Denetimsizliğe Yasal Kılıf: Bir Kişi Birden Fazla Vakıf Üniversitesini Yönetebilecek!

​Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan 282 sıra sayılı Kanun Teklifi’ne eklenen bir önerge, vakıf yükseköğretim kurumlarındaki denetim mekanizmalarını zayıflatacak tartışmalı bir düzenlemeyi gündeme getirdi. İktidarın çıkardığı veya önünü açtığı bu tür yasal düzenlemeler, kamuoyunda ve muhalefet çevrelerinde "adrese teslim ayrıcalık" olarak tepki çekiyor.
​Yaptırımlar Kaldırılıyor
​Kanun teklifinin 9 uncu maddesinde yapılması istenen değişiklik, 2547 sayılı Kanun’un ek 11 inci maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinin metinden tamamen çıkarılmasını öngörüyor. Bu hamleyle birlikte; bir vakıf yükseköğretim kurumunun mütevelli heyetinde veya kurucu vakfında yer alan isimlerin, başka bir vakıf yükseköğretim kurumunda da aynı unvanlarla görev yapabilmesinin önündeki engeller temizleniyor. Normal şartlarda yaptırım uygulanmasını gerektiren bu durumun kapsam dışına çıkarılması, "akademik alanda tekelleşme ve kadrolaşma" kaygılarını artırıyor.  
Eğitim Ticarethane, Yönetim Tekel Haline Getiriliyor
​İktidarın yükseköğretim alanındaki bu esnek ve denetimden uzak yaklaşımı muhalefet tarafından şu kritik başlıklar altında sert bir şekilde eleştiriliyor:
​Liyakat ve Şeffaflık Ayaklar Altında: Aynı kişilerin birden fazla vakıf üniversitesinin en tepesindeki mütevelli heyetlerinde ve kurucu vakıflarında aynı anda söz sahibi olması, karar mekanizmalarındaki şeffaflığı tamamen ortadan kaldırıyor. Bu durum, akademik liyakatin gözetilmediği, yönetimlerin belirli çevrelerin tekeline verildiği yönündeki eleştirileri haklı çıkarıyor.
​Denetimsizlik ve Keyfiyet Artacak: Vakıf üniversitelerinin idari ve mali yapılarını disiplin altında tutması gereken kuralların birer birer budanması, iktidarın denetimden kaçan yapıları ödüllendirdiği algısını güçlendiriyor. Yaptırımların kaldırılması, olası usulsüzlüklerin ve keyfi yönetimlerin önünü açmakla eleştiriliyor.
​Eğitimde "Ayrıcalıklı Sınıf" Algısı: Yükseköğretimi kamu yararına bir hizmetten ziyade belirli bir zümrenin çıkar alanına dönüştüren bu tarz yasal esnetmeler, iktidarın "eğitimde ticarileşme ve kadrolaşma" politikalarının yeni bir halkası olarak değerlendiriliyor.
Kamuoyu ve muhalefet denetim mekanizmalarını daraltan ve çoklu koltuk sahipliğini yasallaştıran bu anlayışa karşı tepkilerini sürdürürken, düzenlemenin kimlerin çıkarına hizmet ettiği sorusu ise yanıt bekliyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!