​Sivas’ın Sarp Yamaçlarında Hüzünlü Bir Tanıklık: Bir Anne Keçinin Sessiz Çığlığı!

ÖZEL HABER
Sivas'ın Divriği ilçesinin sarp yamaçlarında, doğanın kendi kurallarıyla yazdığı duygu yüklü sessiz hikayelerden biri yaşandı. CHP eski Sivas Milletvekili Mahmut Işık, memleketi Divriği’de yeni yaptırdığı evinin yakınlarında, yaban hayatının hüzünlü ve çarpıcı yüzüne tanıklık etti. Işık, dağ keçisinin yaşadığı bu dramın görüntü ve fotoğrafları kulislerden.blogspot.com ile paylaştı.
​Evinin hemen yanı başındaki kayalıklarda, iki yavrusunu bir kartala kaptıran anne dağ keçisinin çaresiz bekleyişini görüntüleyen Işık, gördüğü manzara karşısında derinden sarsıldı. Acılı annenin, yavrularını yitirdiği o kayalıkta, sanki bir mucize beklercesine iki saat boyunca kımıldamadan durduğunu söyleyen Işık,o bakışlarda, insanın kelimelerle tarif edemeyeceği, sadece doğanın kendi dilinde karşılığı olan derin bir kederin olduğunu belirtti.
​Yaşadığı bu hüzünlü anı paylaşan Mahmut Işık, doğanın sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda en saf duyguların yaşandığı bir yuva olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
​"Kayalıkların tepesinde, yavrularını kaybetmiş o annenin gözlerine baktığımda sadece bir hayvan görmedim; evladını yitirmiş, çaresiz kalmış bir canlının o ağır sessizliğine tanık oldum. Doğanın yasını, kaybını ve mücadelesini bu kadar çıplak bir şekilde görmek, insana kendi varoluşunu ve bu dünyadaki sorumluluklarını bir kez daha sorgulatıyor."
​Bu sahne, bizlere sadece yaban hayatının bir gerçeğini değil, aynı zamanda o coğrafyanın bir parçası olduğumuzu da hatırlatıyor. Divriği gibi doğanın tüm heybetiyle yaşandığı yerlerde, yaban hayatı ile insan her an iç içe. Bir annenin yas tuttuğu, yaşamın ve ölümün iç içe geçtiği bu tepeler, bizlere doğaya karşı ne kadar şefkatli ve duyarlı olmamız gerektiğini bir kez daha gösteriyor.
​Doğanın kusursuz dengesi, her canlının bir diğeriyle kurduğu yaşam bağları üzerine inşa edilmiştir; ancak bu döngüde bir türün diğeri üzerinde kurduğu tahakküm, avcılık kisvesi altında çoğu zaman bir "hak" değil, büyük bir yıkıma dönüşmektedir. Bir canlının yaşam hakkını spor veya hobi uğruna elinden almak, sadece o bireyi değil; annelik bağlarını, yavruların geleceğini ve doğanın hassas ritmini geri dönülemez şekilde bozmaktadır. Avcılık, insanın üstünlük kurma arzusunun yarattığı ego tatmini bir zaferken, doğanın dilinde bu sadece bir sessizliğin başlangıcı, yaşamın bir parçasının eksilmesi ve ekosistemin omuzlarına yüklenen haksız bir yaradır.
​Yaşanan bu dramatik olay, insanın doğayla kurduğu ilişkinin izleyici olma halinden öte, derin bir sorumluluk taşıdığını gözler önüne seriyor. Mahmut Işık’ın tanıklığı, sadece bir yaban hayatı hikayesi değil; o coğrafyanın sessiz sakinlerine karşı duyarlı olma ve ekosistemin bu hassas dengesine saygı duyma çağrısı niteliği taşıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Meclis Kreşinde “Din Eğitimi” Tartışması: Aileler Ayakta!

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu