Bütçesini Yönetemeyenlerden Yeni Partiye Çamur!
Türkiye’de siyaset ne yazık ki uzun süredir ilkeler üzerinden değil, algı operasyonları ve iftiralar üzerinden yürütülüyor. Son dönemde iktidarın desteğiyle CHP’nin başına getirilen "butlan" yönetimi ve iktidar medyasının yeni kurulan partiyi hedef alan korosu, bu kirlenmiş siyaset anlayışının en taze örneklerinden birini gözler önüne seriyor.
Mesele son derece açık: Ortada ne hukuka aykırı tek bir kuruş ne de gizli saklı bir işlem var. Ancak CHP’nin butlan yönetimi ve Cumhur İttifakı'nın yandaş medyası, tamamen yasal ve şeffaf bir bütçe aktarımından büyük bir "usulsüzlük" hikayesi uydurarak kamuoyunu yanıltmaya çalışıyor.
Gerçekleri halı altına süpürüp yalanı manşete taşıyan bu anlayışa karşı, hakikati bir kez daha net bir şekilde ortaya koymak şart olmuştur.
Bir gazeteci olarak yıllardır izlediğim üzere, siyasi partilerde finansal işleyiş kanunlar ve parti tüzükleri çerçevesinde belirlenir. Milletvekillerinin maaşlarından belirli bir miktar kesinti yapılarak oluşturulan bütçeler, ilgili partinin grup harcamaları için kullanılır.
Geçmişteki parti yönetiminde ortaya çıkan süreçler ve kurultay tartışmaları neticesinde yeni bir parti kurma kararı alındığında, o dönemin grup başkanvekili ve bugünkü genel başkanı Özgür Özel son derece şeffaf bir tutum sergilemiştir.
Bu süreçte:
Bütçedeki paralar, herhangi bir ayrım yapılmaksızın tüm milletvekillerine iade edilmiştir.
Ardından ayrılan milletvekilleri kendi maaş kesintilerini kurdukları yeni partinin bütçesine aktarmışlardı. Nereden biliyorsun diyeceksin?
Bunları da toplumun önünde, yani mitinglerinde açık açık paylaştığından biliyoruz.
Eski partide kalan milletvekilleri de kendi maaş kesintilerini kendi partilerinin kullanımına aktarmaya devam etmişlerdir.
Bu uygulama, tüm siyasi partilerde grubun bütçesinin o grupta bulunan milletvekillerinin katkısıyla oluşturulması kuralının doğal bir sonucudur.
Ortada son derece şeffaf, hukuki ve her siyasi yapıda geçerli olan bu olağan süreçler varken, Cumhur İttifakı ve yandaş medya organları tarafından olayın bambaşka bir boyuta taşınmak istendiği görülmektedir. Tıpkı İstanbul'daki farklı cast ajanslarının kişi başına 950 TL karşılığında topladığı yüzlerce figüran, Kemal Kılıçdaroğlu'nun partisine katılanlara rozet takma törenine götürülerek tören öncesinde figüranlara slogan ve alkış provası yaptırıldığı kamuoyuna yansıdığı gibi.
Hak edilmeyen bir bütçe veya usulsüz bir durum varmış gibi bir hava yaratılarak Yeni Parti ve yöneticileri hedef alınmakta. Oysa ki:
Yeni Parti; binasını, araçlarını ve bütçesini tamamen milletin verdiği bağışlar ve kendi milletvekillerinin katkılarıyla kurmuş ve sürdürmektedir.
Maaşından kesinti yapılan milletvekillerinin kendi bütçelerini kendi siyasi hareketlerine aktarmasından daha doğal bir şey olamaz.
Buna rağmen, aylar geçtikten sonra bu konunun sanki çok büyük ve anormal bir olay bulunmuş gibi sürekli gündeme getirilmesi, siyasi bir yıpratma ve iftira stratejisinin parçasıdır. Cumhur İttifakı'nı destekleyen medya organlarının bu iddiaları eş zamanlı olarak manşetlere taşıması, tarafsız habercilikle ve gazetecilik ilkeleriyle asla bağdaşmamaktadır.
Siyasette rekabet demokratik bir haktır; ancak bu rekabetin yalan, iftira ve algı operasyonları üzerinden yürütülmesi siyasi ahlaka zarar vermektedir. Ortada gizli saklı bir durum ya da haksız bir kazanç yoktur. Aksine, atılan her adım şeffaf, hukuka uygun ve meşrudur. Yandaş medyanın tüm bu gerçekleri çarpıtarak ürettiği ithamlar, siyaseti ve kendi seviyelerini düşürmekten başka bir işe yaramamaktadır.
Yorumlar
Yorum Gönder