Finlandiya 1948’de Çözdü, MEB 2026’da Bir Öğünü Çok Görüyor!
Dünya Gıda Programı (WFP) verilerine göre bugün küresel ölçekte 460 milyondan fazla çocuk okullarda ücretsiz ya da sübvanse edilmiş yemek imkânından yararlanıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde devlet okullarında en az bir öğün ücretsiz yemek verilmesi sosyal devletin en temel sorumluluklarından biri olarak kabul ediliyor. Çocuğun okulda aldığı o bir kap sıcak yemek; zihinsel gelişim, fiziksel sağlık ve fırsat eşitliği için hayati bir eşiktir.
Bizdeki tablo ise bu küresel gerçekliğin tam aksini gösteriyor. Geçtiğimiz dönemlerde Okul Öncesi Eğitimde başlatılan ücretsiz yemek uygulaması büyük bir müjde gibi duyurulmuştu. Ancak çok geçmeden "tasarruf tedbirleri" ve bütçe yetersizlikleri bahane edilerek bu uygulama sessiz sedasız daraltıldı, hatta bir kenara itildi.
Soruyoruz: Bütçede tasarruf yapılacak ilk yer, henüz ilkokul çağındaki bir çocuğun beslenme çantası mıdır?
Dünyaya baktığımızda yanıtın kesin bir "hayır" olduğunu görüyoruz.
Bakın Finlandiya'da tam 77 yıldır (1948’den bu yana) istisnasız tüm öğrencilerine her gün ücretsiz, dengeli ve sıcak yemek sunuyor. Eğitimdeki küresel başarısını da yalnızca müfredata değil, çocuğun fiziksel ve zihinsel esenliğine verilen bu değere borçlu.
Yine Brezilya'da: PNAE (Ulusal Okul Beslenme Programı) kapsamında, ekonomik seviyesi ne olursa olsun yaklaşık 40 milyon öğrenciye her gün okullarda ücretsiz yemek imkânı sağlıyor. Üstelik bu yiyeceklerin en az yüzde 30’unu yerel küçük çiftçilerden satın alarak hem çocuğunu besliyor hem de yerel ekonomiyi kalkındırıyor.
Bir başka çarpıcı örnek ise Hindistan. Nüfus yoğunluğuna ve ekonomik zorluklarına rağmen PM POSHAN (Mid-Day Meal Scheme) projesiyle her gün 100 milyondan fazla ilkokul öğrencisine sıcak yemek ulaştırıyor. Burada ki amaç çok net ve önemli. Yoksul çocukların okula devamlılığını sağlamak ve yetersiz beslenmenin önüne geçmek.
İsveç, tüm ilköğretim öğrencilerine ücretsiz yemek sağlarken, İngiltere alt gelir grubundaki ailelerin çocuklarına ve okul öncesi dönemdeki tüm öğrencilere bu imkânı yasal bir güvence altında sunuyor.
Bizde ise sosyal yardımlarla geçinmeye çalışan, enflasyon altında ezilen milyonlarca aile bugün çocuğunun cebine beslenme koymakta zorlanıyor. Birçok okulda çocuklar beslenme saatinde içi boş ekmekler yemek zorunda kalıyor ya da kantindeki fahiş fiyatlar yüzünden bütün günü su içerek geçiriyor. Bakanlık ise bu gerçeğe kulaklarını tıkamaya devam ediyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve iktidar temsilcilerine tekrar sormak gerekiyor: Derse karnı kazınarak giren, yetersiz beslendiği için dikkati dağılan bir çocuktan nasıl bir eğitim başarısı bekliyorsunuz? Fırsat eşitliği dediğiniz şey; durumu olanın protein alabildiği, olmayanın ise açlıkla imtihan edildiği bir düzen midir?
Dünyanın gelişmekte olan ülkeleri dahi bütçelerinden milyarlarca doları çocukların beslenmesine ayırabilirken; devlet bütçesinin devasa yatırımlara, gösterişli projelere ve protokollere imkân bulup bu ülkenin evlatlarına günde bir öğün sıcak yemeği çok görmesi tam anlamıyla bir vizyonsuzluktur.
Çocukların beslenmesi bir siyasi malzeme ya da bütçede "olursa olur" denecek bir kalem değildir. Okullarda bir öğün ücretsiz yemek, anayasal bir sorumluluk ve sosyal devletin olmazsa olmaz şartıdır.
Süslü kelimelerle hazırlanan müfredatlar, görkemli açılışlar ve iddialı söylemler; derste karnı guruldayan bir çocuğun gerçeğini değiştirmiyor. MEB ve iktidar bu derin ilgisizlikten bir an önce vazgeçmelidir.
Tasarrufu çocukların boğazından keserek değil; şatafattan ve gereksiz harcamalardan keserek yapın. Bu ülkenin çocuklarına okullarında sağlıklı bir öğün yemek sağlamak, yapılabilecek en büyük ve en anlamlı eğitim yatırımıdır. Artık bu çığlığa kulak verin ve aç bir zihinle geleceğe yürünmeyeceğini anlayın!!!
Yorumlar
Yorum Gönder