İktidarın Plansızlığı Mühendisi Kurye Yaptı!
Türkiye ekonomisinin kronikleşen işsizlik sorunu, iktidarın günü kurtarmaya yönelik pansuman tedbirleri ve plansız eğitim politikaları nedeniyle bir "toplumsal cinnete" dönüşmek üzere. TÜİK’in %10 bandında tutmaya çalıştığı resmi rakamlar, sokaktaki gerçeği maskelemeye yetmiyor. Genç işsizliğinin %20’leri aştığı, atıl iş gücü oranının ise %25’e dayandığı Türkiye’de, iktidarın "her ile bir üniversite" projesi artık nitelikli işsiz üretme merkezine dönüştü.
Mühendisler Kuryeliğe Mahkûm Edildi
Bu yıkımın en ağır bilançosu, ülkenin kalkınma lokomotifi olması gereken mühendislerde görülüyor. Sosyal medyada; bir dönem "altın bilezik" olarak görülen mühendislerin, bugün düşük ücretli işlerin ve kuryelik sektörünün bir parçası haline geldiği haberler paylaşılıyor.
AKP iktidarının sanayi stratejisinden kopuk şekilde açtığı binlerce kişilik mühendislik kontenjanları, arz-talep dengesini yerle bir etti.
Yeni mezun bir mühendisin asgari ücret seviyesinde işe başlaması, hatta "tecrübesiz" bahanesiyle iş bulamaması, ülkenin beyin göçünü tetikleyen ana unsur haline geldi.
İktidarın inşaat odaklı büyüme modeli, yüksek teknoloji üretimini dışladığı için mühendislere AR-GE laboratuvarları yerine şantiyelerde geçici roller biçildi.
Teşvikler Çözüm Değil, Göz Boyama!
Hükümetin büyük iddialarla duyurduğu istihdam teşvikleri, işverenler için geçici bir maliyet avantajı sağlamaktan öteye geçemedi. Kalıcı istihdam yaratamayan, üretim ekonomisini desteklemeyen ve sadece SGK prim desteğine dayanan bu sistem; işsizliği azaltmak yerine, işsizliği "erteleme" mekanizmasına dönüştü. İş gücü piyasasının esnekleştirilmesi adı altında sunulan politikalar, çalışanları güvencesizliğe ve düşük ücret mahkûmiyetine terk etti.
Yapısal Çöküş Kapıda
Ekonomistler ve sendikalar, mevcut tablonun sadece bir ekonomik kriz değil, aynı zamanda bir "yönetim krizi" olduğunu vurguluyor. Yatırım ortamının iyileştirilmemesi, hukukun üstünlüğünün zedelenmesi ve doğrudan yabancı sermayenin ülkeden kaçışı, yeni iş sahalarının açılmasını imkânsız hale getiriyor. Eğitim sisteminin iş dünyasından kopuk yapısı ise "diplomalı işsizler ordusu"nu her yıl daha da büyütüyor.
İktidar, gerçekçi istihdam politikaları üretmek yerine rakamlarla oynamayı ve geçici çözümlerle halkı oyalamayı seçiyor. Türkiye, yetişmiş insan kaynağını heba ederken; mühendisinden işçisine kadar tüm toplum kesimleri, plansızlığın ve vizyonsuzluğun bedelini ağır bir şekilde ödüyor.
Yorumlar
Yorum Gönder