Pusulayı Kaybettirenler Kulübü'ne Hoş Geldiniz

Ey ahali, siyaset dediğimiz mekanizma bazen öyle trajikomik hallere bürünür ki, insan gülmekle ağlamak arasında gidip gelir. Hani eskiler "Kılavuzu karga olanın burnu b...ktan kurtulmaz" derler ya, bizim siyaset sahnesindeki bazı eski tüfekler ve mümtaz ekipleri de kılavuz araya araya sonunda öyle bir noktaya geldiler ki, artık kargaya bile rahmet okutuyorlar.
​Ekranlarda dönen tartışmaları, "figüran" haberlerine gösterilen fevri tepkileri, Çağdaş Gazeteciler Derneği ( ÇGD)'nin "Habere tehditle değil belgeyle cevap verilir" uyarısını ve CHP yetkililerinin gazetecilere yönelik tavırlarını izlerken insan ister istemez düşünüyor: Bu nasıl bir ferasetsizliktir? diye sorar.
Türkiye'de ve Avrupa nezdinde önemli bir gazetecilik misyonu üstlenen, üyesi olduğum Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), yaşanan olayların ardından meslektaşlarımızı tehdit etmeye kalkan butlan yönetimine, ''Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, meslektaşlarımızı tehdit eden CHP yetkililerinin aksine... Basın özgürlüğü yalnızca alkışlanan haberleri değil, rahatsızlık yaratan haberleri de yapabilme güvencesidir" diyerek ders verici bir açıklama yapmıştır. Kutluyorum.

Gelelim butlan konusuna, tekrar etmekte fayda var. Hukukta; bir işlemin baştan itibaren hükümsüz, sakat ve batıl olması durumuna "butlan" denildiğini artık herkes biliyor. İşte Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibinin düştüğü durum tam olarak bu hukuki terimin siyasi hayattaki örneğidir. Kararları sakat, idare biçimleri baştan aşağı hükümsüz, pusulaları ise tamamen şaşmış bir yönetim anlayışı...

​Düşünün ki; yıllarca "demokrasi", "basın özgürlüğü", "hak, hukuk, adalet" diye meydanları inleteceksiniz, sonra ortada fol yok yumurta yokken gazetecilere parmak sallayan, tehdit savuran birer parti yetkilisine dönüşeceksiniz. 

​İşte zavallılığın, bocalamanın ve gülünç duruma düşmenin dik alası tam da budur!
​Normal bir siyasi akıl, eleştirildiği veya aleyhine bir haber yapıldığı zaman ne yapar?

Çıkar belgelerini koyar ortaya, "Yalandır, doğrusu budur" der, konuyu kapatır. Ama atanmış "butlan" yönetimi ekibi ne yapıyor? Belge sunmak bir yana, haberi yapan gazetecileri hedef gösteriyor, itibarsızlaştırmaya ve baskı kurmaya çalışıyor. Hani çocuk parkında elindeki oyuncak elinden alınca ağlayıp etrafa çamur atan çocuklar olur ya, tıpkı öyleler. 

Koskoca siyasi bir geçmişi, koca bir yapıyı getirdikleri haller ibretle izleniyor. Halkın gözünde "acaba bir umut olabilirler mi" sorusunu, defalarca kendi elleriyle "yok artık, bunlardan kasaba bile yönetilmez" noktasına çevirmeyi başardılar.

Koca koca adamların, ellerindeki son kredileri de tükete tükete düştükleri bu acınası durum, siyaset tarihimize kara mizah örneği olarak geçecektir. Halkın derdine derman olmak yerine kendi iç kavgalarının, beceriksizliklerinin ve "butlan" yönetimlerinin kurbanı olanlar, şimdi ekranlarda kendilerine verilen haklı eleştiriler karşısında ne yapacaklarını bilemez halde el ovuşturuyorlar.
​Ne demişler; körle yatan şaşı kalkar. Kendi elleriyle kurdukları bu basiretsizlik kuyusunda debelenenlere, halkımız sadece gülümseyerek bakıyor ve geçiyor. Ne de olsa tarihin çarkı dönüyor ve bu figürleri ibretlik birer fıkra olarak yazmaya devam edecektir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!