Gençlerin 'Bilet' Aradığı Ülkede İktidarın Masalları Sökmez!

Bu ülkede her sabah aynı soruyla uyanıyoruz: "Bugün neye, ne kadar zam geldi?"
​Artık rakamların, istatistiklerin veya süslü grafiklerin hiçbir hükmü kalmadı. Çünkü gerçek istatistik TÜİK’in sayfalarında değil; akşam pazarına çıkan teyzenin filesinde, ay sonunu getiremeyen emeklinin hesabında, market raflarında fiyat etiketlerini değiştirmekten yorulan kasiyerin gözlerinde yazıyor.
​
Geçim derdi öyle bir boyuta ulaştı ki, artık hayat pahalılığını tartışmıyoruz; hayatın ta kendisini erteleme mücadelesi veriyoruz. Bir restoranda bir çorba içmenin, bir arkadaşla kahve içip iki çift laf etmenin bile "lüks" kategorisine girdiği bir Türkiye var karşımızda. İnsanlar yaşamıyor, sadece günü kurtarıyor. Peki, bizi bu noktaya getiren kararları alanlar bu durumu görmüyor mu? Görmüyorlar. Çünkü yönetenlerin gerçekliği ile vatandaşın sofrası arasındaki bağ kopalı çok oldu.

Sorunun en acı tarafı ise sadece bu ayı veya bu yılı değil, yarınlarımızı da kaybediyor oluşumuz.
​Gidin bir üniversite kampusüne, oturun gençlerle konuşun. Mühendislik, tıp, mimarlık okuyan o gencecik zihinlerin aklında ne var biliyor musunuz? Ülkeye nasıl faydalı olacakları değil, mezun olur olmaz bu ülkeden nasıl "bilet" alacakları var. Bir ülkenin yetişmiş, eğitimli gençliği geleceğini kendi toprağında değil de başka ülkelerin bürokrasi kapılarında arıyorsa, burada durup düşünmek değil, feryat etmek gerekir. Gençlerimiz yeteneksizlikten değil; liyakatsizlikten, fırsat eşitsizliğinden ve kendini güvende hissetmemekten gidiyor. Onlara vaat edilen tek şey, vizyonsuzluk ve belirsizlik.

​Peki çözüm çok mu imkansız? Hayır.
​Bu ülkenin kaynağı da var, potansiyeli de. Ancak sorun kaynak yetersizliği değil, tercih meselesidir. Yönetim anlayışı, kaynakları üretenden, çalışandan, gençten ve emekliden yana değil; bir avuç imtiyazlı kesimden yana kullanıldığı sürece bu tablo değişmez. "Sabredin" çağrıları, tenceresi kaynamayan evlere girmiyor. Üretimden kopuk, tarımı bitiren, eğitimi bir deneme tahtasına çeviren ve liyakatı tamamen devre dışı bırakan kararların faturasını her gün vatandaş ödüyor.
​Artık laf kalabalığına, tutulmayan vaatlere karnı tok bu milletin. İnsanlar sadece hakkı olanı istiyor. Emeğinin karşılığını alabildiği bir maaş, yarınından korkmadığı bir adalet sistemi ve çocuklarını huzurla büyütebileceği bir gelecek.

AKP iktidarı, yıllardır sürdürdüğü bu yanlış ekonomik politikaların, göz göre göre alınan hatalı kararların ve toplumun çığlığına kulak tıkamanın faturasız kalacağını sanıyorsa büyük bir yanılgı içindedir. Mutfaktaki yangını yok sayan, gencin umudunu kıran ve vatandaşı yoksullukla baş başa bırakan bu yönetim anlayışı, sandık önüne geldiğinde kaçınılmaz gerçekle yüzleşecektir. Bu millet; emeğinin yok sayılmasının, geleceğinin karartılmasının ve adaletsizliğin cevabını ilk seçimde iktidara tarihi ve unutamayacağı bir dersi yine kendi iradesiyle verecektir! 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zarafeti ve Bilgeliğiyle İz Bırakan Bir Yaşam: Nursen Güngör’e Veda

​Sivas’ın Sarp Yamaçlarında Hüzünlü Bir Tanıklık: Bir Anne Keçinin Sessiz Çığlığı!

CarrefourSA İşçileri Ayaklandı: "Sendikal Bürokrasi ve İşveren Baskısına Dur De!"