Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

ÖZEL HABER
Bu topraklarda 700 yıllık tarihi adalet tartışması Sultan II. Mahmud Türbesi'nin avlusuna taşındı! Avukat Ömer Öneren, "Dünya benimdir" diyen hanedan üyelerinin görkemli anıtları ile "Dünya herkesindir" sözlerinin efsane düşünürü Şeyh Bedreddin'in mütevazı mezar taşı arasındaki keskin tezata dikkat çekerek, "Anıt Mezar" yapılmasını talep etti.Kulislerden.blogspot.com'a konuşan ​Şair-Yazar ve Avukat Ömer Öneren, kaleme aldığı "Toprağa Sığmayan Sevda" başlıklı yazı dizisinin ikinci bölümünde, İstanbul'daki Sultan II. Mahmud Türbesi Haziresi'nde yan yana yatan iki zıt dünya görüşünü merkeze alarak çığır açan bir manifestoya imza atıyor. 

Öneren, sadece bir mezar talebinde bulunmuyor; bu tarihi mekandaki keskin tezat üzerinden, 700 yıllık bir felsefi adaletsizliğin sembolik olarak düzeltilmesi çağrısında bulunuyor.

Hanedan İhtişamı Karşısında Bir Düşünce Devrimcisi

​Yazarın temel tezi, hazinenin sunduğu görsel kıyaslamada yatıyor.
"Dünya benimdir" diyen Osmanlı hanedan üyelerinin görkemli, anıtsal mezarları ve özellikle Sultan II. Abdülhamid'in kızı Şadiye Sultan'a (1977) ait ihtişamlı kabire işaret ediyor. Öneren, hanedan soyundan gelenlerin hukuki tartışmalarına rağmen kamu bütçesiyle dahi onurlandırılma potansiyeline dikkat çekerek imtiyazın sürekliliğini sorguluyor.

Buna karşılık, "Dünya herkesindir" felsefesiyle yola çıkan, mülkiyet ve eşitlik temelinde bir toplumsal düzeni savunan büyük düşünür Şeyh Bedreddin'in sadece mütevazı bir mezar taşından ibaret olan kabrin fotoğrafını paylaşıyor.

​Öneren, bu zıtlığı "Keskin Tezat" olarak tanımlayarak, mekanın kendisinin bir düşünce manifestosuna dönüştüğünü vurguluyor: Bir yanda dünyevi gücün somutlaşmış ihtişamı, diğer yanda ise fikrin sadeliği ve ihmali.

Fikri Mirası Onurlandırma Zamanı

Öneren'in çağrısı, Bedreddin'in düşüncelerinin günümüzde hala tam anlaşılamadığı ve dünyanın yarıdan fazlasının özgürlük ve eşitlik kavramlarına yabancı olduğu tespitiyle güçleniyor. Çağrı, sadece bir inşaat projesi değil; Bedreddin'in eşitlikçi mirasına fikri bir sahiplenme ve vefa borcunun ödenmesi eylemi olarak sunuluyor.

"​Bedrettin'in düşüncelerine yoldaş olalım ona anıt mezar yapalım" diyen Öneren'in  çağrısı şöyle: ​

"Bu çağrı, sadece Şeyh Bedreddin'e değil, aynı zamanda onun temsil ettiği evrensel eşitlik ve özgürlük ideallerine bir Anıt Mezar dikme talebi olarak yankılanmaya aday."

Öneren'in başlattığı bu tartışmanın, tarihsel adaletsizlik ve ideolojik mirasın güncel bağlamdaki karşılığını sorgulayan geniş bir kamuoyu gündemine dönüşecek gibi görünüyor.

Şeyh Bedreddin'in Anıt Mezar Çağrısının Arka Planı

Geçmişte yaşanan mücadeleleri de hatırlatan, ​Öneren şöyle konuştu: 

"Bu çağrı, sadece bir mezarın fiziki durumuyla ilgili değil, aynı zamanda 700 yıllık mülkiyet, eşitlik ve devlet iktidarı tartışmasının güncel bir yansıması. Şeyh Bedreddin'in düşünce sistemi, tasavvuftaki Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği) felsefesinden hareketle, insanların ve tüm varlıkların mutlak varlık karşısında eşit olduğu sonucuna ulaşır. Bu teolojik eşitlik fikrini somut bir sosyal manifestoya dönüştüren Bedreddin ve müritleri (Börklüce Mustafa, Torlak Kemal), o dönemin Osmanlı Tımar sistemiyle belirlenen eşitsiz toprak düzenine karşı çıkarak, "Yârin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep beraber!" (Nazım Hikmet'in destanında sembolleşen) sloganıyla toprak ve malın ortaklaşa kullanımını savunmuşlardı."

Öneren'in, Dünya benimdir diyen hanedan ile Dünya herkesindir diyen Bedreddin arasındaki tezatı merkeze alması, modern çağda dahi sosyal adalet, ekonomik eşitlik ve siyasi imtiyazların sorgulanmasına vurgu yapıyor. 
Öneren'in, Bedreddin'in mirasına atıfta bulunan evrensel değerlerin hâlâ canlı olduğunu ve bu anıt mezar çağrısının, ezilenlerin tarih boyunca süren eşitlik mücadelesine bir iade-i itibar isteği taşıdığını da gösteren bir çağrı.


Yorumlar

  1. Ömer Öneren Ağabey'in gündeme getirdiği Osmanlı sömürü düzenine karşı reayayı yoldaşları Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal'le örgütleyip eşitlik mücadesini başlatan Şeyh Bedrettin'e anıt mezar yapılması manifestosu çok anlamlı. Ancak, mevcut haziredeki mezarların sınıf farkını ve eşitsizliği belgeleyen, dolayısıyla eşitsizliğe karşı Şeh Bedrettin'in haklı mücadelesini doğrulayan konumda bu anıt mezarın yapılmasının doğru olmayacağını düşünüyorum. II. Mahmut Haziresindeki bu sınıflı toplum gerçekliğini belgeyen mekan değiştirilmemeli, yeni kuşaklara öğretici olarak korunmalıdır. Şeyh Bedrettin ve yoldaşlarının mücadelelerinin Cumhuriyet Döneminde sembolleştiği Taksim'de bu ORTAKÇILAR ANIT MEZARI yapılmalıdır. Bunun emekçi halkımızın ve ülkemizin gündemine taşınması için ortak çalışmalıyız. Bu önemli manifestoyu ÖNEREN ÖMER Ağabeye teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Parlamento Güvenliğinde Yeni Dönem Tartışmaları da Beraberinde Getirdi

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!