Meclis Tutanakları Gerçeği İfşa Etti: Rakamlar İktidarı Yalanlıyor!

​

Siyaset iktidarlar için bir söylem sanatı haline geldiğinde, sahadaki gerçekler ile kürsüden okunan pembe tablolar arasındaki uçurum kaçınılmaz olarak derinleşiyor. Meclis tutanaklarına ve Plan ve Bütçe Komisyonu tartışmalarına yansıyan her bir cümle, bu illüzyon siyasetinin vatandaşın günlük yaşamındaki karşılığını gözler önüne sermeye yetiyor.

​Dün TBMM Genel Kurulunda Şanlıurfa üzerine yapılan konuşmaları dinlerken durup düşündüm. İktidar temsilcilerine bakarsanız; milyarlık yatırımlar, görkemli binalar, TEKNOFEST gururu ve sağlık üsleriyle bölge adeta şahlanıyor. Ancak muhalefet kürsüye çıkıp hayatın katı gerçeklerini ortaya koyduğunda tablo bir anda tersine dönüyor.

Yeni Parti Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın Genel Kuruldaki o yalın ve vurucu sorusu aslında tüm meseleyi özetliyor: "Anadolu'da bir söz var; ciğer buradaysa kedi nerede, kedi buradaysa ciğer nerede? Madem bu kadar yatırım yaptınız, Şanlıurfa niye 81 il arasında sosyo-ekonomik gelişmişlikte 79'uncu, eğitimde 81'inci sırada?"

Gerçekten de soruyorum: Siverek’in 25 bin nüfuslu bir mahallesinde 3 bin evlat, 60 kişilik sınıflara tıkışıp okul bekliyorsa yapılan beton yatırımlarının insanımızın geleceğine dokunmadığı açık değil midir? Siyaset, tabela asmak değil; o tabelaların arkasındaki sınıflarda nitelikli eğitim verebilmektir.

​Tablo Van’a geçtiğinde daha da vahimleşiyor. Küçükbaş hayvancılığın başkenti denilen bir ilde koyun varlığı yarı yarıya düşmüşse, Doğu’nun en büyük potansiyeline sahip bir sınır kentinde gençler ilk fırsatta şehirden kaçmanın yollarını arıyorsa durup düşünmek gerekir. Bir yanda 15 yıldır bitirilemeyen Van Çevre Yolu gerçeği var; diğer yanda boş kalan Organize Sanayi Bölgeleri ve sadece 20 milyon dolarda çakılı kalan bir ihracat rakamı... 

Komşu iller milyar dolarlık ihracat rekorları kırarken Van’ın bu yalnızlığa mahkûm edilmesi, bölgesel kalkınma söylemlerinin ne kadar havada kaldığının somut bir kanıtıdır. Buna bir de halkın iradesine ipotek koyan kayyum uygulamaları ve 15 yıldır yıkılmayı bekleyen riskli yapılar eklendiğinde, iktidarın sorun çözmek yerine sorunları ertelediği net bir şekilde görülüyor.

​Aynı yönetim anlayışının izlerini Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda da görüyoruz. Yatırım fonlarında yaşanan krizler, mağdur olan vatandaşlar ve manipülasyonlar ayyuka çıkmışken denetim mekanizmalarının neden zamanında işletilmediği sorusu yanıtsız kalıyor. Üstelik Mahmut Tanal’ın komisyonda basının dışarı çıkarılmasına ve karartmalara tepki göstererek haykırdığı "Gazeteci mi bıraktınız, muhalif ses mi bıraktınız?" sözleri, gerçeklerin üzerini örtme çabasını açıkça gözler önüne seriyor. Uyarılar kulak arkası edildikten ve mağduriyetler oluştuktan sonra "yasal düzenleme getiriyoruz" demek, yangın çıktıktan sonra itfaiyeyi çağırmaktan farksızdır. Muhalefetin Meclis Araştırma Komisyonu kurulması yönündeki haklı taleplerine Cumhur ittifakının direnmesi ise şeffaflık ilkesiyle asla bağdaşmıyor.
​Gerek Doğu’daki illerimizin yaşadığı ekonomik ve sosyal çöküş gerekse finansal piyasalardaki denetimsizlik, iktidarın "eser ve hizmet siyaseti" olarak ambalajladığı modelin tıkandığını gösteriyor. 

Süslü açılış törenleri, büyük rakamlar ve iddialı söylemler; 60 kişilik sınıflarda okumaya çalışan çocukların, icralık olan Vanlı esnafın ve birikimi eriyen yatırımcının gerçeğini değiştirmeye yetmiyor.
​Artık ihtiyacımız olan şey rakamları makyajlamak değil; gerçeği kabul edip insanı ve liyakatı merkeze alan somut çözümler üretmektir. Aksi takdirde, kâğıt üzerinde yükselen yatırımlar toplumun çöküşünü gizlemeye yetmeyecektir!





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zarafeti ve Bilgeliğiyle İz Bırakan Bir Yaşam: Nursen Güngör’e Veda

​Sivas’ın Sarp Yamaçlarında Hüzünlü Bir Tanıklık: Bir Anne Keçinin Sessiz Çığlığı!

CarrefourSA İşçileri Ayaklandı: "Sendikal Bürokrasi ve İşveren Baskısına Dur De!"