Bakan Komisyondan Kaçtı, Enflasyon Arkasından Baktı!
Ancak bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaşananlar, bu cilalı teorinin sahadaki ve Meclis’teki gerçeklikle çarpıştığında nasıl da tuz buz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Muhalefet milletvekillerinin halkın cebindeki yangını, vergideki adaletsizlikleri ve uygulanan kemoterapi misali ağır programın faturasını somut rakamlarla yüzüne vurmasını hazmedemeyen Sayın Bakan, ezberi bozulunca salonu terk etmeyi seçti.
Demokrasinin ve parlamenter denetimin kalbi olan Meclis komisyonları, bakanların gelip "ben dedim oldu" diye tebliğde bulunduğu kürsüler değil; milletin iradesinin, halkın dertlerinin ve eleştirilerin muhatabına en sert şekilde yöneltildiği yerdir. Sayın Şimşek’in en keskin tenkitler karşısında salonu terk etmesi, sadece siyasi bir tahammülsüzlük değil, aynı zamanda izledikleri maliye politikasının savunulamaz olduğunun bizzat itirafıdır.
Halk enflasyon altında ezilirken, dolaylı vergiler dar gelirlinin boynuna her gün biraz daha geçirilirken, "kamuda tasarruf" adı altında asgari ücretli ve emekli simit hesabına mahkum edilirken; uluslararası finans çevrelerine verilen taahhütler kusursuz sunumlarla anlatılabiliyor.
Peki ya bu masalın dışındakiler? Çarşıda pazarda yangın var diyenler, "Bu program halkın sırtına yıkılan bir yoksullaştırma politikasıdır" eleştirisini yönelttiğinde, iktidarın sıkça övdüğü "akılcı politika" birden ortadan kayboluyor. Kısacası, uluslararası platformlarda ekonomik başarı öyküleri anlatmak kolay; fakat iş millete hesap vermeye geldiğinde ortada görünmüyorlar.
Bugün uygulanan maliye politikalarının özeti bellidir. Üreteni, çalışanı, dar ve sabit gelirliyi korumayan; yükü hep aynı kesimin sırtına yıkan, enflasyonu düşürmek adına ekonomiyi ve toplumsal dokuyu donduran bir sabır testidir bu. Şimşek’in ekonomi yönetimi, sermayeye ve imtiyazlı kesimlere dokunmadan, faturayı doğrudan halkın alım gücüne kesmektedir.
Komisyonu terk etmek, bu adaletsizliği yüzüne çarpanlara karşı gösterilen bir kaçıştır. Halkın vekilleri milletin feryadını dile getirirken komisyondan kaçanlar, bilsinler ki gerçeklerden ve tablonun vahametinden kaçamazlar. Enflasyon rakamlarıyla kağıt üzerinde oynayarak ya da makroekonomik göstergeleri bükerek sokaktaki gerçeği gizleyemezsiniz.
Bir ülkenin Maliye Bakanı, eleştirilere kulak tıkayarak, Meclis iradesini yok sayarak ve salondan kaçarak kriz çözemez. Güven, uluslararası fon yöneticilerine gülümsemekle değil, bu ülkenin işçisine, emekçisine, esnafına ve onların Meclis'teki sesine saygı duymakla başlar.
Sayın Bakan bütçe salonunu terk edebilir, kameraların karşısında tebessüm edip optimizm pompalayabilir; ancak mahalledeki kasabın, fırıncının, ay sonunu getiremeyen emeklinin gerçeğini terk edemez. Eleştiriye tahammülü olmayan bir ekonomi yönetimiyle bu kirden arınmak, bu ülkede adaleti tesis etmek imkansızdır. Şimşek, ya fildişi kulesi balkonundan inip bu milletin gerçekleriyle yüzleşecek ya da her eleştiride arka kapıdan kaçtığı bu tarih, başarısızlığın ve kaçışın belgesi olarak yazılacaktır!
Yorumlar
Yorum Gönder