAK. Kimin toprağında, kimin denizinde, kimin dağının altında ne varsa, “bizim” olmalı. Nokta. Ve bu iğrenç açgözlülüğün peşine takılan kukla liderler ordusu…
Ah o zavallı, o midyeli, o satılık yüzler. Bir kısmı Londra’da, Paris’te, Brüksel’de yetişmiş, kravatları ipek, vicdanları naylon tipler. Diğer kısmı ise kendi ülkelerinde “Batı’yla uyumlu”, “pragmatik”, “gerçekçi” diye alkışlanan hainler. Hepsinin ortak özelliği, efendilerinin önüne diz çöktükleri anda gözlerindeki o iğrenç parıltı.
Sanki ilk defa bir kemik kokusu almış sokak köpeği gibi titriyorlar.
Ukrayna’da kan dökülürken “değerler birliği” diye nutuk çeken, Gazze’de çocuklar bombalanırken “İsrail’in kendini savunma hakkı” diye yalan söyleyen, Yemen’de, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da enkaz üstüne enkaz yığarken hâlâ “terörle mücadele” edebiyatı yapan bu kişiler insanlıktan çıkmıştır. Artık sadece emperyalizmin taşeronları değil; onun en aşağılık, en utanmaz bekçileridir.
Petrol kokusunu alan emperyalist sürü, bir kere kana da alıştı. Artık ayrım yapmıyor. Çocuk, kadın, sivil kanı da… hepsi aynı kokuyor onun için. Yeter ki boru hatları temiz kalsın, tankerler aksın, kontratlar bozulmasın.
Ve en acısı ne biliyor musunuz?
Bu iğrenç düzene en çok alkış tutanlar, kendi halkının çocuklarını o tankların, o F-16’ların, o İHA’ların hedef tahtasına çevirenlerdir. Kendi ülkelerinin petrolünü, gazını, madenini, limanını, hava sahasını peşkeş çekenlerdir. Sonra da dönüp millete “dış güçler” masalı anlatanlardır. Tarih, bu tipleri affetmez.
Ne “Nobel Barış Ödülü” alırlar, ne “demokrasi kahramanı” diye anılırlar.
Onlar sadece bir şeyle anılacak:
“Petrol kokusu almış efendilerinin köpeğiydiler” diye.
Ve o köpekbalığına benzeyen bu sistem, bir gün mutlaka kendi kanında boğulacaktır. Çünkü doğa da, tarih de, vicdan da böylelerini uzun süre yaşatmaz.
O güne kadar susmayacağız.
O iğrenç kokuyu her fırsatta suratlarına vuracağız. Kan kokusu almış köpekbalığı vahşi olabilir.
Ama petrol kokusu almış Amerikan emperyalizmi ve onun peşindeki yerli işbirlikçileri…
Bunlar insanlık tarihinin en iğrenç, en utanmaz, en kanlı soygun çetesidir. Bu çetenin günleri sayılıdır ve sonunda kaybedeceklerdir.
Yorumlar
Yorum Gönder