Toplanan Milyarlar Yola Gitti Tabut Evler Ayakta Kaldı!

Türkiye’nin her sarsıntıda yaşadığı büyük acılar, "Hazırlık yapılıyor mu?" sorusunu yeniden gündeme taşıyor. 1999’dan bu yana geçen 26 yıla rağmen Türkiye depreme hâlâ hazır değil. Bilim insanlarının "her an olabilir" dediği büyük depremler kapıdayken, uzmanlar ve muhalefet iktidarı "kaynakları yanlış kullanmak" ve "süreçleri yönetememekle" suçluyor.

Türkiye, dünyanın en aktif fay hatları üzerinde yer alan bir "deprem ülkesi" gerçeğiyle yaşamaya devam ediyor. Ancak 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin üzerinden geçen 26 yıla rağmen, şehirlerin güvenli hale getirilememesi toplumsal bir öfkeye dönüşmüş durumda. İktidara yönelik eleştirilerin odağında ise "deprem vergileri", yavaş ilerleyen "kentsel dönüşüm" ve liyakat sorunları yer alıyor.

Deprem Vergileri Nerede?

Hazırlıkların yapılamamasının önündeki en büyük sorulardan biri finansman. 1999 sonrası "geçici" olarak getirilen ancak sonra kalıcı hale gelen Özel İletişim Vergisi (deprem vergisi), kamuoyunda büyük bir tartışma konusu. Muhalefet partileri, bugüne kadar toplanan yaklaşık 40-42 milyar doların deprem dirençli kentler yerine duble yollar ve diğer inşaat projelerine harcandığını belirterek iktidarı sert bir dille eleştiriyor.

Kentsel Dönüşüm Mü, "Rantsal" Dönüşüm Mü?

Deprem hazırlığının en kritik ayağı olan kentsel dönüşüm süreci, Türkiye genelinde oldukça yavaş ilerliyor. Eleştiriler, dönüşümün deprem riski en yüksek binalardan ziyade rantı yüksek bölgelere odaklandığı yönünde.
Bürokrasi ve Yavaşlık: Uzmanlar, belediyeler ve bakanlıklar arasındaki koordinasyon eksikliğinin ve 2 yıla varan bürokratik süreçlerin dönüşümü baltaladığını vurguluyor.
Maliyet Sorunu: Artan inşaat maliyetleri ve vatandaşın ödeme gücünün zayıflaması, riskli binaların yenilenmesinin önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor.

Liyakat Eksikliği Hazırlığı Engelliyor

Hazırlık sürecinde AFAD gibi kurumların yönetim kadrolarına yönelik eleştiriler de dinmiyor. Uzmanlar, afet yönetiminin başındaki isimlerin konunun uzmanı olmamasının, yapılan tatbikatların ve hazırlık planlarının "kağıt üzerinde" kalmasına neden olduğunu savunuyor. Özellikle 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası bölgede verilen "bir yıl içinde konut" sözlerinin tam olarak tutulmaması, planlama hatalarının bir göstergesi olarak nitelendiriliyor.

Zaman Daralıyor 

Prof. Dr. Naci Görür gibi bilim insanları, özellikle İstanbul ve Marmara bölgesi için zamanın daraldığını her fırsatta dile getiriyor. Bilim dünyası, depremlerin tahmin edilemez olduğunu ancak "depremin değil, ihmalin ve kötü binaların öldürdüğünü" hatırlatarak iktidarı acil ve kararlı adımlar atmaya çağırıyor. Türkiye, bir sonraki büyük sarsıntıya kadar "hazırlık" yerine "yara sarma" siyasetine devam ederse, bedelin yine çok ağır olacağı uyarısında bulunuyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!