Kağıt Üstünde İrade Ve Bir Vekaletin Sessiz Çöküşü!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısı altında artık vicdanların değil, sadece kağıtların ve talimatların hükmü geçiyor.
Meclisin iradesi, halkın vicdanından gelen bir pusula ile değil, artık kendi içindeki derin çelişkilerin ve şaibelerin pusulasıyla yönünü şaşırmış durumda.
Meclis sıralarında, demokrasinin vazgeçilmezi olan "oy pusulası", yerini sadece bir kağıt parçasına değil, siyasi bir mühendisliğin sessiz ve soğuk suç ortaklarına bırakmıştır.
Özellikle pusula kullanımı üzerinden yürütülen oylamalar, sadece bir usul hatası değil, halkın iradesine karşı işlenen en ince, en sofistike "gasp" biçimidir.
Genel kurulda sadece bir milletvekilinin ismi geçmez; yani burada bir "sistem körlüğü" yaşanmaktadır. İktidar sıralarında oturan ve elini o pusulaya uzatan her isim, aslında halkın vekaletini, kendi grup disiplininin dar kalıplarına hapsetmektedir.
Siz hiç, bir pusulanın kendi sahibinden bile daha özgürce hareket ettiğini gördünüz mü?
Ne yazık ki meclis’te pusulalar, vicdanın değil, bir talimatın yansıması olarak sandığa düşmektedir. Bir milletvekilinin, kendi iradesini bir başka elin insafına terk ederek, Meclis’in merkezindeki o tarihi kürsüde "bağımsız irade" gibi davranması, altını çizerek söylüyorum bir görev suistimalidir.
Bu sadece bir usulsüzlük değil, demokrasinin kalbine atılan sessiz bir düğümdür.
Pusulaların "emanet" edildiği o tuhaf gelenek, aslında demokrasinin "emanetçisi" olması gerekenlerin, emaneti nasıl tükettiklerini ispatlar niteliktedir.
Bir vekil, sadece koltuğunda oturduğu için değil, aynı zamanda o koltuğun ağırlığını vicdanında taşıyamadığı için de vebal altındadır.
Meclis tutanaklarında yer alan o pusula tartışmaları, aslında bir çöküşün teknik dökümüdür. İktidarın, her türlü eleştiriyi bir "yıkım projesi" olarak niteleyip, kendi içindeki usulsüzlükleri "usul gereği" diye savunması, toplumun adalet duygusuna saplanmış bir hançerdir.
Unutulmasın ki pusula, sadece bir yönü göstermez, sahibinin niyetini de gösterir. Ve şu an meclis’teki pusula sistemi, halkın değil, halktan kopuk bir zümrenin de haritasını çizdiğini göstermektedir.
Bir gün bu pusula, onları iktidarın güvenli limanlarına değil, halkın sarsılmaz adaletinin olduğu yere, yani tarihin karanlık sayfalarına doğru çevirecektir.
Çünkü milletin iradesi, başkasının eline tutuşturulan bir kağıt parçasına hapsedilemeyecek kadar büyük, o kağıdı usulsüzce sandığa atanların vicdanından daha temizdir.
Yorumlar
Yorum Gönder