Veriden Korkan Yönetim Ve Körleşen Devlet!

Ülkenin günlük siyaset gürültüsü, enflasyon rakamları ya da sosyal medyadaki anlık tartışmalar arasında fark etmediğimiz, ancak çok önemli olan 'veri çölleşmesi' gibi derin bir başka krize dikkat çekmek istiyorum. 
Türkiye, kendi dijital hafızasını ve bilgi altyapısını gözlerimizin önünde kaybediyor.

​Sorunun temelinde şeffaflıktan uzaklaşan kamu yönetimi yatıyor. Kurumların açık veri paylaşmaması ve verinin adeta bir "devlet sırrı" gibi kapatılması, devlet mekanizmasını körleştiriyor. Ölçülebilir istatistiklerden uzak alınan kararlar; tarımdan eğitime, ekonomiden şehir planlamasına kadar her alanda niteliksiz politikalar olarak vatandaşa yansıyor. Bilgiyi saklamak anlık yönetimi kolaylaştırabilir; ancak veri odaklılıktan kopan bir anlayışın uzun vadede doğru strateji üretmesi imkânsızdır.

​Sivil ve kültürel boyutta da durum farklı değil. Tık odaklı habercilik, kapanan platformlar ve sürekli içerik silen haber siteleri yüzünden son 15-20 yıla ait dijital medyamız yok oluyor. Dün yazılan bir analiz bugün erişilemez hale gelirken yakın tarihimizin toplumsal kayıtları kayboluyor. Tarihini dijitalde koruyamayan bir toplum, kurumsal hafızasını da kaybeder.

​Bu tablo yalnızca geçmişimizi silmekle kalmıyor, geleceğimizi de tehdit ediyor. Altı çizilmesi gereken en önemli nokta ise, yapay zekâ çağında en büyük sermaye işlenmiş, nitelikli verilerdir. Örneklemek gerekirse, bugün Türkçe dil modelleri geliştirmek istediğimizde, eğitilecek kaliteli veri seti ne yazık ki bulunamıyor. Şeffaflığı ve dijital arşivciliği reddeden politikalar, her alanda olduğu gibi Türkiye’yi yeni nesil teknolojilerde de doğrudan dışa bağımlı kılıyor.

​Günlük krizler gündemi tüketirken; veriyi kapatan ve hafızaya sahip çıkmayan vizyonsuzluk, ülkenin bilgi geleceğini yok ediyor. Bilgiden korkan değil, veriyi şeffafça paylaşıp onunla güçlenen bir yönetime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var! diyelim ve yetkilileri bir kez daha buradan uyarmış olalım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!