Sandığın Yeni Efendisi Gençler Siyasetin Yeni Standartlarını Belirliyor!
Siyasal İslam’ın Türkiye’de yarattığı "ideolojik erozyon", sadece söylem düzeyinde kalmamış; devletin işleyişine, eğitimden ekonomiye kadar pek çok alana sirayet etmiştir.
Modern devletlerde kamu kurumları, sınav ve tecrübe ile işler. Ancak siyasal İslamcı anlayışın baskın olduğu dönemlerde, bürokrasideki yükseliş kriterleri değişmiştir.
Özellikle son yirmi yılda, üniversite rektörlerinden hastane yöneticilerine kadar liyakat yerine "parti aidiyeti" veya "cemaat yakınlığı" ön plana çıkmıştır. Bu durum, kurumların işleyiş kapasitesini düşürmüş; kamu kaynaklarının verimsiz kullanılmasına ve "yandaş" odaklı bir kadrolaşmaya yol açmıştır. Sonuç; bir kurumda uzmanlık değil, ideolojik sadakatin tek geçer akçe olmasıdır.
Eğitim, bir ülkenin geleceğinin inşasıdır. Siyasal İslam’ın etkisiyle eğitim müfredatının içeriği, bilimsel verilerden ziyade ideolojik bir dünya görüşünü dayatma aracına dönüşmüştür.
Okullarda evrim teorisinin müfredattan çıkarılması veya seçmeli derslerin "dini içerikli" olanlara doğru daraltılması, genç nesillerin analitik düşünme yeteneklerini kısıtlamıştır. Bilimsel birikim yerine ezbere ve dogmaya dayalı eğitim, Türkiye’nin teknoloji dünyasındaki rekabet gücünü zayıflatmış, "beyin göçünü" tetikleyen en büyük faktörlerden biri olmuştur.
Ekonomi, rasyonel veriler ve matematiksel disiplinle yönetilir. Siyasal İslam'ın "faiz haramdır" gibi dini referansları ekonomi yönetimine doğrudan taşıma girişimi, devletin ekonomik hafızasını sarsmıştır.
Geleneksel merkez bankacılığı ve ekonomi bilimi yerine, ideolojik gerekçelerle uygulanan "düşük faiz" politikaları, Türkiye’de enflasyonun kontrolden çıkmasına ve orta sınıfın hızla erimesine neden olmuştur. "İdeolojik sadakatle" alınan bu kararlar, Türkiye’nin küresel piyasalardaki güvenilirliğini zedelemiş ve ekonomik krizleri derinleştirmiştir.
Modern hukukta kanunlar herkes için eşittir. Ancak siyasal İslamcı pratiklerde "bizden olanlar ve olmayanlar" ayrımı, hukukun tarafsızlığını yitirmesine neden olmuştur.
Örneğin, yolsuzluk iddialarının, şeffaflıkla soruşturulmak yerine "beka sorunu" veya "dış güçler komplosu" gibi hamasi söylemlerle örtbas edilmesi; yargının yürütme organına bağımlı hale getirilmesi. Bu durum, toplumun adalet duygusunu derinden zedelemiş ve hukukun "güçlünün silahı" haline dönüşmesine yol açmıştır.
Peki ne yapmak lazım?
Bu tahribatı onarmak için siyasi bir değişimden çok, toplumsal bir zihniyet devrimi gerekiyor.
Bu sürecin en önemli kırılma noktası ise genç kuşakların bilgi temelli talepleridir. Bugün Türkiye’de nüfusun büyük bir kısmı, dünya ile entegre, dijitalleşmiş ve "hak temelli" bir yaşam talep ediyor. Gençler, artık "kimlik" siyaseti üzerinden değil, "yaşam standartları, özgürlükler ve liyakat" üzerinden siyaseti okumakta. Bu genç kitlenin siyasi tercihlerini "inanç" üzerinden değil, "vaat edilen yönetim kalitesi" üzerinden yapması,
yolsuzluğu ve adaletsizliği inançla meşrulaştıran söylemlere karşı rasyonel bir duruş sergilemesi,
bilimsel eğitimi ve hukukun üstünlüğünü pazarlık konusu yaptırmaması ve Türkiye’nin üzerindeki bu "ideolojik bulutu" dağıtacak bir ana güçtür. Siyasetin rotasını tekrar "modernleşme ve akıl" çizgisine çekecek olan, bu talebin seçim sandığında ve toplumsal muhalefet alanında bir "standart belirleyici" haline gelmesidir.
Türkiye’nin içinde bulunduğu bu ideolojik tıkanıklığı aşmak, geçmişin rövanşını almak değil, geleceğin inşasını akıl ve liyakat temelleri üzerine yeniden kurmakla mümkündür. Cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki 'muasır medeniyetler seviyesi' hedefi, bir nostalji değil; küresel rekabette var olabilmenin yegâne rasyonel yol haritası olacaktır.
Toplumsal zihniyet devriminin sandığa yansıması, sadece bir yönetim değişikliği değil, devletin yeniden kurumlarına ve evrensel hukuk normlarına dönmesini sağlayan bir restorasyon sürecidir. Ülke, 'kimlik' odaklı kısır döngüden kurtulup bilimi, adaleti ve liyakatı temel alan bir yönetim kalitesine ulaştığı an; sadece ideolojik yıkım son bulmayacak, ülkenin gelişimini engelleyen tüm bariyerler de tasfiye edilecektir.
Yorumlar
Yorum Gönder