Ankara Ağırdan Aldı, Fatura Üreticiye Kaldı!,

Siyasete ve gündelik tartışmalara boğulduğumuz şu günlerde, Türkiye ekonomisinin geleceğini doğrudan ilgilendiren ancak göz göre göre gündemden düşürülen hayati bir konu olan Avrupa Birliği (AB)'nin sınırda karbon düzenlemesini bir kez daha hatırlatmak isterim.

​Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı yer Avrupa Birliği (AB) ülkeleridir. Ancak AB, çevre kirliliğiyle mücadele etmek için yeni bir kural getirdi: Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması.
Bu konuda AB diyor ki, "Eğer senin fabrikan üretim yaparken havayı çok kirletiyorsa, ürününü benim ülkeme satarken kapıda ekstra bir 'çevre vergisi' ödersin."

​Peki bu durum bizi ve ekonomimizi neden bu kadar yakından ilgilendiriyor?
AB bu kuralın geleceğini yıllar öncesinden söyledi. Ancak bizim iktidar gerekli yasaları ve önlemleri zamanında almadığı için ülke hazırlıksız yakalandı. İş işten geçtikten sonra çıkarılan kurallar da fabrikatörlerin ve üreticilerin işini zorlaştırdı.

Türkiye de artık kendi içinde fabrikalardan bir karbon bedeli almaya başladı. İktidar, AB'ye "Bakın biz zaten kendi üreticimizden bu vergiyi alıyoruz, AB sınırında bir daha vergi kesmeyin" demek istedi. Ama bizde belirlenen bu ücret o kadar düşük kaldı ki hem fabrikaları çevre dostu yatırımlar yapmaya teşvik etmiyor hem de AB'nin bu ücreti yeterli bulup bulmayacağı henüz belli değil.

Bir fabrika sahibi kendi çabasıyla çatısına güneş paneli kursa bile, üretimi kesintisiz sürdürmek için devletin elektrik şebekesini kullanmak zorunda. Türkiye'de elektriğin büyük kısmı hâlâ kömür ve doğalgaz gibi çevreyi kirleten yakıtlardan üretildiği için, fabrikanın ürünü ne yaparsa yapsın AB gözünde "kirli" sayılmaya devam ediyor.

Büyük holdingler parası olduğu için fabrikalarını yenileyip bu yeni sisteme ayak uydurabiliyor. Ancak onların alt tedarikçisi olan binlerce küçük ve orta ölçekli işletmenin (KOBİ) bu dönüşümü yapacak parası da teknik bilgisi de yok. Devletin söz verdiği yardım fonları ve yol haritası da henüz ortada olmayınca küçük üretici tamamen yalnız kaldı.

​Özetle; İlk etapta demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen satanlar bu vergiden doğrudan etkilenecek, ama ileride bu kural tüm ürünlere gelecek. İktidar, ihracatımız başta olmak üzere ülkenin kan kaybetmesini istemiyorsa; lafı bırakıp KOBİ'lere acil para desteği vermeli, rehberlik etmeli ve ülkece temiz enerjiye geçişi hızlandırmalıdır!







Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!