Denetimsizliğin Gölgesinde Bir Aklama Düzeni!
Türkiye, günlerdir ve belki de önümüzdeki uzun yıllar boyunca manşetlerden düşmeyecek devasa bir finansal skandalla, hafızalara kazınan o büyük "fon rezaleti" ile çalkalanıyor.
Yıllardır iktidarın finansal piyasalarda alan açtığı denetimsizlik ortamı, zayıflatılan denetim mekanizmaları ve "bırakınız yapsınlar" anlayışı; nihayetinde sistemin çöküşüne ve arkasında binlerce mağdur ile milyarlarca liralık haksız kazanç bırakan dev bir vurgun tablosuna dönüştü. Ancak iktidarın ve sermaye piyasalarını korumakla görevli kurumların bu rezalete verdiği yanıt, sorunun büyüklüğü kadar trajikomikde.
Son olarak Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) bu fon krizi ve haksız kazançlar karşısında çareyi "isteğe bağlı iade hesapları" açmakta bulması, ekonomi yönetiminin ve iktidarın sorumluluktan nasıl kaçtığını bir kez daha tescilledi. Tasfiye edilen fonlardan fahiş karlar elde edenlerden, "gönüllerinden koparsa" bu paraları açılan hesaplara geri yatırmaları bekleniyor!
Ortada açık bir çelişki var! Eğer bir kurum bu kazançlar için iade hesabı açıyorsa, yapılan işlemleri ve sağlanan fahiş karları usulsüz, hatta suç olarak kabul etmiş demektir. Normal bir hukuk devletinde iktidarın ve kamu organlarının görevi; zamanında etkin denetim yapmak, suç işlendiğinde ise yargıyı ve kararlı yaptırımları devreye sokmaktır. Ancak iktidar, piyasalardaki bu kural tanımazlığa ve denetimsizliğe göz yumduktan sonra, suç karşısında kararlı bir hukuki süreç yürütmek yerine adeta bir "sadaka kutusu" koyup "Gönlünüzden ne koparsa yatırın" demeyi tercih ediyor.
Dünyadaki örneklere baktığımızda, finansal piyasalardaki usulsüzlüklerin ve güven ihlallerinin ne denli ağır yaptırımlarla karşılaştığını görmek mümkündür.
Örneğin ABD’de Madoff skandalında, piyasaya ve güven duygusuna verilen zarar nedeniyle emsal teşkil edecek nitelikte, yüz yılı aşan hapis cezaları verilmiş; ceza mekanizması en sert şekilde işletilmiştir. Zira finansal sistemlerin temeli güvene dayanır.
Bizde ise iktidar, bir yandan piyasaları denetimsiz bırakarak bu tür fon rezaletlerine zemin hazırlamakta, diğer yandan da ortaya çıkan skandalları caydırıcı cezalar yerine "rica ve rıza" usulüyle örtbas etmeye çalışmaktadır.
Kamusal otorite ve iktidar, sorumluluğunu unutup ihlalleri geçiştiren bir yapı olamaz. Devlet ciddiyeti; piyasaları etkin bir şekilde denetlemeyi, usulsüzlüklere zemin hazırlamamayı ve güveni sarsan her türlü eylemin hesabını yargı önünde sormayı gerektirir!
Yorumlar
Yorum Gönder