Tek Bir Bağımsız Kalem Bile Karanlığı Aydınlatmaya Yeter!
Demokrasi denilen kadim yapı, süslü kürsülerde yapılan ihtişamlı konuşmalarla değil, halkın haber alma hakkının ne kadar korunduğuyla ölçülür. Bir ülkede demokrasinin nefes boruları tıkandığında, ilk önce gerçeğin sesini topluma ulaştıran bağımsız kalemler hedef alınır. Ne var ki, bu topraklarda hakikati savunmanın tarihi, aynı zamanda ağır bedellerin, mahkeme salonlarının ve göğüslenen haksızlıkların tarihidir. Cumhuriyetin ilanından hemen sonra, henüz yeni rejimin inkılap ve yapılanma sürecinde bile basın üzerindeki baskılar gecikmemiş; Ahmed Emin Yalman, Velid Ebüzziya, Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Şükrü Esmer ve Eşref Edip gibi dönemin önde gelen gazeteci ve yazarları, yazdıkları yazılar ve muhalif duruşları nedeniyle İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanarak ya da mahkeme kapılarında sabahlayarak Cumhuriyet tarihinin ilk basın mahkûmiyetlerine ve tutuklamalarına maruz kalmışlardır. Bugün dönüp baktığımızda, bağımsız ve omurgalı gazeteciliği hazmedemeyen, kalemi...