Hukukçular Ayakta: Barış mı, Kaos mu? Yargı Kararları Toplumu Bölüyor!

Türkiye'de ​31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından, muhalefetin kazandığı belediyelere yönelik başlatılan hukuki incelemeler ve operasyonlar, 2026 yılı itibarıyla ülkenin ana gündem maddesi olmaya devam ediyor.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran ve Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile bürokratlarının gözaltına alınmasıyla tırmanan süreç, Silivri’de görülen kapsamlı bir yargılama evresine dönüştü.

​Yargılama Süreci ve İddianamenin Detayları

​19 Mart 2025 tarihinde başlatılan operasyonlar kapsamında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil olmak üzere çok sayıda belediye yetkilisi tutuklanmış; hazırlanan 402 sanıklı iddianame Kasım 2025’te mahkeme tarafından kabul edilmişti. 9 Mart 2026’da duruşmaları başlayan davada sanıklar hakkında;
​"Çıkar amaçlı suç örgütü kurma ve yönetme", ​"Yolsuzluk ve ihale usulsüzlükleri" gibi suçlamalarla 849 yıldan 2 bin 430 yıla kadar hapis cezaları talep ediliyor.

​Soruşturma dalgası İstanbul ile sınırlı kalmayarak Beşiktaş, Şişli, Beylikdüzü ve Büyükçekmece gibi ilçelere de sıçrarken; Rıza Akpolat, Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık gibi belediye başkanları da benzer suçlamalarla yargı sürecine dahil edildi.

​Hukuk Dünyasından Usul İtirazları

​Dava süreci, hukukçular ve baro başkanları tarafından usul ekonomisi ve savunma hakkı açısından sert eleştirilere maruz kalıyor. İstanbul Barosu Başkanı ve Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, davanın Türkiye’nin hukuk devleti kimliğini doğrudan ilgilendirdiğini belirterek şu noktalara dikkat çekiyor:
​"İddialar doğru kabul edilse dahi, bu kurumların defalarca denetlenmiş olması, denetim mekanizmalarının işlevsizliğini ya da iddiaların dayanaksızlığını gösterir. Yargının kitlesel biçimde araçsallaştırılması, Anayasa'ya aykırılık teşkil etmektedir."

Duruşma salonundaki uygulamalara yönelik itirazlar ise savunma makamı tarafından şu başlıklar altında toplanıyor:
​Reddi Hakim Talepleri: Mahkeme heyetinin tarafsızlığını yitirdiği iddiasıyla yapılan taleplerin reddedilmesi.
​Savunma Hakkı Kısıtlamaları: Avukatlara yönelik kimlik kontrolü dayatmaları ve salon düzenindeki fiziksel engeller.
​Usul Hataları: Avukat Fikret İlkiz ve Tora Pekin, kimlik tespiti yapılmadan ara kararlar oluşturulmasını "yargı etiği ilkelerinin ihlali" olarak nitelendiriyor.

​Siyasi ve Toplumsal Yansımalar

​Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan’ın da yakından takip ettiği süreç, sadece hukuki bir dosya değil, aynı zamanda 2028 genel seçimlerine giden yolda siyasi bir müdahale olarak yorumlanıyor. Eleştirmenler, halkın sandık iradesinin yargı kararlarıyla baskılanmaya çalışıldığını savunurken; yargılama sürecinin şeffaflığı ve tarafsızlığı konusundaki şüphelerin toplumsal barışı zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor.

​Gelinen noktada Silivri’deki yargılama, Türkiye’nin demokrasi standartları ve yargı bağımsızlığı açısından kritik bir sınav niteliği taşıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!