Bir Tarafta Teşhir, Diğer Tarafta Özel Araç: Adaletin İki Farklı Yüzü!
Son günlerde gündemden düşmeyen fon ve piyasa manipülasyonu skandalları, sadece finans sistemindeki açıkları değil, adalet mekanizmasındaki derin sorunları da bir kez daha karşımıza çıkardı. Piyasayı denetlemekle görevli kurumların, şüpheli işlemleri aylar öncesinden tespit etmesine rağmen hiçbir adım atmaması insan ister istemez soruyor: Bu denetim yetkileri ne zaman ve kimler için kullanılıyor?
Ortaya atılan iddialar ve muhalefetin açıklamaları, yaşananların basit bir yatırım başarısızlığı olmadığını gösteriyor. İçeriden bilgi alan ya da ayrıcalıklı konumunu kullanan bazı isimlerin bu süreçte devasa servetler kazandığı şüphesi oldukça güçlü. Siyaset kulislerinde konuşulanlara göre, eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin de aralarında bulunduğu bazı kritik isimlerin, piyasalardaki sert dalgalanmalardan hemen önce milyarlarca liralık hisse işlemi yaptığı ileri sürülüyor. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) gibi düzenleyici kurumların gözü önünde cereyan eden bu pasif tutum, kamusal sorumluluk bilincinin nerede başlayıp nerede bittiğini sorgulatıyor.
İşin bir diğer üzücü boyutu ise yargı ve kolluk kuvvetlerinin sergilediği çifte standart. Bu ülkede sıradan bir vatandaş ya da muhalif bir isim, hakkındaki suçlama bile kesinleşmemişken kameralar karşısında adeta teşhir edilerek adliyeye götürülüyor. Ancak iş iktidara yakın ya da ayrıcalıklı çevrelere geldiğinde; bu kişiler özel araçlarıyla, gözlerden uzak kapılardan içeri alınıyor. İşte adalet duygusunu asıl zedeleyen şey bu usul farkıdır.
Şeffaflığın yok sayıldığı, denetim kurumlarının sustuğu ve kişiye göre muamele yapıldığı bir düzende toplumun adalete olan inancı sarsılır. "Kanun önünde herkes eşittir" ilkesi kağıt üzerinde kalmamalı; soruşturma anından adliye kapısına kadar herkese eksiksiz uygulanmalıdır. Zamanında denetim yapmayan makamlar ve yargıdaki bu çifte standart sorgulanmadığı sürece, adalet kelimesi içi boş bir kavramdan öteye geçemeyecektir!
Yorumlar
Yorum Gönder