Sessiz Tehlike Kapıda. Su ve Deprem, Rantın Değil Bilimin Konusu Olmalı!
Bazen kahvemi alıp balkona çıktığımda etraftaki binalara, çevreye bakıyor ve düşünüyorum: Biz gerçekten "yarın"ı planlıyor muyuz, yoksa sadece bugünü kurtarmanın telaşıyla mı savruluyoruz? Şöyle bir geçmişe baktığımızda 23 yıldır bu ülkenin yönetiminde olan bir anlayışın yaptıkları, maalesef çevresel sürdürülebilirlik ve afet yönetimi konusunda "sınıfta kalmanın" ötesine geçen bir ihmal zinciri olduğunu görüyoruz. Bu yazıyı sadece bir siyasi eleştiri olarak değil, bir yurttaş olarak, gelecek nesillere karşı borçlu hissettiğim için yazdım. Hafızalarımızı tazeleyelim. Özellikle son yirmi yılda Türkiye’nin dört bir yanının, sürdürülebilirlik ilkelerinden uzak, rant odaklı bir şehirleşme anlayışıyla "betonlaştırıldığını" hepimiz gördük. Doğal yaşam alanlarının imara açılması, dere yataklarının daraltılması... Sonuç? Eskiden nadir gördüğümüz ani sel felaketlerinin artık her yağmurda bir "yeni normal" haline gelmesi gibi, sadece çevre...