​Lorca’nın Ay Işığı Saray’ın Karanlığına Karşı Ve Meydanlar Yeniden 'Özgür'!

​İspanya’nın faşist baskı günlerinde Federico García Lorca’nın dizeleriyle yankılanan o kadim "özgürlük arayışı", bugün Ankara’nın meydanlarında, İstanbul’un arka sokaklarında ve Türkiye’nin dört bir yanındaki milyonların yüreğinde yeniden filizleniyor.
Lorca, o meşhur "İspanyol Jandarma Türküsü"nde karanlık üniformalıların toplumu nasıl bir korku cenderesine aldığını anlatırken; bugün o dizeler, Özgür Özel’in liderliğinde yükselen itiraz sesleriyle ve AKP iktidarının otoriterleşmesine karşı "Yeter artık!" diyen milyonların öfkesiyle yeniden harmanlanıyor.
 "Sokakların Türküsü"
​Lorca’nın dizeleri sanki bugün Türkiye’nin sokaklarında yankılanıyor...
​"Gece vakti, meydanlar tutulmuş,
Zırhlı araçlar, yasaklar, mühürler...
Oysa halkın öfkesi, bir nehir gibi akıyor,
Barikatları yıkarak, karanlığı boğarak!
​Hey, mühürlü dudaklar, korku tacirleri!
Biz ki rüzgârın sesini hapsedenler değil,
Zincirleri kıran, gökyüzünü geri alanlarız.
​"Özgür"lük, bir çığlık gibi yükseliyor şimdi
Ne tazyikli su, ne dipçik, ne saray gölgesi;
Bu halkın iradesi, 'Özgür'lüğün ay ışığıdır,
Ve o ay, bu gece sizin karanlığınızdan daha büyüktür!"
Dün CHP genel merkezine yapılan müdahale, Türkiye genelindeki muhalif sesler, sadece bir siyasi parti mitingine indirgenemeyecek kadar derin bir "toplumsal tahammülsüzlük" noktasında birleştirdiğini gösteren bir fotoğraf verdi. Lorca’nın şiirindeki o "atlıların karanlık düzeni" metaforu, bugün iktidarın toplumsal muhalefeti marjinalleştirme çabalarına karşı, halkın "Biz buradayız, gitmiyoruz!" çıkışıyla karşılık buluyor.
​Protestonun temel taşları ise,
Lorca’nın ezilen Çingeneleri, bugün geçim derdiyle sokağa çıkan, emeği sömürülen milyonlarla özdeşleşiyor.
Özgür Özel’in "değişim ve hak arayışı" söylemi, sokaktaki insanın "hukuksuzluğa karşı direnme hakkı" ile buluşuyor.
Tıpkı Lorca’nın şiirlerinde jandarmanın bastığı meydanlar gibi; bugün de meydanlar, birer "hak arama alanı"na dönüşmüş durumda.
​Lorca, ölümünden önce şiiriyle bir rejime meydan okumuştu. Bugün ise Türkiye’de milyonlar, aynı şiirsel ruhla; "karanlığın geçici, adaletin ise bir şafak gibi sökmesi gerektiğini" haykırıyor. 
Haber bültenlerine yansıyan sadece bir yürüyüş değil; tarihsel bir hatırlatmaydı. 'Özgür'lük, üzerine jandarma gönderilse bile yok edilemeyen mücadele ve bir şiirdir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!