Kayıtlar

Bütçesini Yönetemeyenlerden Yeni Partiye Çamur!

Resim
​Türkiye’de siyaset ne yazık ki uzun süredir ilkeler üzerinden değil, algı operasyonları ve iftiralar üzerinden yürütülüyor. Son dönemde iktidarın desteğiyle CHP’nin başına getirilen "butlan" yönetimi ve iktidar medyasının yeni kurulan partiyi hedef alan korosu, bu kirlenmiş siyaset anlayışının en taze örneklerinden birini gözler önüne seriyor. ​ Mesele son derece açık: Ortada ne hukuka aykırı tek bir kuruş ne de gizli saklı bir işlem var. Ancak CHP’nin butlan yönetimi ve Cumhur İttifakı'nın yandaş medyası, tamamen yasal ve şeffaf bir bütçe aktarımından büyük bir "usulsüzlük" hikayesi uydurarak kamuoyunu yanıltmaya çalışıyor.  Gerçekleri halı altına süpürüp yalanı manşete taşıyan bu anlayışa karşı, hakikati bir kez daha net bir şekilde ortaya koymak şart olmuştur. ​ Bir gazeteci olarak yıllardır izlediğim üzere, siyasi partilerde finansal işleyiş kanunlar ve parti tüzükleri çerçevesinde belirlenir. Milletvekillerinin maaşlarından belirli bir miktar k...

Kimlikten Ehliyete Vatandaşın Veri Endişesi!

Resim
Göz göre göre eriyen bir güven duygusu, her köşe başında insanı huzursuz eden bir kurumsal keyfilik ve arttıkça derinleşen bir yabancılaşma... ​ Geçen gün sokakta, vatandaşlarla iç içe yaptığım sohbetlerden birinde kulak kabarttığım bir hikaye, aslında bugün bürokraside yaşanan iletişim ve şeffaflık eksikliğinin bir özetiydi.  Sait adındaki bir yurttaşımızın anlattıkları, devletin temel süreçlerinde dahi neden güven sorunu yaşandığını ve günlük hayatın hangi kaygılarla kuşatıldığını açıkça ortaya koyuyor. ​ Hikaye basit bir süreçle başlıyor: Kimlik kartlarında sistem, "Son geçerlilik tarihini kontrol edin; yeni kimlik kartlarının süresi 10 yıldır, gerekmesi halinde nüfus müdürlüğüne müracaat edin" şeklinde genel bir uyarı veriyor. Ancak içinde bulunduğumuz bu gelişmiş teknoloji ve iletişim çağında, vatandaşlara "Şu tarihte belgenizin süresi doluyor" şeklinde kişiselleştirilmiş ve zamanında bir hatırlatma bildirimi yapılmıyor.  Sait örneğinde olduğu gibi,...

Bölüşüm Adaletsizliğinin Faturası Sandıkta Kesilecek!

Resim
Günün sonunda neyi konuşursak konuşalım, laf dönüp dolaşıp geçim derdine geliyor. Sokakta, pazarda, hatta mutfağımızda bile tek gündemimiz bu. Aslında durumun ne kadar ağırlaştığını yaşayarak görüyoruz; ancak geçtiğimiz günlerde açıklanan resmi rakamlar, hissettiklerimizi tokat gibi yüzümüze çarptı. Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat’ın paylaştığı BDDK verilerine baktım; tablo gerçekten ürkütücü. Son altı ayda bireysel borçlarımız 6 trilyon 171 milyar liradan 7 trilyon 35 milyar liraya fırlamış. Sırtımıza yüklenen ek borç tam 864 milyar lira! İşin daha da acı tarafı, bu artışın neredeyse yüzde 60’ı kredi kartlarından kaynaklanıyor. ​Yanlış anlamayın; insanlar bu kartları lüks harcamalar ya da tatiller için kullanmıyor. Mutfak alışverişini yapabilmek, faturayı ödeyebilmek, kısacası ayı çıkarabilmek için borçlanmak zorunda kalıyor. ​Fakat beni asıl korkutan borcun büyüklüğü değil, vatandaşın bunu ödeyecek dermanının kalmamış olması. ​Verilerdeki en acı detay şurad...

Güven Bitti, Bu Düzen Dikiş Tutmaz!

