İktidarın Bütçe Çelişkisi Ortaya Çıktı!

​Bütçe görüşmelerinin başladığı TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nun da yaşananlar, Türkiye’nin ekonomik ve idari tablosunun durumunu tam olarak ortaya koyuyor. 
​Komisyon tutanaklarına da giren en sert tartışmalardan biri, son dönemde binlerce vatandaşı mağdur eden fon süreci üzerinden yaşandı. Yüz milyarlarca liralık büyüklüğe ulaşan bu süreçteki kayıplar ve denetim mekanizmalarının işletilip işletilmediği bütçe görüşmelerine de yansıdı.  
​Tartışmalar sırasında, fonlarda yaşanan kayıpların ve yatırımcıların düştüğü durumun ele alınış biçimi dikkat çekiyor. Bir tarafta enflasyondan korunmak için bu araçlara yönelen dar gelirli vatandaşların mağduriyeti dile getirilirken, diğer tarafta denetim mekanizmalarının zayıflığına ve bürokratik sorumluluklara dikkat çekiliyor. Muhalefet milletvekilleri, devletin kritik kurumlarının bu süreçte yeterli koruyucu adımı atamadığını ısrarla savunmaya devam ediyor.
​
Bakın üzerinde durulan bir diğer konu ise, vergi artışlarının bütçe üzerindeki etkisi oldu. Yapılan hesaplamalara göre, son dönemde artırılan vergi kalemlerinin bütçeye sağladığı katkı ile deprem harcamaları karşılaştırılmış ve bu kaynakların bütçe açığını kapatmada nasıl kullanıldığı masaya yatırıldı.  
Muhalefet, toplanan vergilerin amacına uygun kullanılmadığını ve farklı bütçe ihtiyaçlarına aktarıldığını savunurken, iktidar kanadı bu kaynakların ülkenin zorlu süreçleri göğüslemesinde kritik rol oynadığını vurguluyor.

​Bütçe açığını kapatmak amacıyla başvurulan yöntemlerden biri de kamu varlıklarının uzun süreli işletme haklarının devredilmesi oldu.
​Muhalefet milletvekilleri, köprü ve otoyol gibi varlıkların uzun yıllığına devredilerek peşin gelir elde edilmesini eleştirerek, bunun "gelecekteki kamu gelirlerinden bugünden vazgeçmek" anlamına geldiğini belirtmiştir. Yap-işlet-devret projelerine aktarılan garanti ödemelerinin bütçe üzerindeki yüküne dikkat çekilmiş, bu kaynakların dar gelirli kesimlere ve üretime aktarılması gerektiği savunmuştur ve bence de çok haklı bir eleştiri olduğunu söyleyebilirim.

​TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yaşananlar, iktidar ve muhalefet arasında ekonominin geleceğine dair derin bir vizyon çatışmasını gözler önüne serdi. İktidar kanadı, küresel krizlere, pandemilere ve asrın deprem felaketine rağmen Türkiye ekonomisinin kesintisiz büyüdüğünü, savunma sanayisinde ve altyapıda çığır açan projelere imza atıldığını savunarak 25'inci bütçenin "dayanıklılık, refah ve dönüşüm" ilkeleriyle hazırlandığını vurgulamaktadır.  
​Buna karşın muhalefet, açıklanan makroekonomik hedeflerin tutmadığını, enflasyonla mücadele programının faturasının sabit gelirlilere ve ücretlilere kesildiğini dile getirmektedir. Vergi yükünün büyük ölçüde dolaylı vergilerle dar gelirli vatandaşların sırtına yüklendiği, eğitim ve sağlık harcamalarının bütçe içerisindeki payının gerilediği, buna karşın faiz ödemelerinin ve garanti ödemelerinin katlanarak arttığı eleştirileri tutanaklarda geniş yer bulmuştur. 

Kısacası iktidarın komisyondaki temel çelişkisi; bir tarafta küresel risklere direnen ve stratejik hamleler yapan güçlü bir ekonomi tablosu çizilirken, diğer tarafta derinleşen gelir adaletsizliği, eriyen alım gücü ve denetim tartışmalarıyla boğuşan bir bütçe gerçeğinin yer almasıdır.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zarafeti ve Bilgeliğiyle İz Bırakan Bir Yaşam: Nursen Güngör’e Veda

​Sivas’ın Sarp Yamaçlarında Hüzünlü Bir Tanıklık: Bir Anne Keçinin Sessiz Çığlığı!

CarrefourSA İşçileri Ayaklandı: "Sendikal Bürokrasi ve İşveren Baskısına Dur De!"