Evrak Usulsüzlüğüne Örgüt Davası, Borsa Skandalına 'Sessizlik' mi?
Son günlerde kamuoyunu meşgul eden gelişmeleri ve etrafımızda dönen tartışmaları izlerken, adaletin o meşhur terazisinin ne kadar farklı hassasiyetlerle çalıştığını görmemek elde değil. İnsan ister istemez soruyor: Soruşturmalar, denetimler ve yargı süreçleri uygulanırken herkese eşit bir cetvel mi kullanılıyor, yoksa kişisine göre esneyen bir terazi mi var? Bir tarafta belediyedeki bürokratik süreçler veya evrak usulsüzlükleri bile jet hızıyla "suç örgütü" kapsamına sokulup doğrudan tutuklama gerekçesi yapılabiliyor. Birlikte çalışan, mesaisini harcayan insanlar kendilerini bir anda ağır ithamların içinde bulabiliyor. Hukukun en temel ilkelerinden biri olan yargılamanın makul tutulması ilkesi, iş muhalif veya sıradan bir kişi olunca sanki bir kenara bırakılıyor. Diğer tarafta ise milyonlarca lirayı, finans piyasalarını ve doğrudan kurumların itibarını ilgilendiren devasa skandal iddialara yönelik sessizlik ise sürüyor. Borsa, SPK, BDDK ve fon üçgeninde adları ...