Fabrikalar Kapanıyor, İstihdam ve Gelecek Eriyor!

​Yıllardır “üretim, yatırım ve istihdam” vaatleriyle anlatılan hikâye, bugün ülkemizin en önemli sanayi merkezlerinde çok sert bir gerçeklikle karşı karşıya kaldı. Artan üretim maliyetleri sanayicinin omzunda taşınmaz bir yüke dönüşürken, bunun üzerine eklenen finansal dalgalanmalar ve fon krizleri de mevcut şartları katbekat zorlaştırdı. 

Gayrimenkul Uzmanı Mustafa Hidayet Dönmez’in paylaştığı verilere göre, son bir buçuk ayda fabrika ilanlarındaki artış  yüzde 30 seviyesine ulaştı. Üretim çarklarını döndürmek yerine işletmesine satılık ya da kiralık levhası asmak, malesef pek çok sanayicinin son çaresi haline geldi.  

​Kocaeli, Marmara Bölgesi’nin ve Türkiye sanayisinin en hayati damarlarından biridir. Ne var ki bugün bu damarlarda kan akışı yavaşlamış durumda. Sadece son bir ayın bilançosuna baktığımızda Kocaeli’de 99, Bursa’da 149, Denizli’de 49, Balıkesir’de 25, Sakarya’da 57 ve İstanbul’da 253 fabrika için satılık ilanı verildiğini görüyoruz. Sayın Dönmez’in de vurguladığı üzere, yılın ilk 10 ayındaki satılık fabrika sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60 arttığı belirtiliyor.
​
Tablonun ayrıntıları ise sanayideki tıkanmayı daha da net açıklar nitelikte.
​Ölçek küçültme mecburiyeti: 10.000 metrekare üzerindeki büyük tesisler, maliyetleri karşılayamadığı için işletmelerini küçültmek, kiralamak veya tamamen satmak zorunda kalıyor. 
​Ayakta kalma mücadelesi ile üreticiler 1.000 ya da 2.000 metrekarelik daha dar alanlara çekilerek varlıklarını sürdürmeye çalışmata.  
​İstihdam kayıpları ve aksayan ödemelere bakacak olursak, sanayiciler iş gücünü azaltmak zorunda kalıyor. Hatta zaman zaman çalışanlarının maaşlarını ödemekte güçlük bile çekiyor. 

​Sanayici, bozulan nakit akışını toparlayabilmek veya kısa vadeli yükümlülüklerini karşılayabilmek adına birikimlerini farklı finansal araçlarda değerlendirmeye çalıştı. Ancak fon piyasalarında yaşanan krizlerle birlikte bu sermaye de eriyerek işletmelerin hareket alanı iyice daraltıldı.  

Bir fabrikanın durması sadece o mülkün sahibini etkilemez. Tedarikçisinden çalışanına, taşeronundan yerel esnafa kadar uzanan geniş bir halkanın kopması anlamına geliyor. Ödenemeyen vergi ve sigorta primleri, karşılanamayan faturalar ve geciken maaşlar toplumsal refahı doğrudan zedeliyor. Yaklaşan kış aylarında bu krizin etkilerinin daha belirgin hale gelmesinden endişe ediliyor.  
​
Ortaya çıkan bu durum, izlenen ekonomi politikalarının ve yönetim anlayışının artık sürdürülebilir olmadığını net bir şekilde gösteriyor. Bu durum üreteni, istihdam sağlayanı ve alın terini koruyamayan bir anlayışın ekonomiyi sağlıklı bir zemine oturtmasının mümkün olmadığını gösteriyor. 

Güçlü bir geleceğe ulaşabilmek için, bu gidişatın gerçekleriyle yüzleşmek ve üretime dayalı akılcı politikalara dönmenin kaçınılmaz bir gerekliliğidir! diyelim ve yazıya noktayı koyalım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Zarafeti ve Bilgeliğiyle İz Bırakan Bir Yaşam: Nursen Güngör’e Veda

​Sivas’ın Sarp Yamaçlarında Hüzünlü Bir Tanıklık: Bir Anne Keçinin Sessiz Çığlığı!

CarrefourSA İşçileri Ayaklandı: "Sendikal Bürokrasi ve İşveren Baskısına Dur De!"