Memleketin Altını Oyan Sessiz Tehlike: Denetimsizlik!
Şöyle arkamıza yaslanıp son yıllarda bu ülkede canımızı yakan, ciğerimizi dağlayan, "Artık bu kadar da olmaz" dedirten olaylar zincirine bir göz atalım. Depremlerde kâğıt gibi yıkılan binalar, maden ocaklarının derinliklerinde gencecik yaşta toprağa verilen işçiler, Kıbrıs Girne'de denetimsizlik yüzünden yaşanan gemi kazası, gıda ürünlerinde karşılaştığımız mide bulandırıcı tağşişler, kamu imtiyazlarıyla büyüyen devasa projelerin arkasındaki kapalı kapılar... Tümü farklı kulvarlarda gibi görünse de hepsinin göbeğinde sistemli bir denetimsizlik kültürü olduğunu görüyoruz. Bugün partili cumhurbaşkanlığı sisteminin en çok eleştirildiği, geçer not alamadığı, halkın canına ve cebine doğrudan temas eden en büyük zafiyeti tam olarak bu noktada birikiyor. Devleti yönetme sorumluluğunu üstlenen irade, kontrol mekanizmalarını çalıştırmak, bağımsız kurumların sesine kulak vermek yerine denetimi adeta bir "pürüz", işleyişi yavaşlatan bir "bürokrasi enge...