İktidar, Özgür Özel ile Kendi İntiharını mı Hazırlıyor?

Türkiye siyasi tarihi, iktidar gücünün muhalefet liderlerine veya sembol isimlere yönelik yargısal hamlelerini sıklıkla bir "kırılma noktası" olarak kaydetmiştir. 

Bugün CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılması ve ardından tutuklanması ihtimali, siyaset bilimciler tarafından sıradan bir adli süreçten ziyade, sistemin sınırlarını zorlayacak bir "siyasi deprem" riski olarak değerlendiriyor.

​Türkiye, siyasi figürlerin cezaeviyle karşılaştığı dönemlerde toplumun merkezkaç kuvvetlerinin nasıl harekete geçtiğine dair pek çok örneğe sahiptir. Geçmişteki "49'lar Davası" gibi örnekler, devletin toplumsal bir kesimi sindirmek amacıyla yargıyı araçsallaştırmasının, aksine o kesimin kimlik bilincini ve aidiyetini pekiştirdiğini göstermiştir.
​Bugün Özgür Özel’in Güneydoğu gezilerinde gözlemlenen, organize edilmemiş ancak kendiliğinden gelişen kitlesel ilgi, siyasi iletişim bağlamında kritik bir göstergedir. Sosyal bilimciler, bir ana muhalefet liderinin cezaevine girmesinin, toplumsal meşruiyet krizini "yönetilebilir" bir gerginlikten, "kontrolden çıkmış" bir tepki zincirine dönüştürebileceği konusunda uyarıyor.

​Ekrem İmamoğlu örneğinde görüldüğü gibi, seçilmiş belediye başkanlarına yönelik yargı baskısı, sadece yerel bir yöneticinin hak kaybı olarak görülmemiş; aksine, bu durum toplumun farklı kesimleri arasında bir "haksızlığa karşı ortak savunma" mekanizmasını tetiklemiştir. Özel'in olası tutuklanması, bu "birikmiş yargısal müdahale" algısını bir üst seviyeye taşıyarak, seçmen nezdinde "demokrasinin tamamen askıya alınması" olarak okunabilir.

Ana muhalefet liderinin tutuklanması, sandık yoluyla iktidar değişimine olan inancı sarsar ve siyasetin alanını "sokak veya direnç" eksenine kaydırma riski taşır.
Özgür Özel’in farklı coğrafyalardaki kitleleri birleştiren dili, tutuklama anında yerel bir tepkiden ziyade, ulusal ölçekte ve birbirinden kopuk grupları birleştiren bir "katalizör" etkisi yaratabileceğini gösteriyor.
Siyaset bilimciler, bu tür hamlelerin "Hibrit rejim"den, toplumsal desteği tamamen yitirmiş bir "kapalı rejim" modeline geçişi hızlandıracağı ve bu durumun iktidarın kendi içinde de dengeleri sarsabileceği görüşünde birleşiyor.

​Seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in tutuklanması, sadece bir parti liderini değil, o liderin temsil ettiği "değişim" iradesini cezaevine hapsetmek anlamına gelecektir. Tarihsel deneyimler göstermiştir ki, bu tür hamleler kısa vadede bir sessizlik getirse de orta vadede iktidar lehine değil, tam tersi kendi seçmeni de cumşşş sisteme olan inancını kaybeden geniş bir kitle için geri dönülemez bir kopuşu tetikler. 

Siyaset, hukukla değil, toplumsal rıza ile yönetilen bir mekanizmadır; rızanın bittiği yerde başlayan "yargısal dayatma" ise her zaman büyük kırılmaları beraberinde getirmiştir.
​Bu bağlamda değerlendirildiğinde, ana muhalefet liderine yönelik bu denli sert bir müdahale, ekonomik kırılmanın yanı sıra, Türkiye'nin son yıllarda tecrübe ettiği tüm siyasi gerilimlerin toplamından daha büyük bir toplumsal tepki dalgasını tetikleme potansiyeli taşıyor. Siyaseti bir mahkeme salonuna hapsetmeye çalışanlar, aslında toplumun vicdanındaki gerçek yargılamayı başlatacak bir miladın fitilini ateşlediklerinin farkında değiller!


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!