Demokrasi Çiçeğe Durdu, Bahar Çok Yakın

​Bazen hayatın içinde öyle anlar gelir ki, etrafınızdaki herkesin sustuğu ama arka planda her şeyi değiştirmek için derinden gelen o meşhur "dip dalgasını" hissedersiniz. Bugünlerde Türkiye'nin genel havası da tam olarak böyle: Adeta nefesini tutmuş, eskiyen bir dönemin sonunu ve yeni bir hikâyenin başlamasını bekliyor. Şimdi bizler de bu toplumsal beklentiyi, iktidarın artan baskı ve sindirme politikaları karşısında vatandaşın nasıl bir duruş sergilediğini konuşmaya başlayalım.
​Aslına bakarsanız, mesele sadece bir iktidar değişikliğinden ibaret değil; mevzu, artık bu tıkanmış yapının miadını doldurmuş olması. İktidar tarafı, gücünü korumak adına yargıdan idari müdahalelere kadar bildiği tüm eski yöntemleri devreye sokuyor, muhalefeti "sindirme" stratejileriyle dizayn etmeye çalışıyor. Ancak görünen o ki, bu yöntemler artık toplum nezdinde karşılık bulmadığı gibi, tam tersi bir etki yaratıyor. Vatandaş, bu hamlelerin bir çözüm üretmekten ziyade, sadece koltuk koruma refleksi olduğunu çok net görüyor.
Toplum artık sadece bir yönetim değişikliği değil; liyakat, kültürel gelişme ve ekonomik refahı temel alan yeni bir zihniyet istiyor.
Vatandaş, muhalefet kanadından geri adım atmamasını, cesur olmasını ve "biz sizin arkanızdayız" diyerek güven vermesini bekliyor.
İktidarın baskı ve yasaklarla çizdiği rotası ise vatandaşın daha özgür ve demokratik Türkiye talepleriyle çatışmaya devam ediyor.

Anadolu'nun birçok kentinde filizlenen ve başarılı yönetim örnekleriyle somutlaşan o taze soluk, tüm Türkiye'ye yayılmak istiyor. Artık bu saatten sonra iktidar ne kadar baskı kurarsa kursun, toplumun bu "yeni başlangıç" talebini durdurması mümkün görünmüyor.
Şu bir gerçek ki, en sert kışlar bile baharı engelleyemez. Tıpkı betonun çatlağından inatla gün yüzüne çıkan bir çiçek gibi, toplumsal değişim talebi de tüm engellemelere rağmen inadına filizleniyor. 

Türkiye artık o çiçeğin mevsimine girdi; değişimi durdurmaya çalışan barajlar, bu güçlü akıntının karşısında çoktan çatlamaya başladı. Geriye kalan tek şey ise sandık başına gidip o taze baharı hep birlikte karşılamaktır. Çünkü demokrasi çiçeğe durdu, bahar çok yakın.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gazi Meclis'te 'Liyakat' Krizi: Görme Engelli Çalışana Bankta Mesai, Kıdemli Şefe 'Puantaj' Sürgünü!

Tarihi Adaletsizlik ve Felsefi Miras: Ömer Öneren'den Şeyh Bedreddin'e "Anıt Mezar Manifestosu

TBMM’de Ayrıcalık Zinciri: Koltuğu Bırakana Oda, Çalışana Yasak, Emekliye Kapı!