Geleceği Çalınan Gençlik: Ne Okuyabiliyor Ne Barınabiliyor!

​Yeni bir eğitim yılı daha başlarken üniversite şehirlerinde ne o eski heyecan var ne de neşe. Üniversiteyi kazanmanın sevinci, yerini derin bir kaygıya ve "Nasıl geçineceğiz?" korkusuna bıraktı. Bugün geldiğimiz noktada ne öğrenciler başını sokacak bir yer bulabiliyor ne de esnaf dükkânını döndürebiliyor. Ekonomik kriz, gençlerin de esnafın da belini büktü.
​Şehir dışındaki özel yurt ve apartlara bakıyorsunuz; elektrik, su, doğalgaz ve temizlik dâhil aylık ücretler 10 bin ile 17 bin lira arasında değişiyor. İşletmeciler maliyetleri en alt seviyede tutmaya çalıştıklarını söylese de yarın faturanın ne geleceğini bilemedikleri için endişeli. Ailelerin ise bu paraları ödemeye gücü yetmiyor. Zaten devlete bakıyorsunuz, öğrenciye verdiği burs veya kredi aylık 4 bin lira. Bir gence 4 bin lira verip, sadece barınması için 10-17 bin lira ödemesini beklemek insafa sığar mı?
​Parası yetmeyen genç ne yapıyor? Ya okurken gece gündüz çalışıp derslerinden ve gençliğinden oluyor ya da memleketinde kalıp okuma hayalinden vazgeçiyor. Bu durum sadece öğrenciyi vurmuyor tabii. Öğrencinin ayağı şehirden çekilince, çorbacıdan dolmuşçuya, kırtasiyeden esnafa kadar herkes kepenk indirme noktasına geliyor.
​En acısı da ne biliyor musunuz? Devlet yeterli sayıda yurt açmayıp, gençleri özel yurtların yüksek fiyatlarıyla baş başa bırakınca, dar gelirli ailelerin çocukları açıkta kalıyor. Sonra da bu çaresizlik yüzünden gencecik çocuklar tarikat ve cemaat yurtlarının ağına düşüyor. Sosyal devletin görevi, evladını okutmak isteyen ananın babanın çaresizliğinden faydalanan yapılara göz yummak değildir. İktidarın bu yetersizliği ve seyirci kalması, gençliği göz göre göre bu yapılara mecbur bırakıyor.
Bir ülkenin gençliği ne tarikatların insafına terk edilebilir ne de yüksek fiyatların altında ezdirilebilir. Ancak ne yazık ki karşımızda, öğrencisini tüccar, barınmayı ise piyasa malı olarak gören; kriz derinleşirken tek bir somut adım atamayan aciz bir iktidar var. Gençlerin en temel hakkı olan barınma sorununu çözmekten uzak, vizyondan ve planlamadan yoksun bu yönetim anlayışı, yaşanan çaresizliği sadece seyretmekle yetiniyor. Sosyal devlet olduğunu unutan ve kendi evladına bir yurt odasını bile çok gören bu durum kabul edilemez. Gençlerimizin güvenli, temiz ve erişilebilir yurtlarda kalması bir lütuf değil, anayasal hakkıdır. İktidar artık bu acizliği bir kenara bırakmalı; KYK yurt kapasitelerini hızla artırmalı, bursları gerçek enflasyona göre düzenlemeli ve hem öğrenciyi hem de esnafı ezen bu yükü hafifletmek için derhal sorumluluk almalıdır. Ne yazık ki gençlerini çaresizliğe ve karanlık odaklara mahkûm eden bir iktidarın, bu ülkeye vaat edebileceği hiçbir geleceği kalmamıştır.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!