Adaletin Sessiz Çarkı Dönmeye Devam Ediyor!
Toplumdaki çürümenin yanı sıra siyasetteki ikiyüzlülüğe şahit olduğumuz bu günlerde, siyaset bilimcilerin üzerinde hemfikir olduğu temel bir gerçeğin altını özellikle çizmek isterim: "Meşruiyetini yasalar ve halkın iradesinden alan, ancak zamanla hukuku kendi çıkarları doğrultusunda araçsallaştıran baskıcı rejimler, ne kadar kudretli görünürlerse görünsünler, tarihin akışı içinde kaçınılmaz bir çöküşe mahkûmdurlar." Diktatörler şanlı saraylarında ya da kaskatı kesilmiş tören meydanlarında kendilerini yenilmez sanabilirler; ancak bu, yalnızca yaklaşan sonun acemice sahnelenen bir perdesidir. Tarih, zorbalığın surlarının ne kadar yüksek olduğuna değil, adaletin çarkının ne kadar sessiz ve derinden öğüttüğüne odaklanır. Baskıcı rejimlerin en büyük yanılgısı, kudretlerini sınırsız zannetmeleridir. Sokaklardaki sessizliği bir rıza sanırlar; oysa o sessizlik, fırtına öncesindeki tekinsiz, derin ve boğucu suskunluktur. Tarih; halkının sesini bastıran, yasaları k...