Diplomasi Rafta, Siyaset Masada "Parti Elçileri" Türkiye'yi Temsil Ediyor!
Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikası, son yıllarda eşine az rastlanır bir siyasi kadrolaşma operasyonuyla karşı karşıya. Hariciye mutfağında yetişmeyen, ancak iktidara yakınlığıyla bilinen pek çok isim, Türkiye'nin dünyadaki "vitrini" konumundaki büyükelçilik makamlarına getirildi.
İşte o isimlerden bazıları ve tartışmalı özgeçmişleri:
Egemen Bağış (Prag Büyükelçisi): Eski Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci. 22, 23 ve 24. dönem AKP İstanbul Milletvekilliği yaptı. Hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve kamuoyuna yansıyan tartışmalı ses kayıtlarına rağmen Prag'a büyükelçi olarak atanması, Türk hariciyesinde büyük bir kırılma noktası olarak kabul ediliyor.
Merve Safa Kavakçı (Kuala Lumpur Eski Büyükelçisi): 1999 yılında Fazilet Partisi'nden milletvekili seçilen ancak yemin törenindeki başörtüsü krizi sonrası vatandaşlıktan çıkarılan Kavakçı, yıllar sonra diplomatik hiçbir geçmişi olmamasına rağmen Malezya’ya büyükelçi olarak atandı. Görevi bittikten sonra ise Dış Politika Danışma Kurulu üyeliğine getirildi.
Akademisyen ve siyasetçi kimliğiyle tanınan İşler, daha önce Başbakan Yardımcılığı ve AKP Ankara Milletvekilliği görevlerinde bulunmuş olup, Suudi Arabistan'da okuduğu için Arapça biliyor.Murat Mercan (Washington Eski Büyükelçisi): AKP Kurucu Üyesi ve eski Eskişehir Milletvekili. Mühendislik ve işletme kökenli olan Mercan, Tokyo’nun ardından en kritik merkezlerden biri olan Washington’a atanarak dış politikada "siyasetçi elçi" modelinin en somut örneği oldu.
Metin Feyzioğlu (Lefkoşa ve Prag Büyükelçisi): Eski Türkiye Barolar Birliği Başkanı. Hukukçu kimliğiyle tanınan ve geçmişte iktidara sert muhalefetiyle bilinen Feyzioğlu’nun, söylem değişikliği sonrası önce Lefkoşa, ardından Prag’a büyükelçi atanması "diplomatik liyakatten ziyade siyasi uyum" eleştirilerini beraberinde getirdi.
"İtibar, Hamasetle Değil Liyakatle Korunur"Meclis tutanaklarına yansıyan tartışmalarda muhalefet, bu atamaların Türkiye’yi uluslararası arenada "yalnız ve etkisiz" bırakıldığının altı çiziliyor. Eski büyükelçi ve CHP İstanbul Milletvekili Namık Tan’ın, "İtibar, hamasetle değil liyakatle korunur. Diplomasi rafta, siyaset masada AKP'li milletvekilleri Türkiye'yi temsil ediyor!" şeklinde ki eleştirilerinin yanı sıra, diplomasi çevrelerinde de büyükelçi atamalarına tepkiler var: İç politikaya yönelik "hamasi" söylemlerin dış dünyada ciddiyet kaybına yol açtığı, diplomasi mutfağından gelmeyen bu isimlerin kritik masalarda oturmasının zafiyeti derinleştirebileceği ifade ediliyor.
Eski Büyükelçilerden Tarihi Uyarı
Yıllarını hariciyeye vermiş emekli diplomatlar, mevcut tabloyu "kurumsal bir tasfiye" olarak değerlendiriyor. Yapılan değerlendirmelerde, bir diplomatın protokol, kriz yönetimi ve uluslararası hukuk konusunda yetişmesinin onlarca yıl sürdüğü, ancak temsilciliklerin birer "siyasi ödül merkezine" dönüştürülmesinin milli çıkarları tehlikeye attığı eleştirisi yapıyor.
Devlet Aklı Geri Dönmeli
Uluslararası ilişkiler uzmanları, Türkiye’nin dış politikada yeniden "saygın" bir aktör olabilmesi için, hariciyenin siyasi mülahazalardan arındırılması gerektiğini ifade ediyor. Büyükelçilik makamı, sadakat ispatlama veya emeklilik ödülü yeri değil; Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarını liyakatle savunma makamı olduğu hatırlatılıyor. Diplomasi geleneğinin yok edilmesinin, sadece bugünü değil, Türkiye'nin gelecekteki küresel konumunu da gölgeleyeceği uyarısında bulunuyor.
Yorumlar
Yorum Gönder