Hukuku Yok Sayanlar, Kendi Sonuyla Yüzleşecek!

Adalet mekanizması, bugün hiç olmadığı kadar ağır bir tiyatronun başrolünü üstlenmiş durumda. Ancak her tiyatro, bir gün mutlaka dekorların arkasındaki gerçeği ifşa eder. Ülkemizde uzun süredir sahnelenen bu 'hukuk' oyununun artık sonuna yaklaşıyoruz; çünkü hukuksuzluk, maskesini daha fazla taşıyamayacak kadar ağırlaştı.

​Demokrasi ve hukuk, birbirinden ayrı düşünülemez bir vücudun ruhu ve bedeni gibidir. Demokrasiyi sadece sandıktan ibaret bir aritmetik saymak, onu sığ bir kabuğa hapsetmektir. Gerçek demokrasi; tahammülün, evrensel hukuk ilkelerinin ve adaletin üzerine inşa edilmiş, sarsılmaz bir kültürdür. Ancak bugün, hukuku kendi çıkarları için bir enstrüman gibi yeniden şekillendirenler, aslında demokrasinin temeline dinamit döşemektedir. "Hukuk devleti" tabelasını ayakta tutup içini keyfiyetle doldurmak, sadece adaleti değil, demokrasinin varlık sebebini de yok etmektir.

​Hukuktan çekinenlerin yöntemi onu ortadan kaldırmak değil, bir "terzi işi" gibi kendi çıkarlarına göre dikmektir. Anayasalar ve yasalar, adaleti korumak yerine adaletsizliği meşrulaştıran birer kılıfa dönüştürülüyor. Muhalif sesleri kısmak için kullanılan bu esnek maddeler, hukuku "tarafsız bir hakem" olmaktan çıkarıp, iktidarın bir sopasına dönüştürüyor. Hukuksuzluğun hukuki bir dille maskelenmesi, demokrasinin kalbine saplanan en büyük hançerdir.

​Hukuku bir "yok etme aracı" olarak kullananlar, usul takıntılarını bir paravan olarak kullanır. Adalet arayanları susturmak için kurgulanan ucu açık iddianameler, "delil karartma" gibi ucu bucağı belli olmayan gerekçelerle özgürlükleri boğuyor. Bu süreç, bir celladın kurbanına anatomi dersi vermesine benziyor. Amaç adaleti tesis etmek değil, "süreç işliyor" illüzyonuyla demokrasiyi bir tiyatroya çevirmektir.

​Hukuku bir sopa, yargıyı ise bir kalkan olarak görenler, bugün kendilerini güvende hissedebilirler. Ancak unutulmamalıdır ki; hukuk bir gün herkese lazım olacaktır. Terazinin dengesini kendi çıkarları için bozanlar, yarın o surların arkasına sığınmaya çalıştıklarında, kendi elleriyle yarattıkları enkazın altında kalacaklardır.
​Demokrasi bir seçim değil, bir yaşam biçimidir; hukuk ise bu yaşamın tek sigortasıdır. Bu sigortayı bugün bozanlar, yarın çıkacak büyük yangında küle döneceklerini asla unutmamalıdır. Hukuksuz bir demokrasi, sadece bir yanılsamadır; o yanılsama bittiğinde geriye sadece karanlık kalır!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!