Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu
Öneren, sadece bir mezar talebinde bulunmuyor; bu tarihi mekandaki keskin tezat üzerinden, 700 yıllık bir felsefi adaletsizliğin sembolik olarak düzeltilmesi çağrısında bulunuyor.
Hanedan İhtişamı Karşısında Bir Düşünce Devrimcisi
Yazarın temel tezi, hazinenin sunduğu görsel kıyaslamada yatıyor.
"Dünya benimdir" diyen Osmanlı hanedan üyelerinin görkemli, anıtsal mezarları ve özellikle Sultan II. Abdülhamid'in kızı Şadiye Sultan'a (1977) ait ihtişamlı kabire işaret ediyor. Öneren, hanedan soyundan gelenlerin hukuki tartışmalarına rağmen kamu bütçesiyle dahi onurlandırılma potansiyeline dikkat çekerek imtiyazın sürekliliğini sorguluyor.
Buna karşılık, "Dünya herkesindir" felsefesiyle yola çıkan, mülkiyet ve eşitlik temelinde bir toplumsal düzeni savunan büyük düşünür Şeyh Bedreddin'in sadece mütevazı bir mezar taşından ibaret olan kabrin fotoğrafını paylaşıyor.
Öneren, bu zıtlığı "Keskin Tezat" olarak tanımlayarak, mekanın kendisinin bir düşünce manifestosuna dönüştüğünü vurguluyor: Bir yanda dünyevi gücün somutlaşmış ihtişamı, diğer yanda ise fikrin sadeliği ve ihmali.Fikri Mirası Onurlandırma Zamanı
Öneren'in çağrısı, Bedreddin'in düşüncelerinin günümüzde hala tam anlaşılamadığı ve dünyanın yarıdan fazlasının özgürlük ve eşitlik kavramlarına yabancı olduğu tespitiyle güçleniyor. Çağrı, sadece bir inşaat projesi değil; Bedreddin'in eşitlikçi mirasına fikri bir sahiplenme ve vefa borcunun ödenmesi eylemi olarak sunuluyor.
"Bedrettin'in düşüncelerine yoldaş olalım ona anıt mezar yapalım" diyen Öneren'in çağrısı şöyle:
"Bu çağrı, sadece Şeyh Bedreddin'e değil, aynı zamanda onun temsil ettiği evrensel eşitlik ve özgürlük ideallerine bir Anıt Mezar dikme talebi olarak yankılanmaya aday."
Öneren'in başlattığı bu tartışmanın, tarihsel adaletsizlik ve ideolojik mirasın güncel bağlamdaki karşılığını sorgulayan geniş bir kamuoyu gündemine dönüşecek gibi görünüyor.
Şeyh Bedreddin'in Anıt Mezar Çağrısının Arka PlanıGeçmişte yaşanan mücadeleleri de hatırlatan, Öneren şöyle konuştu:
"Bu çağrı, sadece bir mezarın fiziki durumuyla ilgili değil, aynı zamanda 700 yıllık mülkiyet, eşitlik ve devlet iktidarı tartışmasının güncel bir yansıması. Şeyh Bedreddin'in düşünce sistemi, tasavvuftaki Vahdet-i Vücud (Varlığın Birliği) felsefesinden hareketle, insanların ve tüm varlıkların mutlak varlık karşısında eşit olduğu sonucuna ulaşır. Bu teolojik eşitlik fikrini somut bir sosyal manifestoya dönüştüren Bedreddin ve müritleri (Börklüce Mustafa, Torlak Kemal), o dönemin Osmanlı Tımar sistemiyle belirlenen eşitsiz toprak düzenine karşı çıkarak, "Yârin yanağından gayrı her şeyde, her yerde, hep beraber!" (Nazım Hikmet'in destanında sembolleşen) sloganıyla toprak ve malın ortaklaşa kullanımını savunmuşlardı."
Öneren'in, “Dünya benimdir” diyen hanedan ile “Dünya herkesindir” diyen Bedreddin arasındaki tezatı merkeze alması, modern çağda dahi sosyal adalet, ekonomik eşitlik ve siyasi imtiyazların sorgulanmasına vurgu yapıyor.
Ömer Öneren Ağabey'in gündeme getirdiği Osmanlı sömürü düzenine karşı reayayı yoldaşları Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal'le örgütleyip eşitlik mücadesini başlatan Şeyh Bedrettin'e anıt mezar yapılması manifestosu çok anlamlı. Ancak, mevcut haziredeki mezarların sınıf farkını ve eşitsizliği belgeleyen, dolayısıyla eşitsizliğe karşı Şeh Bedrettin'in haklı mücadelesini doğrulayan konumda bu anıt mezarın yapılmasının doğru olmayacağını düşünüyorum. II. Mahmut Haziresindeki bu sınıflı toplum gerçekliğini belgeyen mekan değiştirilmemeli, yeni kuşaklara öğretici olarak korunmalıdır. Şeyh Bedrettin ve yoldaşlarının mücadelelerinin Cumhuriyet Döneminde sembolleştiği Taksim'de bu ORTAKÇILAR ANIT MEZARI yapılmalıdır. Bunun emekçi halkımızın ve ülkemizin gündemine taşınması için ortak çalışmalıyız. Bu önemli manifestoyu ÖNEREN ÖMER Ağabeye teşekkür ediyorum.
YanıtlaSil