Resim
​ Biraz durup etrafımıza bakalım... Bakkala gidiyorsunuz aynı dert, kahveye oturuyorsunuz aynı konu. Kiminle konuşsanız yüzü asık, herkes geleceğinden endişeli. Peki, Meclis tutanaklarını açıp okuduğunuzda ne görüyorsunuz? Sokaktaki çileyle yönetim kademelerindeki gerçeklik arasındaki makasın hiç olmadığı kadar açıldığını... ​Son günlerde gündemden düşmeyen bir "fon vurgunu" var. Yüz binlerce küçük yatırımcı mağdur olmuş, milyarlarca dolarlık bir kayıptan bahsediliyor. Piyasada yapay fiyatlar oluşturulmuş, saadet zincirleri kurulmuş ve göz göre göre vatandaşın birikimleri buharlaştırılmış. ​Peki, vatandaşı korumakla görevli kurumlar bu sırada ne yapıyordu? ​Koskoca bir hiç! Yasal olarak her yıl Meclis’e gelip hesap vermesi gereken kurumlar ortada yok. Uyarılar aylar öncesinden yapılmış, tehlike çanları çalmış ama kulaklar tıkanmış. Balon patlayınca da sorumluluk almak yerine pembe tablo çizilmeye devam ediliyor. Muhalefet "Gelin bu işi araştıralım, sorumlular...

Sözü Dolandırmadan Bu Vurgunun Sorumlusu Kim?

Resim
Günlerdir kamuoyunu meşgul eden fon skandalına dair detaylar ortaya döküldükçe, adalete ve sisteme olan güven bir kez daha derinden sarsılıyor. İnsanların binbir emekle biriktirdiği, geleceğine dair güvence gördüğü kaynakların bu denli fütursuzca yağmalanması sadece finansal bir kriz değil; çok açık bir kurumsal ve siyasal yetersizliktir. ​TBMM Genel Kurulu’nda yaşanan tartışmaları izlerken insan sormadan edemiyor. Halkın hakkını aramak bu Meclis'in asli görevi değil midir? ​Muhalefet partileri, skandalın tüm boyutlarıyla araştırılması, sorumluların ve arkasındaki ağların ortaya çıkarılması için Meclis araştırma önergeleri sunuyor ve bunun tek bir amacı var. Hakikatin ortaya çıkması ve vatandaşın mağduriyetinin giderilmesi. Peki, her fırsatta "şeffaflık" vaat eden iktidar ve ortağı partiler ne yapıyor? Muhalefetin getirdiği araştırma önergelerini ya reddediyor ya da sayısal çoğunlukla birleşimi kapatarak konunun üzerini örtmeye çalışıyor. ​Eğer iddia edildiği ...

Hakikatin Suçu Ne?

Resim
​Son iki gündür mesleğimizin ve memleketin üzerine çöken o tanıdık ağırlıkla güne başlıyoruz. Şöyle bir haber akışına bakıyorum; milyarlarca liralık karanlık ilişkiler, fon skandalları, şaibeli para hareketleri havada uçuşuyor. Ama oklar, bu pisliği temizleyecek adımlara değil, tam da bu karanlığa fener tutmaya çalışan meslektaşlarımıza dönüyor. ​Sadece 48 saat içinde, kamusal sorumlulukla haber peşinde koşan arkadaşlarımızın birbiri ardına gözaltına alınması, ev baskınlarıyla güne başlaması ve tutuklanması karşısında susmak, her şeyden önce mesleki onurumuza aykırı. Bizler haberciyiz; işimiz soru sormak, gerçeği aramak ve topluma aynayı tutmaktır. Şimdi hep birlikte sormak zorundayız: Gerçekten neyi gizlemeye çalışıyorsunuz? ​ Hukuk devletinde bir skandal patlak verdiğinde asıl sorgulanması, yargılanması ve hesabını vermesi gerekenler o usulsüzlüklere imza atanlardır. Ancak ne hikmetse bizde operasyonların hedefi hep o haberi yapan, gerçeği yazan gazeteciler oluyor. Gazete...

Boş Vaatler Bitti, 'Yeni' ve Dürüst Bir Yönetim Şart!

Resim
​ Dün meclis’in son oturum tutanaklarını incelerken bir kez daha anladım ki iktidarın kürsülerden çizdiği pembe tablolar ile bizim sokakta yaşadığımız gerçekler arasındaki dağlar kadar farkı görmemek körlük olur diye düşünüyorum. ​Bakın, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz meclis kürsüsüne çıkmış, fon piyasalarında yaşanan krizle ilgili konuşuyor. Dönüp dolaşıp yine "Kim suçluysa hesap soracağız" diyor. Yıllardır her kriz anında aynı lafları duymaktan inanılmaz yorulduk.  Tam o sırada DEM Parti Milletvekili Kezban Konukçu  araya girip  Yılmaz'ın danışmanını işaret ederek,  "Önce kendinizden başlayın, ortada yapılmış hiçbir şey göremiyoruz" diyerek Yılmaz'ı eleştiren sözleri ile  hislerimize tercüman olduğunu söyleyebilirim.  AKP iktidarı, en son fon vurgununda olduğu gibi, işi ters gitse sorumluluğu hemen  muhalefet  veya dış güçler gibi başkasına ihale etmeyi bir alışkanlık haline getirdiğini artık herkes görüyor ve biliyor.  ...