Dünya Tokyo Modelini Konuşuyor, Ankara Kaldırıma Park Edeni İzliyor!
Bir yanda ülkenin utanç verici fon gündemi sürerken, diğer yanda kent sorunlarını dile getirmek gazetecilik sorumluluğunun bir gereğidir. Cumhuriyetimizin kalbi ve kuruluş tarihinin tanığı başkent sokaklarında yürümek, bir ulaşım yöntemi olmaktan çıkıp tam anlamıyla bir ip cambazlığına dönüştü. Araç sahiplerinin duyarsızca kaldırımları otopark olarak kullanması, Ankaralıları artık canından bezdirdi.Fotoğraflara baktığınızda durumun vehameti net bir şekilde görülüyor. Yayaların güvenle yürümesi gereken geniş kaldırımlar, adeta araç teşhir alanına veya açık hava otoparkına dönüştürülmüş durumda. Sürücülerin bu pişkin tavrı yetmezmiş gibi, sokakların her iki tarafına birden yapılan bilinçsiz parklar, olası bir yangında itfaiye aracının veya saniyelerin hayati önem taşıdığı anlarda bir ambulansın sokağa girmesini tamamen engelliyor.
Denetimsizliğin her alanda olduğu gibi kent içi trafikte de kontrolün yetersiz kaldığı bir kez daha tescillendi. Sadece tabelalarla düzen sağlama devri bitti; denetim yapmayan, caydırıcı ceza kesmeyen sistem, bu işgalin gizli ortağı haline gelmiş durumda.
Oysa medeni dünya bu sorunu yıllar önce çözdüJaponya Tokyo'da kendinize ait onaylı bir park yeriniz olduğunu belgeleyemezseniz otomobil satın alamazsınız. Tokyo’da mahalle arasında bir sürücü aracını kaldırıma bırakmayı aklından bile geçiremez. Bizde ise binalar otoparksız inşa edilir, faturası yayaların hakkı olan kaldırımlara kesilir.
İngiltere Londra'ya bakacak olursak, kaldırıma aracının tekerini çıkaran sürücü sadece park cezası almaz; kamusal alanı işgal ve yaya güvenliğini tehlikeye atmaktan katlanarak ceza öder, araç anında çekilir.Fransa Paris'te bakın yayaları korumak adına geçit vermez döküm tablalar kullanılır ve kaldırıma tek tekerini çıkaran araçlar dakikalar içinde çekiciyle otoparka götürülür.Hollanda Amsterdam'da ise sokaklar araçların değil, tamamen çocukların ve yayaların güvenle hareket ettiği yaşam alanlarına dönüştürülmüştür.Biz ise 21. yüzyılın Başkentinde hâlâ "Kaldırım araç için değil, insan içindir" gerçeğini anlatmaya çalışıyoruz.Kaldırımlar sadece birer beton taş değildir; çocuktur, yaşlıdır, engellidir, annedir. Sokakların iki yakasına çekilen bu araç barikatları, yarın bir gün itfaiye sirenleri çaldığında kendi evinizi de satıra koyabilir. İlgili merciler ve Emniyet yetkilileri acilen bu denetimsizliğe son vermeli, kaldırımlar araçlardan temizlenip gerçek sahipleri olan Ankaralılara iade edilmelidir! diyelim ve yetkililere bir kez daha hatırlatalım.
Oysa medeni dünya bu sorunu yıllar önce çözdüJaponya Tokyo'da kendinize ait onaylı bir park yeriniz olduğunu belgeleyemezseniz otomobil satın alamazsınız. Tokyo’da mahalle arasında bir sürücü aracını kaldırıma bırakmayı aklından bile geçiremez. Bizde ise binalar otoparksız inşa edilir, faturası yayaların hakkı olan kaldırımlara kesilir.
İngiltere Londra'ya bakacak olursak, kaldırıma aracının tekerini çıkaran sürücü sadece park cezası almaz; kamusal alanı işgal ve yaya güvenliğini tehlikeye atmaktan katlanarak ceza öder, araç anında çekilir.Fransa Paris'te bakın yayaları korumak adına geçit vermez döküm tablalar kullanılır ve kaldırıma tek tekerini çıkaran araçlar dakikalar içinde çekiciyle otoparka götürülür.Hollanda Amsterdam'da ise sokaklar araçların değil, tamamen çocukların ve yayaların güvenle hareket ettiği yaşam alanlarına dönüştürülmüştür.Biz ise 21. yüzyılın Başkentinde hâlâ "Kaldırım araç için değil, insan içindir" gerçeğini anlatmaya çalışıyoruz.Kaldırımlar sadece birer beton taş değildir; çocuktur, yaşlıdır, engellidir, annedir. Sokakların iki yakasına çekilen bu araç barikatları, yarın bir gün itfaiye sirenleri çaldığında kendi evinizi de satıra koyabilir. İlgili merciler ve Emniyet yetkilileri acilen bu denetimsizliğe son vermeli, kaldırımlar araçlardan temizlenip gerçek sahipleri olan Ankaralılara iade edilmelidir! diyelim ve yetkililere bir kez daha hatırlatalım.
.
Yorumlar
Yorum Gönder