Tecrit Değil, Adalet! Sanat ve İnsan Onuru İçin Evrensel Hukuk Hemen Şimdi!

​İçimiz acıyor, kelimeler boğazımızda düğümleniyor. Adalet, bir toplumun en temel taşıdır; o sarsıldığında hepimiz ortak bir sorumluluk ve endişe duyarız. Bugün Marmara Hapishanesi’ndeki infaz koşulları, bu konudaki kaygıları bir kez daha gözler önüne seriyor. Yıllardır sanatla, ezgilerle uğraşan isimler ve çeşitli gerekçelerle tutuklu bulunanlar, ağır tecrit koşulları altında yaşam mücadelesi veriyor. Seslerini duyurabilmek amacıyla açlık grevine başvuran mahpuslar bulunuyor.
​Grup Yorum üyeleri Can Kaba ve Cem Dursun'un yanı sıra, tecrit koşullarına karşı açlık grevini sürdüren Hasan Basri Yıldız ve parasız, bilimsel ve demokratik eğitim hakkı savunuculuğu nedeniyle tutuklanan Tacettin Erol Şahin bu süreçte yer alıyor. İnsanların hak arayışlarını ifade edebilmek için bedenlerini açlığa yatırmak gibi en yıpratıcı çarelere başvurması derin bir üzüntü kaynağıdır. 
Açlık grevindeki mahpusların bu çığlığı, toplumsal vicdanın ortak sorumluluğudur. Yetkili makamların bu seslere kulak vermesi, toplumsal huzur ve barış açısından son derece elzemdir.
​Sorun sadece tecrit koşullarıyla sınırlı değil; vicdan terazisini zorlayan sağlık sorunları da ortada duruyor. Örneğin yüzde 98 görme engelli olan Hasan Basri Yıldız’ın, ciddi kronik rahatsızlıklarıyla birlikte hapishane koşullarında yaşam mücadelesi verdiği biliniyor. Bilin melidir ki temel sağlık hizmetlerine ve uygun bakım koşullarına erişim en temel insan hakkıdır. 
Hiçbir bireyin sağlığı ve yaşamı, idari ya da siyasi tartışmalardan bağımsız olarak ihmal edilemez.
​Mahpusların tecrit koşullarının gözden geçirilmesi, koğuş uygulamalarına dair kaygılanılan hususların düzeltilmesi ve en önemlisi insani taleplerin dikkate alınması beklenmektedir. 
Duvarların ardında yaşam mücadelesi veren sanatçıların, hastaların ve sesini duyuramayan herkesin durumuna duyarlılık göstermek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Vicdan, en çok adalet arayanlara ve adaleti tesis etmekle yükümlü olanlara lazımdır. İnsanlığın yankı bulduğu bir gelecek, ancak hukuka ve vicdana sırt çevrilmeyerek inşa edilebilir.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!