Trump, Türkiye ve İran Arasındaki Köprüleri Yakıyor mu?

KULİS HABER
​Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu’daki yeni stratejisinin bölgeyi nasıl bir "hesaplaşma sahasına" dönüştürdüğü diplomasi çevrelerinde yüksek sesle konuşuluyor. Trump'ın, Türkiye ve İran arasında tarihsel olarak hassas olan dengeyi kendi "işlemsel" dış politika ajandasına göre manüple etme çabası, başkentteki diplomatik çevrelerde ciddi bir rahatsızlık yarattığı ifade ediliyor.

Trump, yaptığı son açıklamalarında Türkiye’nin İran'a karşı yürüttüğü “arabulucu” ve “tarafsız” duruşu bir zayıflık gibi sunmaya çalışıyor. Özellikle Ankara'yı, İsrail ile olan gerilimli ilişkilerini bir bahane olarak kullanarak, Washington’ın Tahran karşıtı kampanyasına dahil etmeye zorlayan "tehditkâr" bir dil kullanması dikkat çekiyor. Kulislerde, Trump'ın Ankara’ya yönelik bu baskıcı tutumunun, sadece İran'ı değil, bölgedeki Türkiye-İran ilişkilerini doğrudan hedef aldığı konuşuluyor. 

Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "güçlü lider" övgülerini bir paravan olarak kullanıyor. Ancak Ankara'daki kaynaklar, bu söylemin ardında yatan asıl niyetin, Türkiye'nin kendi komşuluk ilişkilerini Washington'ın çıkarlarına göre şekillendirmesi olduğunu vurguluyor. Uzmanlar, Trump’ın, “ya bizden yanasın ya onlardan” yaklaşımının, Türkiye’yi kendi jeopolitik çıkarlarıyla tamamen çelişen bir sürtüşmeye ittiği konusunda hemfikir. 

Deneyimli diplomatlar katıldıkları televizyon programlarında; Türkiye’nin İran ile olan sınır komşuluğunu ve tarihsel bağlarını yok sayan "talimat" niteliğindeki yaklaşımları, bölgedeki tansiyonu tırmandıracağını, Trump'ın Türkiye’nin bu krizde "tarafsız kalma" gayretini görmezden gelerek, Ankara'yı kendi İsrail eksenli ajandasına bir kalkan yapmaya çalıştığı, bu durumun, sadece bölgenin istikrarını bozmakla kalmayacağını aynı zamanda Ankara'nın İran ile olan kırılgan ilişkilerini daha da onarılamaz bir şekilde zehirliyeceği uyarısı yapıyor.

Yapılan eleştirilerde, Trump’ın bu tavrı “diplomatik sabotaj” olarak nitelendiriliyor. Türkiye gibi stratejik bir ortağın, İran ile olan ilişkilerini “düşmanlık” temeline oturtmaya zorlanması, bölgeyi daha fazla çatışmaya ve belirsizliğe mahkûm ettiği ifade ediliyor. Trump'ın “kısa vadeli kazanımlar” odaklı bu yaklaşımı, Türkiye’nin uzun vadeli bölgesel güvenlik mimarisini ve komşularıyla olan hassas dengeyi tamamen göz ardı ettiğine dikkat çekiliyor.

Öte yandan Trump’ın "arayı bozma" üzerine kurulu bu anlayışı, Orta Doğu’da yeni bir kaosun fitilini ateşlerken, Ankara’yı da Washington’ın kendi siyasi hesapları uğruna feda edilebilecek bir piyon olarak görme cüreti gösterdiği vurgulanıyor. Trump’ın işlemsel dış politikası, müttefikleri stratejik özerkliğe yöneltip rakiplerine boşluk bırakarak bölgede belirsiz ve parçalı bir güvenlik yapısı oluşturmak istediği yüksek sesle dile getiriliyor.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!