Meclis Koridorlarında Unutulan Akıl: "Kestirmeden Kanun" Devri!
Ancak 2018 yılında geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CBHS), yani Türk tipi yönetim anlayışı, Meclisi ne yazık ki giderek işlevsiz kılmıştır. Son yıllarda yasama kalitesindeki belirgin düşüşün temel nedeni bu sistemdir. CBHS ile birlikte Mecliste şeffaf ve nitelikli bir tartışma ortamı yerine; yalnızca çoğunlukçu, yani "parmak sayısını" dikkate alan bir yasama anlayışı egemen olmuştur.
Meclis koridorlarını arşınlayan, komisyon kapılarında sabahlayan bir gazeteci olarak çok önemli bir konuya dikkat çekmek istiyorum: Biz bu Meclis’te ne ateşli tartışmalar, ne sabahlara kadar süren derin müzakereler gördük... Ama son zamanlarda yasama tarafında öyle bir alışkanlık peydah oldu ki, kanunların kalitesi de Meclis’in o eski ağırlığı da gözümüzün önünde eriyip gidiyor.
Ne zaman gündem sıkışsa ya da bir huzursuzluk çıksa, iktidar tarafı hemen aynı nakaratı başlatıyor: "Yeni anayasa lazım, yasa değişmeli!" Sanırsınız ülkedeki bütün dertlerin çözümü tek bir mevzuat cümlesinde saklı. İyi de güzel kardeşim; "sürekli değişim, reform" diyerek Meclis’e getirdiğiniz o teklifler daha kendi mutfağınızda, komisyonda bile doğru düzgün pişmiyor ki!
Bakın, daha geçen hafta bizzat Genel Kurul’da tanık olduğum bir olayı aktarayım:
Masada Türk Kızılayı ile ilgili bir kanun teklifi vardı. İçeriğine bakıyorsunuz; kamu bütçesi, vergi muafiyetleri, SGK düzenlemeleri, halk sağlığı ve kan hizmetleri var... Yani tek bir bakanlığın sınırlarını aşan devasa bir konu. Meclis Başkanlığı doğru bir hamleyle teklifi esas komisyon olan İçişleri Komisyonu'na verdi; hakkını yemeyelim, Plan ve Bütçe ile Sağlık komisyonlarına da tali olarak havale etti.
Kâğıt üstünde bakınca "Harika, konunun uzmanları oturup detaylıca inceleyecek" diyorsunuz. Ama nerede! O tali iki komisyonda teklifin kapağı bile açılmadı, tek bir oturum dahi yapılmadı. Kızılay gibi kritik bir konu, ne bütçe süzgecinden geçti ne de sağlık uzmanlarının değerlendirmesinden... Doğrudan Genel Kurul’un önüne indirildi.
Nitekim Genel Kurul’da Yeni Partili milletvekillerinin yanı sıra söz alan İYİ Parti İzmir Milletvekili Hüsmen Kırkpınar da kürsüden haklı olarak tepki gösterdi: "Bu yaptığınız İçtüzük ruhuna da, ortak akla da aykırı!"
Şimdi sormak lazım: Uzman komisyonların fikrini almayacaksanız, bu havaleleri niye yapıyorsunuz? Bu sadece "usul yerini bulsun" şovu mu?
İş sadece tali komisyonların devre dışı bırakılmasıyla da sınırlı değil. En acı tarafı; kritik ekonomik ve idari teklifler Plan ve Bütçe’ye ya da ana komisyonlara geldiğinde, salonda konunun muhatabı olan ilgili bakanı göremiyorsunuz! Sorular soruluyor; bakan yerine temsilciler not alıyor ya da "yazılı cevap vereceğiz" denilerek konu geçiştiriliyor. Muhalefet vekilleri de haklı olarak isyan ediyor: "Siz Meclis’in denetim yetkisini de iradesini de hiçe sayıyorsunuz, burayı onay makamı mı sandınız?"
İktidar ikide bir "yeni anayasa" söylemine sarılsın dursun; komisyonları çalıştırmayan, bakanını Meclis’e göndermeyen, "ben yaptım oldu" mantığıyla yasa çıkaran bir anlayışla nitelikli bir yasama düzeni kurulabilir mi? Mutfakta pişmeyen yasa ham kalır; yarın uygulamada patlar, faturası da yine dönüp dolaşıp vatandaşa kesilir.
Meclis’in itibarı, sırf parmak sayısına güvenip "kestirmeden kanun" geçirmekle korunmaz. Gerçek itibar; şeffaf, kapsayıcı ve katılımcı bir müzakere ortamıyla kazanılır.
Biz gazeteciler, Meclis’in bu durumunu millet adına gözlemlemeye ve dostane ama sert eleştirilerimizi yapmaya devam edeceğiz. Çünkü bu ülke, günübirlik yasa değişiklikleriyle vakit kaybetmek yerine; oturup adamakıllı, ortak akılla hazırlanmış yasaları fazlasıyla hak ediyor!
Yorumlar
Yorum Gönder